anne çocuk blogları

10 Posts Anasayfa

Cani Annenin Annesi

Bazen düşünüyorum da, Anne kişi olarak hepimiz hayatımızı çocuklarımıza göre şekillendiriyoruz, önce çocuklarımızın öncelikleri geliyor, kendi istek ve arzularımızı ikinci plana atıyoruz, Onları öpüp koklarken ibadet tadında huzur hissediyoruz, Aşk’ın en saf haliyle onları yetiştirmeyi ve kollamayı hedefliyoruz.. Öte yandan da bazı haberlerde gerek üvey gerek öz annelerin çeşitli işkence, istismar, eziyet ve caniliklerini izledikçe aklım bir türlü idrak edemiyor. Nasıl oluyor da bu vahişlikleri mümkün olabiliyor? Ben o cani videoları izleyemiyorum bile, gözyaşlarıma hakim olamıyorum, keşke yüreğim büyüse büyüse büyüse ve tüm çocukları sevgiyle kucaklayabilse, böyle bir yeteneğim olabilse diye yakarıyorum. Sonra üzerine bir kez daha düşünüyorum; belayı hak eden bu canilere herkes gibi bela okumadan önce: Tüm psikopatların neden ve nasıl, hangi durumlara karşı böyle zaaf ve canilikleri oluyor? Çıkan sonuç da; bu canilerin, çocukluklarında ailelerinden yeterince sevgi alamayıp, işkence görüp, iletişimin eksik olduğu sağlıksız ortamlarda yetişmelerinden kaynaklanıyor aslında her şey. O yüzden de diyorumki işte; tüm bu…

Sünnet, Fitil, Uyku ve Psikoloji Üzerine

Bebeğin 2 yaşına kadar yaşadıkları bebeği nasıl etkiler? Fitil konulması doğru mudur? Bebekle birlikte uyumak doğru mudur? Annenin hamilelik dönemi ne denli önemlidir? Sünnet ettirilirken nelere dikkat etmek gerekir? Temel inşaat bozuklukları nedir? 2 yıl önce tamamiyle tesadüf eseri karşılaştığım ve kitaplarından edindiğim bilgilerinden kendimi alamadığım bir isim çıktı karşıma; Doç. Dr. Nusret Kaya. Şimdilerde 40 yılı aşkın süredir, 65000 üzerinde rüya analizi yaparak, yine danışanlarına da rüya analizi ağırlıklı tedavi uygulayan Nusret Kaya; beynin yapısı, bilinçaltı, takıntılardan kurtulma, insanın anne karnından şimdiki anına kadar psikolojik durumunu çok iyi anlamış ve bunu da yılların tecrübesi ve bilgi birikimiyle bizlere lütuf olarak sunmuş bir isim. Çocuk gelişimi üzerine bilgilerinden bahsetmeden önce, kısaca size Nusret Kaya’nın anlatımıyla “beynin yapısından” bahsetmek istiyorum: Bir ceviz düşünün. Şekil olarak da beyine benzediği gibi, örneklendirme olarak da yine ceviz üzerinden devam edeceğim. Cevizin üzerinde sarıyla kahverengi tonları arasında ince bir yapı vardır. Cevizin kendisi de o zar…

Mazeretim Yok! Spora Devam!

Kendi adıma itiraf etmeliyim ki, hayatıma sporu dahil etmek bana göre güçtü çünkü çalışan bir bayandım ve spora ayıracak bir vaktim yoktu, çalışma saatlerim yoğun ve uzundu. Her zaman fazla kilolarımdan şikayetçiydim ama daha fit olmak için de bir çabam yoktu. Spor yapmayı da bir spor salonuna yazılmaktan ibaret sanırdım. Sonra doğum yaptım, üzerimden atamadığım doğum kilolarım, 1 sene kadar beni bırakmadı. Ardından diyete başladım ki diyetin çok faydasını gördüm. Sevgili Diyetisyen Fatmagül Yılmaz Öztürk’ün desteğiyle yine eski kiloma döndüm. Diyetin yanısıra da evde bebeğim uyuduğu vakitlerde spor yapmaya başladım. Shaun T’nin T25 Focus çalışmalarına ve Leslie Sansone’nin evde bir mil yürüyüş çalışmalarına devam ettim. Kimi zaman da Shakira müzikleriyle dans ettim 🙂 Sonuç gayet başarılıydı, artık daha iyi görünüyordum ve daha sağlıklıydım 🙂 Sonra bir gün LifeRun Türkiye ekibine rastladım. Kalabalıkça bir ekiple hem eğlenerek, hem sosyalleşerek, hem de kendime vakit ayırma fırsatını değerlendirerek, harika bir etkinliğin içinde buluverdim kendimi.…

Fedakar Olma!

