bebek bloglari

10 Posts Anasayfa

Bebeğimin Söyleyecekleri Var

Yenidoğan bebeklerin henüz kanunlarda yerini almasa da, bir takım kuralları var. Bir kez de, daha yeni doğmuş Hira’nın ağzından bu kuralları “bebek severlere” anne kız olarak duyurmak istiyoruz.Hira diyorki;Bana dokunmadan önce mutlaka önce ellerinizi yıkamalısınız. Neticede bakterilerle yeni tanışıyorum ve bağışıklık sistemim çok hassas. Ellerinizi yıkamadan bana dokunmaya kalktığınızda annem bir şey derse size, kızmayın. Unutmayın ki benim ağzım şu an için O. Beni temsilen sizi o uyaracak. Bu görevi ona verdim. Ama siz zaten buna gerek kalmadan ellerinizi yıkarsınız da dimi…Hastaysanız lütfen iyileşene kadar beni görmeye gelmeyiniz. Biliyorum benimle tanışmak için can atıyorsunuz, hatta biliyorum ki annemi de çok seviyorsunuz ve bizimle mutluluğumuzu paylaşmak istiyorsunuz. Ama beni gerçekten seviyorsanız, lütfen iyileşince buyurunuz.Uyurken bana dokunmayınız. Ne uykumu bölünüz ne de uyurken beni seviniz. Çünkü uyku, beslenmem kadar önemli bir yerde benim için. Uyuyan bebeğe dokunulmaz.Annemden habersiz lütfen hurafe inançlarla ağzıma tükürmeyiniz!!! Böyle gelenekler de varmış diye duydum. Valla benden uyarması; annem böyle bir harekette bulunanı…

Ünlülerin Kuaföründen Sana Özel

Bir kadın için belli bazı günler vardır; çok çok özel. Bunların başında elbette düğünün gelir. Gelinliğin, makyajın, saçlarınla o kadar güzel olmak istersin ki, düğünümde hem güzel hem de özel olmayı arzulamış ve bunu çok içten yaşayan biri olarak senin için de bunun ne kadar önemli olabileceğini çok iyi tahmin edebiliyorum. Mesleğimiz gereği tanıdığım ve kendisine normal hayatında da, işinde de hayran olduğum bir isim var, benim can arkadaşım; Sezgin Mılık. Bu özel günümde onun sayesinde o kadar güzel bir gelin olmuştum ki, şimdi hakikaten mütevazi olamayacağım gençler, Sezgınım benden harikalar yaratttı gelinliğimde 🙂 Saçım ve makyajımla olmak istediğim marjinal gelini yakalamıştık 🙂 Buradan videoya ulaşabilirsiniz. Saç ve makyaj, yetenek ve sanat işidir bana göre. Sezgin de dizi, film ve reklam çekimleri, klipler, TV programları, konserler, katalog çekimleri gibi birçok alanda ünlülerin ve setlerin aranılan saç tasarımcısı ve makyözü olarak beni kırmadı ve biz hatunlar için ricada bulunduğum “tanıdık indiriminden”…

Mahremiyet Eğitimi Hakkında Ne Kadar Bilinçliyiz?

Çocuk tacizciliği ruhsal bir hastalıktır. Bir tacizci yapacağı tacizin sonuçlarını hesap ederek suistimale yönelmez. Taciz anında kişi aklının değil, dürtülerinin esiridir. Tacizci aklına değil, dürtülerine yenik düşer çünkü. Tacizcilerin hepsi akli dengesi yerinde insanlardır. Eğer taciz olaylarındaki azalma cezalandırma yoluyla olsaydı, Amerika gibi bazı ülkelerde hiç taciz vakasına rastlanmaması gerekirdi. Ancak ölüm korkusu dahi taciz olaylarının önüne geçememiştir. Bir tacizcinin tanımadığı bir çocuğun elinden tutup onu bir yerlere götürmeye çalışması çok zayıf bir ihtimaldir. Tacizciler, suistimal edeceği çocuğu ve ailesini çok yakından tanır çoğunlukla. Ailenin hassasiyetlerini ve önceliklerini bilir, çocuğun hangi olaya nasıl reflekslerle tepki vereceğini zaman içinde adım adım test eder. Unutmamalıdır ki tacizcilerin tamamına yakını, anne babanın oturup konuştuğu, tanıştığı kişilerden oluşur. Çocuk eğitiminin en önemli kısmı “Mahremiyet Eğitimi” dir. Yetişkinlerin bu eğitimin ne olduğunu, nasıl verildiğini ve mahremiyet eğitimi eksikliklerinin nelere sebep olabileceğini benimsemesi, çocukların hakkıdır. Ancak unutmamalıdır ki, her ne kadar mahremiyet eğitimi düzgün bir şekilde…

