anne cocuk

6 Posts Anasayfa

Annem ve Babam Artık Kardeşimi Seviyor

Küçük kardeş Hira geldi; hayatımızın bütün dengeleri değişti 🙂 Ben daha yoğun, uykusuz, yemek yapma telaşlı, temizlik takıntılı, kimi zaman sinirli, yeni doğan bebeğimin gazı, emmesi, uykusu, banyosu, kırkı, yirmisi, dişi, ateşi, gelişimi, yemesi derken iyice uçmuşum zaten. Eşim dersen çok yoğun, kimi zaman eve bile gelemiyor. Ki zaten ve artık daha da çok çalışmak zorunda 🙂 Sohbet etmeyi bırak; birbirimizi göremiyoruz bile. Tek muhabbetimiz “alınacaklar listesi”, Hira’nın doktor kontrolü günleri, Güneş’in psikolojisi. Buna rağmen biz kendi dertlerimizi unutup, Güneş’in kardeş şokunun üzerine yoğunlaşmışız. Neden mi; çünkü kardeşini kıskanıyor, artık daha az sevileceğini düşünüyor, beni paylaşmak istemiyor, kaygılı, belki de travmalarda, içine kapanmış vaziyette, fevri, sürekli ağlayan, kardeşi ile baş başa kaldığımda kapılardan beni gözetleyen, büyümek istemeyen ağlayan isteyen bir çocuğa dönüştü… Çocuğa bir şeyler oldu ayol, sinirlerim tepemde, gerilmişim iyice! Ne yapsam da ulaşsam ona, ne zaman açacak alıcılarını, ne zaman konfor alanına geri dönecek bu çocuk? Kimi psikologlar…

Sevgi Dolu Çocuklar

Çocuklarınızı nasıl böyle sevgi dolu yetiştiriyorsunuz❓ Sık sorulan sorulardan birine yine cevap vermeye çalışayım.  Öncelikle, gebeliklerimden bu yana onların bir birey olduğunu hiçbir zaman göz ardı etmeden onlara yaklaştım. Hamileliğimde yoga ve ayrıca nefes egzersizleri yaptım ki vücut ve zihin rahatlığı ile hem kendim, hem de bebeğim anda kalalım diye bu yöntemleri seçtim. Bunların yanı sıra (bu kişisel tercihinizdir) namaz kılmak da manevi bir huzur sağladığı için, ibadetime daha dikkat etmeye özen gösterdim (abdest de tabii). Karnımda iken Kuran, meditasyon müzikleri ve Şebo hayranı olduğum için onlara Şebo da dinlettim. Bazen karnıma kulaklık koyarak ☺️  Doğum tercihimi epidural dahi kullanmadan, normal doğum olmasını seçtim. Sağlıkla ilgili bir sorun olmadığı sürece, ben her zaman normal doğum taraftarıyım; ağrı, acı ve sancılara rağmen. Çünkü çocuklarımla yaşayacağım her an’ı, hem bedenen, hem de zihnen yaşamam gerektiğini düşünüyorum. Bu konuyu hamile annelerimiz de lütfen araştırsın. Ben de detaylı yazmak istiyorum ama sezaryen doğum yapan…

İki Çocukla Hayatımı Kolaylaştıranlar

“İnsanı yoğunluk değil, strestir hasta eden” gibi bir yazı okumuştum bir kitapta. Şimdi cümlenin ne tam hali ne de kitabın adı aklımda fakat beynime iyice yer eden ve bir nevi aydınlanmamı sağlayan bir cümleydi kendileri. Evet, gerçekten de doğruydu. Bizleri mutsuz eden, hasta eden şey koşuşturmalar değil, o koşuşturmalara karşı savunma oluşturan stresimizdi. Spor yapıp yorulduğumuzda bile neden kendimizi zinde hissedebiliyorduk? Bu gibi aktiviteleri yaparken bırakın stresli olmayı, aksine stres atabiliyoruz. Sonuçta ister göbek at, ister pilates yap; hiçbir zaman kendini mutsuz bulamazsın. Çünkü aktivite yaparken stres altında olmuyoruz… Şimdi, bu stresi koşu ve dans pistlerinden alıp, evinize getiriyorum. Tam da şuracıkta, başınızın üzerinde yeri var bu minnoş misafirin. Öyle bir misafir ki, zaten çocuklar, ev işleri, gidilecek yerler, gelecek misafirler, ütüler, yemekler, bulaşıklar, çocukların okulları, oydu buydu şuydu derken bir dünya işiniz var; bir de stres biniyor ki aman aman, sayesinde hem zihinsel yoruluyorsunuz, hem fiziksel. Nasıl bir kem’se kendileri, her…

