anne bebek

10 Posts Anasayfa

Helikopter Ebeveyn

Mükemmel bir insan olmalı benim çocuğum. Vaktini her zaman verimli geçirmesi için elimden gelen her desteği sağlamalıyım. Sürekli kurslar, atölyeler, enstrüman eğitimleri, anne çocuk grupları, spor faaliyetleri, oyunlarla dolu, dopdolu bir program hazırlamalıyım ona. Bazen gizliden gizliye, bazen de alenen hep kontrolüm altında tutmalıyım. Arkadaşlık ilişkileri, okulda ders ve öğretmenleriyle ilişkileri, aile içi ilişkisi her zaman iyi olmalı ve herhangi bir sorunda problem çözmesine ya da başa çıkabilmesine gerek bile kalmadan hemen araya girmeliyim. Çünkü kimse benim çocuğuma kötü bir şey söyleyemez ve onun acı çekmesine, zorlanmasına asla katlanamam. O hep mutlu olmalı ve kanatlarımın altında her zaman güvende olduğunu, ben varken kimsenin onu üzemeyeceğini hissettirmeliyim. Ve tabii tüm derslerinde başarılı olmalı. Kötü gelen bir notu asla ona yakıştıramam ve kaygı yaşarım. Bu gerilimli ortamın oluşmasına hiçbir zaman müsaade etmemeliyim. Bir de hayalimdeki mesleği seçerse işte, o zaman daha da iyi olur. Ne hissettiği(m) çok değerli olduğu için, tıpkı hayallerimde…

Memeden Kesme Dönemi ve Anne Sütü

Yazıya nasıl başlayacağımı bilemiyorum aslında. Çünkü bebeğini emziremeyen annelerimiz var, bebeğinin emmeyi bıraktığı annelerimiz var, çalışan annelerimiz var, sütü az gelen annelerimiz var… Aynı şekilde bebeğini normal doğum ile kucağına alamayan annelerimiz de var. Benim anne sütü ve memeden kesme konusunda detaylı açıklama yapma sebebim, annelere naçizane edindiğim bilgileri ve izlediğim yolu, neyi neden yaptığıma değinmek için. İkinci bebeğim Hira’yı anne sütünden kesme tecrübemize değinmeden önce, birkaç bilgi paylaşmak istiyorum. Bebek İçin Anne Sütünün Önemi Doğumun gerçekleşmesi ile birlikte, artık memeden süt de gelmeye başlar. Sezaryen doğumlarda bu sürecin başlaması daha uzun sürebilir fakat normal doğumlarda ilk önce daha az fakat genellikle dördüncü günden sonra oldukça yoğun olarak anne sütü gelmeye başlar. “Bebeğin doymadığını düşünmeyin” diyordu doktorum, çünkü onların mideleri zaten zeytin büyüklüğünde imiş 🙂 Emzirdikçe de süt çoğalmaya devam eder. Bunu prolaktin hormonu sağlar. Bebeğimizi emzirdikçe de bu hormon devreye girer. Normal şartlarda mükemmel işleyen bu hormon, annenin strese…

Ağlayan Çocukla İletişim

Çocuk bu, ağlayacak. Biz de her an an’ı yaşamıyoruz, sürekli bir uyum içinde, dengede değiliz elbette. İnatlaşmalar, öfkelenmeler, ağlamalar muhakkak ki Güneş’te de oluyor. Çünkü neticede o da bir çocuk ☺  Böyle anlarda önce kendim sakin kalmaya çalışıyorum. Beni dinleyemeyecek kadar öfkeli ise, bir iki cümle açıklama yapmaya çalışıyorum ve sonrasında susturmak yerine içindeki öfke duygusu geçene kadar ağlamasına müsaade ediyorum. O duyguyu iyice attıktan sonra “sakinleştin mi, artık konuşabilir miyiz?” diye soruyorum. Zaten öfkesi geçti ise, sakinleştiğini söylüyor ve konuya giriyorum.  Dün parktaki halat köprüden korktuğu için ağladı ve bir türlü yatıştıramadım. Ağlaması geçtiğinde ise sohbetimiz şöyle devam etti:  -Artık sakinleştin mi, konuşabilir miyiz?  – Evet – Biliyor musun, şu an sana çok kızgınım.  – Biliyorum. O sallanan ipten geçmediğim için, ağladığım için kızdın.  – Evet, konu bu ama asıl sebep bu değil. Korkman çok normal. Ben de senin yaşında iken korkardım. Bu, senin kendini güvende hissedip hissetmemenle ilgili.…

Sevgi Dolu Çocuklar

Çocuklarınızı nasıl böyle sevgi dolu yetiştiriyorsunuz❓ Sık sorulan sorulardan birine yine cevap vermeye çalışayım.  Öncelikle, gebeliklerimden bu yana onların bir birey olduğunu hiçbir zaman göz ardı etmeden onlara yaklaştım. Hamileliğimde yoga ve ayrıca nefes egzersizleri yaptım ki vücut ve zihin rahatlığı ile hem kendim, hem de bebeğim anda kalalım diye bu yöntemleri seçtim. Bunların yanı sıra (bu kişisel tercihinizdir) namaz kılmak da manevi bir huzur sağladığı için, ibadetime daha dikkat etmeye özen gösterdim (abdest de tabii). Karnımda iken Kuran, meditasyon müzikleri ve Şebo hayranı olduğum için onlara Şebo da dinlettim. Bazen karnıma kulaklık koyarak ☺️  Doğum tercihimi epidural dahi kullanmadan, normal doğum olmasını seçtim. Sağlıkla ilgili bir sorun olmadığı sürece, ben her zaman normal doğum taraftarıyım; ağrı, acı ve sancılara rağmen. Çünkü çocuklarımla yaşayacağım her an’ı, hem bedenen, hem de zihnen yaşamam gerektiğini düşünüyorum. Bu konuyu hamile annelerimiz de lütfen araştırsın. Ben de detaylı yazmak istiyorum ama sezaryen doğum yapan…