Güneş’le Konsept Bebek Fotoğrafçılığı

Kucağınızda XS bir insan varsa ve siz O’na ilerisi için güzel hatıralarla bezeli bir fotoğraf albümü bırakmak istiyorsanız, çok çılgın fikirlerim var size; Güneş’le keyfini sürerek gerçekleştirdiğimiz, bir yığın fotoğraf albümü 🙂 Konsept fotoğraf ve anne kız takım giyinme açısından şükür ki şanslıyım. Çünkü eşimin işi gereği iyi donanımlı bir fotoğraf makinemiz ve stüdyomuz var, teyzemizin Güneş ve benim için özel tasarladığı birbirinden farklı ve yaratıcı takım kıyafetlerimiz de. Yine eşimden öğrendiğim fotoğrafçılık ve sanat yönetmenliğini de hobi olarak hayatıma dahil ederken, Güneş’le birlikte bu hobimi bebeğimle konsept fotoğrafçılığına da verdim. Zamanla bana danışan insanlara fikirler de sundum bu sayede, kendim de eğlendim, geriye bir sürü hatıra da bırakmaya niyet ettim elbette 🙂 Bebeğine fotoğraf albümü bırakmak isteyen tüm annelere fikir olması açısından albümlerimizin bir kısmı detaylarıyla aşağıda: İlk olarak sunmak istediğim ve en sevdiklerimden: Minik Aşçı Konsepti. Stüdyoda hazırlanan konseptte, Güneş bize yemek pişiriyor. Sanırım yemeğin tuzuna da ayağının…

Neden Normal Doğum?

Anne adayı için doğum anı, ölüm korkusu ile eşdeğerdir. Aslında sırf bu sebeple, daha öncesinde doğumu tecrübe etmemiş birçok anne, normal doğumdan korkar ve sağlıklı bir bireyken sezaryen doğumu tercih eder. Kendi adıma, hayati bir durum söz konusu olmadıkça, her seferinde normal doğumu tercih edeceğim; neden? Normal doğumu tercih etmemde 3 etken var benim için. Birincisi; Uzman Pedagog Doktor Adem Güneş, ikincisi; benim için “anne” kadar kıymetli olan doğum doktorum Sevgili Meltem Eğilmez Kalkavan ve üçüncü neden de içgüdülerim.Peki, neden normal doğum?Süt oluşumunu da sağlayan prolaktin hormonu, doğumdaki acılar ve korkularla birlikte hızla vücuda yayılır ve böylelikle “anne duyarlılığı” da en üst seviyeye ulaşırmış. Böylece psikolojik olarak da anne, kendini bebeğine göre ayarlamaya başlarmış.Bebeğin ilk doğum anındaki ağlama sesi, anne vücudunu yoğun şekilde uyaran prolaktin hormonu sayesinde, anne tarafından “ana ses tonu” olarak kayıt altına alınırmış. Bu sayede, annenin uykusu ne kadar derin olursa olsun gece uyurken bebeğinin sesini duyup hemen…

Kendime Zaman Ayırıyorum!

Hayat benim için çocuklardan önce ve çocuklardan sonra diye ikiye ayrılıyor.. Anne olmadan önce * kendiyle çok ilgilenen; saçlar kıpkırmızı ve genelde bele kadar uzun, tırnaklar manikürlü ojeli, yüksek topuklu ayakkabılar, cilt bakım seansları, mini etekler, dekolteler falan filan. *Oldukça sosyal; bir çok şehri gezmiş, kültür turlarına katılmış, kamp tatilleri, hafta sonu tatil kaçamakları, kafelerden tutun da lansmanlar, konserler, barlar vs… Çocuklardan sonra ise genelde tırnaklar kısacık, kaşlarım Kırpık model, doğum kilolarından zor kurtulmayı başarmış, spor yapmaya vakit bulamayan, uykusuz, çok gerekmedikçe kuaföre gidemeyen, düz spor ayakkabı -ki bu ayakkabı da tek seferde, tek hamleyle giyilebilecek bir ayakkabı olmak şartıyla, öyle bağcık gibi detaylarla uzun uzadıya uğraştırmamalı beni -, bazı zamanlar akşam yemeğini yetiştiremeyen, duş almayı planlarken elinde havluyla koltuğun üzerinde sızıp kalmış -çünkü çocuk daha anca yatmıştır ve sen duşumu bari alayım derken yorgunluktan bayılmışsındır… – işte böyle insana dönüştüm. Eğer ev işlerine yardım eden bir yardımcım olsaydı elbette…

Sakin Ol!