Anne Çocuk İlişkisi

Çocuk gelişimi ve eğitimi, benim için ciddi bir konu ve bu alanda mümkün olduğunca doğru kaynaklar bulmaya, araştırmaya, uygulamaya önem veririm. İlk gebeliğimden bu yana da, çocuk gelişimi ve psikolojisi üzerine mümkün olabildiğince dinamik kalmaya özen gösteriyorum çünkü çocuk demek, bana göre sadece evlat ya da sadece anne olmak demek değil; çocuk demek aynı zamanda toplumu oluşturan, eğitimi, ahlakı, vicdanı, kültürü, bilgisi, farkındalığı, sağlığı, yetenekleri, zekası, kişiliği ile geleceği oluşturan, barışçıl, sevgi dolu, empati kurabilen, başarılı, özverili, saygılı, anlayışlı ve iletişim kurmasını bilen bir toplumun yetişmesindeki çekirdek demek. “Öyle seviyorum ki”, “anne olunca anladım”, “aşk neymiş, seninle öğrendim”, “ben doğurdum, benim!” gibi cümleler kurup da bireyi bazen kendi malımmış gibi sahiplenmek, bazen de kendi yapamadıklarımı çocuğuma yaptırıp da kendi eksikliklerimi onda tamamlamaya çalışmak yerine, ona iyi bir rehber olabilmek, çocuğun yeteneklerini keşfedebilmek, zeka türünü anlayabilmek, gerek zekasal gerek bedensel gerekse de duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilmek, aşkın sevginin ve hissettiklerimin yanı sıra elimden…

Anne Çocuk Saati

Meyve Toplamaca Oyunu  Güneş 2 yaşında iken, anne kız keçelerle yaptığımız bir ağacımız vardı bizim. Hala da bu ağaç buzdolabında mıknatıslarla takılı durur ve Güneş arada sırada gelip gidip bu ağaçtan elma toplar :)2 yaş döneminde çocuk daha küçük olduğu için de detaylı çizim ya da kesimler değil, mümkün olduğunca düz, büyük ve anlaşılabilir çizimler yapıyordum. Bu da hem hazırlayacağımız oyunları daha çabuk meydana getirmemizi hem de daha kolay anlatmamı sağlıyordu. Bir resim kağıdına kocaman bir ağaç yaptık keçeyl. Kocaman bir elma ağacı. Bu ağaç için de Malzemelerimiz; Kahvrengi, yeşil ve kırmızı renkten keçelerKüçük yuvarlak mıknatıslar (buzdolabına takılan yuvarlak magnetler)YapıştırıcıResim kağıdı Yapımı çok basit ama oynaması da bir o kadar keyifli bir çalışma oldu. Önce, zevkimize göre çizip kestiğimiz ağacın gövde ve yapraklarını resim kağıdına yapıştırdık. Daha sonra da kestiğimiz kırmızı keçelerden elma yaptık. elmaların arkasını da yapıştırıcı ile yapıştırdık. Böylece, elmalar ağaçta asılıymış gibi kalmasını sağlamış olduk. Elmaların arkasına da mıknatıslarımızı yapıştırdıktan…

Çocuğa Büyüdüğünü Hissettirmek

Çocuğumla ilişkimde sürekli olarak 4 şeyin üzerinde duruyorum; koşulsuz sevgi, iletişim, dokunma ve saygı. “Ne olursa olsun hep seni seveceğimi ve yanında olacağımı bil, bana güven” mesajını gerek günlük hayatımda yaşadıklarımızdan, gerekse de iletişim yolu ile Güneş’e sürekli yansıtırım. Koşulsuz sevip de şımartmanın önüne geçmek içinse, bir konuda “hayır”ım varsa, ona net ve kararlı bir tavırla da iletirim. Bunu da saygıyla, yumuşak ve kararlı bir ses tonuyla ve göz göze hizayla ona iletirim. Hissetiğim her şeyi ona söyleyip ve onun da ne hissettiğini anladığımı, kendisine hak verdiğimi de dile getirerek elbette. Böylece güven, sevgi, iletişim ve çocuğa saygının eksik olmadığı çerçevede zamanla onun da sağlıklı bir ruh haliyle büyüdüğünü görmek de beni motive eder. Konuşabilen tek varlık insan olduğuna göre ve doğuştan sevgi ve kabul görme duygularını içimizde barındırdığımıza göre, bireyin doğduğundan beri bu dörtlü duygu ile beslenmesi, bebekken bile kişinin hakkı, bu hakkı kendisine verilmediğinde de dolayısıyla kişiye haksızlıktır bana göre.…

MENÜ