1985 yılında doğmuş bir garibanım ben. Gariban çünkü beş parasız, çıplak, muhtaç bir insanmışım ilk doğduğumda. Ama, kol kanat geren kocaman yürekli bir annenin kollarına vermişler beni. Ne parasızlığımı, ne çıplaklığımı bahane etmiş, ne de muhtaç diye beni geri çevirmiş. Aksine, çok sevmiş beni. Prematüre ve ikiz doğan beni ve kardeşimi sevgiyle kabul etmiş. İlk düşüşüm böyle olmuş yani. Şanslıymışım çünkü ne cebimdeki, ne üstümdeki, ne de elimdeki önemli değilmiş. Elimden tutanım varmış. Ben, doğduğumdan beri düşene sahip çıkmayı “doğru” olarak benimsemişim bu yüzden. Düşenin, yardıma ihtiyacı olanın, ağlayanın, üzülenin elimden geldiğince yardımına koşmuşum. Çünkü düştüğümde benim yanımda olan melek (annem) bana hep bunu öğretmiş.. Sonra, farkında olmadan bir de bakmışım ki daha minik yaşlarımdan beri herkesin annesi olmuşum ben. Fedakar bir anne ki, yeterki iyi olunsun diye gerekirse kendi mutluluk ve rahatlığımdan ödün vermişim herkese. Cebimdeki, tabağımdaki, bildiğimdeki her şeyi yolu yolumun üstünden geçen herkese ikramlamışım hep. Fakat öyle…

Çalışan Anne Olmak

15 – 16 yaşlarımdayken hep düşünürdüm; “insan neden anne baba olmak ister? Ben de bir gün evlenirsem çocuklarım olsun isterim. Ama niçin bunu isterim?” der ve kendime bir cevap bulamazdım. Anne baba olmak isteyip de olamayanları düşünür, niçin bu kadar üzüldüklerini anlamaya çalışırdım. Olay neydi, neden böyle bir içgüdümüz vardı? Olay bir bebek sevmekse eğer, zaten yeni doğan bebekler vardı çevremizde; yeğenler vardı, kardeşler vardı, komşunun bebeği vardı gibi gibi. İlla doğurmak mı gerekirdi? Amacın sevgini bir bebeğe aktarmaksa zaten bunu diğer bebeklere de yapabilirdin. Neden yaradılış gereği kendinden bir parça sunmak olsundu dünyaya? Yoksa sevgi, aslında Yaradan’ın bir oyunu muydu? Sonuç itibariyle ve 15 – 16 yaşındaki bir kıza göre bebek demek sorumluluk demekti. Onu iyi yetiştirmek için kendinden gerekirse fedakarlık yapmak, uykundan zaman ayırmak, çalışma hayatından feragat etmek, sosyal hayatından ödün vermek, bakımlı olmaktan kimi zaman hatta vazgeçmek demekti. Aslına bakarsanız bebeğinin olması demek, realitede kendine yük ve…

Çocuk ve Televizyon

Çocuk gelişiminde televizyon etkeninin çocukları olumsuz yönde etkilediği bilinen bir gerçek elbette. Özellikle de 0-3 yaş dönemindeki çocukları televizyon karşısında sürekli bırakmak, yeterince ilgilenmemek, televizyona bakıcı görevi üstlendirmek gibi yapılan hatalar çocuklarda ilgisizliğe, anne ve diğer çevresi ile bağının kopmasına, en verimli öğrenme çağının eğitimsiz ve ilgisiz geçmesine ve otizme süreklemesine bile neden olabileceğini uzmanlar bu konu üzerinde sık sık durarak ifade ediyorlar zaten. Bu sebeple televizyonu çok az izlettirmek gerektiğini, izleteceğimiz zamanda da bebeğimizin kucağımızda olmasını gerektiğini, dış dünyayla bağının kopmasını bu şekilde önleyebileceğimizi söylüyorlar.Güneş’le televizyon izleme konusuna değinmeden önce, onunla nasıl etkili iletişim yolu izlediğimize de değinmek istiyorum ki hangi doğrultuda neden ve ne kadar televizyon seyrettiğimizi daha iyi ifade edebilmek için.Güneş 4 aylıkken ilk defa “baba”, 6. ayının içindeyken ilk defa bir köpek görünce “hov” demişti. Hayvanların çıkardığı sesleri (hindi, maymun, eşek, inek, kuzu, tavuk, horoz, kelebek, balık, kuş, kedi, köpek, kaplan, aslan, ayı, arı, sinek, yılan…

Çocuğun Anne Babasıyla Uyuması Doğru mu?

Ben dahil tüm annelerin sorduğu ortak soru; çocukla birlikte uyumak doğru mu? Hiç mi birlikte uyumamalıyız, alıştırmamalıyız yoksa belli bir döneme kadar uyuyabilir mi? Kafaları karıştırdığı gibi, çocuğun gelişimi için de en doğru olan nedir? Bu konuda farklı farklı açıklamalar dinlesek de, içgüdüsel olarak ben kararımı şu nedenlerden dolayı bu şekilde verdim, en çok da Onlar’ın gözüyle: Düşünün. Siz o minik bebeksiniz. Kendinizi O’nun yerine bir koyun: Nereden geldiğinizi bilmiyorsunuz, ne olduğunuzu da. Her şey sizin için devasa büyük, çok değişik ve korkunç. Size tanıdık gelen sadece 3 şey var: birincisi birine ait bir ses tonu, ikincisi birine ait koku, üçüncüsü de anne karnında bol bol duyduğunuz kalp sesi ve bağırsak sesi başta olmak üzere plasentadaki su sesi ve diğer organların sesleri. 37 derecelik sıcacık bir yerden çıkmışken, şimdi muhtemelen ara ara üşüme hissiniz var. Karnınız acıksa ya da susasanız içinde bulunduğunuz suyu içiyordunuz. Şimdi ise karnınızda değişik bir acı…