YÜZYILIN EN HOŞ VE DE EN BOŞ KLİBİ SAKİN OL Başrollerde: Sezen aksu (gelin): yıllardır bekliyor “tık” yok. Neslihan yargıcı: titizdir, altı ayda bir yıkanır. Mithat can: adam olacak çocuk. Uzay hepari: yorum yok, sorun yok. Süheyla dura: süpürgeme binerim, yoluma giderim. Levent yüksel: esas kızın eşi, bey….. Ve tabii ki esas kız Sertab Erener.   Senaryo: ondan bundan şundan arak. Sinematograf (yani kameraman): hakan gürtop. Yönetmen (yani filmi çeken): Samim değer. Aşağıya doğru in şimdi bi.. Biraz daha aşağıya doğru in gene..         Of, bu ne sinir, bu ne öfke!         Aman bir telaş, bir acele,         Herkes birbirini boğacak.         Bu gidişle sonumuz ne olacak?         Kimi takmış alaturkaya,         Kimi batıdan şikâyetçi.         Ne var sanki bunda kızacak,         Dünya hali bu gelip geçici.         Hişt hişt, sakin…

Çok Şükür

Hamilelik güzeldir, zevklidir, duygular genelde karmaşıktır, hormonlar tavan yapmıştır falan ama, bir mucizeye bedeninde şahit olmak, toprağın tohumu büyütmesi gibi bedeninin de tohumunu bir insana dönüştürmesini izlemek hem hayret verici hem de maneviyatını artırıcı bir deneyimdir. Kadın olmak belki de ilk defa ayrıcalıklı gelir insana. Bedenine hiç bakmadığın kadar özen gösterirsin. Zırhlanırsın adeta; tüm zorluk olasılıklarına ve acılarına. Ama o kadar lezzetlidir ki hamilelik, tadını vara vara yaşamak, içinde bir canlının olması, bebeğinin seni hissettiğini bilmen ve aşkın en yalın halini anlarsın artık. Aslında bu ifadelerimden de ötededir; hani derler ya yaşamadan bilemezsin, anlatılamaz. İşte tam da böyle bir şeydir. Çoğalmak güzelmiş meğer, çocuğun değil çocuklarının olması gerekmiş aslında. Geçen hafta normal doğum yapan bir arkadaşıma hem doulalık hem de doğum fotoğrafçılığı yapmak için doğum anı boyunca yanında oldum. Ben de daha öncesinde normal doğumu deneyimlemiş biri olarak, sanki ilk defa görüyormuşum gibi hissettim yine de o an. Hiç ağlayacağımı…

İkizler Birbirlerinin Acılarını Hisseder mi?

Anne karnında bile hiç yalnızlığı tatmamış biriyim ben ikizim sayesinde. Haha, ne güzel dimi 🙂 Güzel olması için tek bir koşulun var ama; sana tıpatıp benzeyen, senin aynadaki görüntün gibi olan bu copy paste insanla anlaşabiliyor musun? Normal kardeşlere göre bile daha önemli bu anlaşabilmek ikizler için. Sonuç itibariyle hayatı birlikte öğrenirsiniz, birlikte keşfedersiniz, hem arkadaş hem de kardeştir bu kopyan senin. Tabii tek yumurta ikiziyseniz kopyasınızdır. Ben tek yumurtayım. Anne kesesinden beri birlikte olduğum bir kardeşim var. Ve ikizler hakkında çok merak edilen bir soru var; ikizler birbirlerinin acısını hisseder mi? Evet. Bebekken daha çok olan bu duygu, zamanla azalsa da 30 yaşımızdayız ve hala hissedebiliyoruz. Aslında benden ziyade, ikizim daha çok hissediyor. Sanırım o beni daha çok seviyor :)) Çocukluğumuzdan beri türlü türlü komik olaylar yaşamışlığımız vardır. Mesela 8-9 yaşlarımda ben hasta olup da eczanede iğne vurdururken ikizim de evin içinde “popom acıyooo” diye tepinerek ağlıyormuş. İkizim 6…

Hamilelikte Aş Erme

Hamileliğimden önce, kadınların aşerme olayını şımarıklık olarak değerlendirirdim. Hani sanki fırsat bulmuşlar da, “bak karnımda senin çocuğunu taşıyorum, evet bana daha çok ilgi göster, işte elime bir koz geçti, seni nasıl parmağımda oynatabilirim, şu anın tadını çıkarayım” gibi çoğaltılabilecek içsel nedenlerden dolayı sanki oynuyorlarmış gibi gelirdi bana. Ama 2 hamileliğimde de deli gibi aşermemle anladım ki bunların hiçbiri numara değilmiş.. Hemcinslerimin günahını almayınız. Genellikle hamileliğin ilk aylarında kadınların bir şeye karşı duydukları aşırı istek ya da aşırı isteksizlik, tiksintiye aş erme deniliyor. Bu istenilen şey illa yenilmesi gereken bir şey de olmayabilir. Mesela kimisine göre benzin, kimine göre kömür, kimine göre toprağa karşı aş eren yani yemek isteyen de olabileceği gibi, bazı yemeklere karşı tiksinti gelmesi de mümkün olabilir hamile kişinin. Anlayacağınız, kimi zaman hormonsal nedenler, kimi zaman da psikolojik nedenlerle hamilenin bir şeyleri çok istemesi ya da istememesi aşermektir. Genellikle ilk 3 ay sürer fakat kiminde 9 ay boyunca…

MENÜ