Takıntına Savaş Aç

2018’e girerken hem kendime, hem aileme, hem de çevremdeki insanların bile yararına olabilecek bir karar aldım; temizlik takıntımdan kurtulmak 🧟‍♀️ Hep söylüyorum; eğer sizin de temizlik (ya da başka bir takıntınız) yoksa, takıntısı olan kişiyi muhtemelen anlayamazsınız. Çoğu kişi sizi yargılar, yanlış anlar, yanlış aktarır ve hatta yapmadığınız şeyleri bile takıntı derecesinde yapıyormuşsunuz gibi aktarır. Bu, bizim için hem kırıcı hem de üzücü bir durum da olur. Artık kimi arkadaşımın evine gittiğimde benden çekindiklerini bile sezer olmuştum. “Orası dağınık Şule, kusura bakma, toparlayamadım”, “Burası dağınık kalmış, ay nolur yanlış anlama, böyle pis değilim” tarzı cümlelerle karşılaşıyordum. Halbuki benim kimsenin temizliği ya da pisliğiyle derdim yoktur. Çünkü benim derdim kendi dünyam ve kendi yaşam alanımdır. Benim “insanla” derdim de olmaz kolay kolay zaten, değerlerim ve bakış açım daha farklıdır… Öte yandan, çocuklarımdan ne kadar gizlemeye gayret etsem de, bir noktadan sonra onlar da durumun farkına varıp, takıntı derecesinde titizlik göstermeye başladılar. Bunu anladığım an, kendimle asıl yüzleştiğim an oldu. Bu hafta sonu mesela, anneme geldik. Hayatımda ilk defa evimi toplamadan (yani aslında bana göre toplu değil) dışarı çıktım. İlk gün daha rahat iken, bugün aklım hep evimde kaldı, çok da rahat edemedim… Takıntıma savaş açtığımdan beri bazı zamanlar rahat olabilirken, bazı zamanlar hayat anlamını bile yitirecek kadar sevimsizleşebiliyor. Nedeni ise sizce komik ama takıntıma göre ise bu önemli bir şey ☺️ Bu durum, zihinsel bir mesele. Takıntıya sebep olacak olayı çözümlemek lazım öncelikle. Bunu tek başımıza başaramıyorsak, mutlaka psikolojik destek almalıyız. Biraz da alışkanlık olduğunu düşünüyorum açıkçası. Sanki sigarayı bırakmak ya da 20 yıllık bir sevgiliden ansızın ayrılmak gibi düşünün ☺️ Farkındalık arttığında ise bir daha eski halinize dönüş yapamıyorsunuz ama iyileşme aşamasındayken henüz, tamamiyle de kurtulamıyorsunuz. Şu an zor bir geçiş dönemindeyim yani ☺️ Asla pes etmeyeceğim, geri adım atmayacağım ve bu zihinsel mikrobu beynimden temizleyeceğim. Bir takıntıdan vazgeçerken başka bir takıntı oluşturmamak da önemli tabii bu süreçte ve sonrasında. Bana destek olan arkadaşlarım da çok olduğu gibi, takıntısını yenmek için benimle birlikte adım atan arkadaşlarım da var 🙏🏽 Hep birlikte başaracağımıza eminim 💚 Eğer beni çok meşgul ederse zihnim “Şule, bu sadece senin takıntın. Her şey yolunda. Sakin kalmayı seçiyorum. “ gibi olumlamalarla, kendimi telkin ediyorum. Yine dediğim gibi; başaramayacağımızı düşündüğümüz ya da gördüğümüz anda, anında psikolojik destek de almalıyız. Ne yapıp edip bundan kurtulmalıyız. Hayat güvenli, yaşadığımız alan güvenli, biz güvendeyiz, fazla temizlik de fazla pis olmak kadar zararlı. Bu bakteriler bizim zihnimizde sandığımız ya da canlandırdığımız kadar tehlikeli olsa, “Doğa” ona göre bu noktada bir kural uyarlardı. Önemli olan bedenimize, yediğimize, içtiğimize odaklanmak. GAPS kitabını herkesin mutlaka okumasını diliyorum. O zaman asıl dikkat edilmesi gerekenin bunlar olduğunu hepimiz daha iyi anlardık. Nusret Kaya’yı hepimizin okumasını diliyorum. O zaman asıl dikkat etmemiz gerektiğinin zihnimiz ve çocuklarımızın gelişim süreçlerindeki davranışlarımız olduğunu anlardık. Yine cümleyi Nusret Kaya’nın bir sözüyle tamamlamak istiyorum: “Duygusal zeka denilen EQ, IQ’den üstündür. Bunun içindir ki, duyguların zincirleri kırılamaz derler. Duygularımızla hareket ediyoruz çünkü yüzde 28’lik korteks(üst beyin) hücreleri hiçbir zaman yüzde 72’lik alt beyin hücreleriyle başa çıkamaz. Duygularımızla başa çıkabilseydik, kimse depresyona girmez, hayatını perişan etmez, kimse nevroz olmaz, kimse psikoz olmazdı. Biz doktorların da işi çok kolay olurdu. İki kere üst beyinsel nutuk atardık herkes iyileşirdi.”

Yoruma kapalı.

MENÜ