Yemek Yemeye Alışmak

Güneş 2 yıldır neredeyse sadece meme emerek beslendi. Hiçbir şekilde ek gıda yediremedim diyebilirim. Bir önceki yazıda da bahsettiğim gibi, emme maceramızı babaannemizde sonlandırmıştık. Biraz bu dönem çocuğun suyuna gitmek biraz da babaanne yanında daha çok çocuğun istedikleri yapılmasından dolayı çikolata, tost, kurabiye ve ekmek gibi yiyecekleri yaklaşık 20 gün kadar sürdürdük ki ilk zamanlar yemek seçiminde onu daha özgür bırakırsam bu süreci daha rahat atlatırız diye düşündüm. Suyuna gittik kısacası… Bu süre içinde çok nadiren faydalı gıdalar yedirebildik. Bundan dolayı da Güneş, hem iyice kabız oldu hem de çikolataya bağlı olarak alerji oldu.. Çikolata neredeyse hiç tüketmediği için bu zamana kadar ya da çok az verdiğimiz için, çikolataya alerjisi olduğunu da bilmiyorduk maalesef… Eve geldiğimizde de aynı yemek koşullarını sürdürmemekte kararlıydım. İlk 2 gün neredeyse bir şey yemedi diyebilirim. Sürekli tost ve kubabiye (kurabiye) diye ağladı. Her tost ve kurabiye diye tutturmalarında da ona izah ettim; annecim tost ve kurabiye…

Organik Köy Kahvaltısı

Hele de İstanbul gibi metropol bir şehirde yaşıyorsanız, doğal tatlarla kahvaltı keyfi yapmak için seçenekleriniz sınırlıdır. Özellikle de kış ayına girdiğimiz bu aylardan itibaren çocuğunuzla birlikte günü değerlendirmek, eşinizle rahatça ve enfes bir kahvaltının tadını çıkarmak istemek, hak verirsinizki biz anneler için bilhassa hayal olarak görünebiliyor çoğu zaman. Aynı koşullar benim için de geçerli olduğundan, geçtiğimiz günlerde eşimle birlikte keşfettiğimiz bir mekanı paylaşmak istedim ki ortam, kalite, sunum, müzik ve daha da önemlisi organik bir kahvaltıyla karşılanmak benim için muazzam bir keyifti. Kabak Kafe Yeşilköy’den bahsediyorum. Kahvaltısı tamamiyle organik. Tüm reçeller ev yapımı, tüm ürünler doğal. Ortam ise huzur verici. Vintage mobilyalarla döşenmiş, sizi salonunda misafir eden ev sahibi kibarlığında sevgili Alex ve Bade’nin güleryüzü, dinlendirici müzikler, sevimli bir bahçesi ile muhteşem bir butik kafe burası. Üstelik, çocukla da gidilebilecek, gittiğinizde kahvaltının tadını çıkarabilecek ve hele de vintage hayranı bir yanınız varsa bol bol ambiansını soluyabileceğiniz bir ortam. Dahası, ev…

Mustela’dan Çocuklar İçin Rahatlatıcı Göğüs Balsamı

Güneş her rahatsızlandığında hem şurup içirememenin verdiği gerilim hem de iştahsız bir bebeği iyileştirmenin yollarını denerken kurduğum tek cümle; Allah’ım yaa, O hasta olacağına ben olayım!! İtiraf ediyorum; bu cümle sadece Güneş’in hasta olduğuna üzüldüğümden de değil, kendimi de düşündüğümden söylediğim bir cümle :)) Evet, çocuk zaten halsiz ve kendini iyi hissetmiyor. Bunun üzüntüsünü zaten yaşıyorum. Ama tüm bunların yanında da, O hastalanınca bana da işkence oluyor. Yaz kış dinlemeden burun akıntıları ve öksürükler, bilhassa yaz aylarında çoğalan terleme ile daha da aktifleşiyor. Sürekli atletini değiştirip, uykusunda sırtına havlu koysam da, özellikle de dışarıda uyuduğu zaman Güneş’in öksürmesi ya da burun akıntılarına başlaması an meselesi olabiliyor. Şükür ki, sonunda beni de Güneş’i de memnun edecek bir ürün bulduk biz; Mustela Rahatlatıcı Göğüs Balsamı.  Kremi uygulamadan önce, 15 dakika kadar banyoda sıcak suyu açıp, kapıyı da kapatıp içerinin iyice buhar olmasını sağlıyorum. Buharın içinde biraz daha fazla oyalanarak Güneş’i yıkadıktan sonra…

MENÜ