Kışın Çocukla Dışarı Çıkmak

İlk bebeğimde gerek evde, gerek dışarıda ben de çok zorlanıyordum. Aynı zamanda da dışarı ne zaman çıksam, tam bir işkence gözüyle bakıyordum. Gittiğim yerden zevk alamam; yemeğiydi, emzirmesiydi, alt değiştirmesiydi, uykusuydu derken dışarıda çocuk da ben de eziyet çekeriz diye düşünüyordum. Bu düşüncem 1 buçuk yıl kadar sürdü. O süre zarfında neredeyse tek gittiğim yer annem oldu. Sonra bir baktım; kilo almışım, saçımı neredeyse hiç taramamışım, kaşlarım Susam Sokağı’ndaki Kırpık’a dönmüş, içim kararmış ama farkında değilmişim, insanlardan ve sosyal hayattan tamamen kopmuşum. Bunu anladığım an dedim ki “Şule, hemen silkelen ve kendine gel. İlk olarak zayıflamaktan başlıyorsun işe. Sonra da kendine güzel kıyafetler alıyorsun. Kuaföre gidip en azından kaşlarını aldırıyorsun. Yapabildiğin kadar saçlarına bakıyorsun, ojeni sürüyorsun, takılarını takıyorsun. Bebekli olman, anne olman demek; kendinden vazgeçmen demek değil. Bebeğine annelik yapman demek, senin ‘fedakar’ olman demek değil. Fedakar olmakla iyi olmayı birbirine karıştırma. Sen kendine değer verirsen, kendine zaman ayırırsan işte…

Bebek Konuşuyor

Merhaba. Ben Bebek. Siz de; hep benim hayatıma özenen büyüklersiniz. Ekmek elden, su gölden, sorumluluk sahibi olmayan, dilediği yerde dilediği gibi davranan özgür bir insan yavrusu olduğumu sanıyorsunuz. Ama üzgünüm ki, hayat hiç de öyle değil! 🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️ Mesela sizin gibi konuşamıyorum, ne hislerimi ne de ihtiyaçlarımı söyleyemiyorum. Bazen aç oluyorum, bazen altını kirletmiş, bazen sinirli, bazen anlaşılamadığı için öfkeli. Hiçbirini ifade edemediğim için de başlıyorum ağlamaya. Ağlamamın altında mutlaka bir sebep varken, bazen beni “şımarıklık” ile suçluyorsunuz. 🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️ Bazen çok terliyorum, bazen üşüyorum, susuyorum, acıkıyorum ya da benim de ağrıyan bir yerim olabiliyor, canımı sıkan üzen bir şey ya da stresli olabiliyorum ve tabii altımı kirlettiğim anlarım da. Allah’tan ki korteksim gelişmediği için henüz, henüz unutuyorum. Bu, yine de duygularımın olmadığı anlamına gelmiyor. Yaşanılanları unutsam bile, duygularım bilinçaltıma kodlanıyor. Yani sandığınız gibi “geçip gitmiyor” benim hayatımda hiçbir şey… 🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️ Her şey bana çok büyük, çok uzun ve diğerleri dev gibi.…

İki Çocukla Hayatımı Kolaylaştıranlar

“İnsanı yoğunluk değil, strestir hasta eden” gibi bir yazı okumuştum bir kitapta. Şimdi cümlenin ne tam hali ne de kitabın adı aklımda fakat beynime iyice yer eden ve bir nevi aydınlanmamı sağlayan bir cümleydi kendileri. Evet, gerçekten de doğruydu. Bizleri mutsuz eden, hasta eden şey koşuşturmalar değil, o koşuşturmalara karşı savunma oluşturan stresimizdi. Spor yapıp yorulduğumuzda bile neden kendimizi zinde hissedebiliyorduk? Bu gibi aktiviteleri yaparken bırakın stresli olmayı, aksine stres atabiliyoruz. Sonuçta ister göbek at, ister pilates yap; hiçbir zaman kendini mutsuz bulamazsın. Çünkü aktivite yaparken stres altında olmuyoruz… Şimdi, bu stresi koşu ve dans pistlerinden alıp, evinize getiriyorum. Tam da şuracıkta, başınızın üzerinde yeri var bu minnoş misafirin. Öyle bir misafir ki, zaten çocuklar, ev işleri, gidilecek yerler, gelecek misafirler, ütüler, yemekler, bulaşıklar, çocukların okulları, oydu buydu şuydu derken bir dünya işiniz var; bir de stres biniyor ki aman aman, sayesinde hem zihinsel yoruluyorsunuz, hem fiziksel. Nasıl bir kem’se kendileri, her…

Anne Topuzu

Bana özel değil, biliyorum. Anne oldu mu, kadın olduğumuzu ilk zamanlar unutuveriyoruz. Unutmasak da yoğunluktan, vakitsizlikten, içine yeni atıldığımız hayat şeklinden ve sosyal hayatın kısıtlanmasından dolayı birçok anne de benim gibi bir topuz konduruveriyor aylardır saçlarına. Tokamız, vücudumuzun bir uzvu gibi kalıveriyor öyle en tepede. Ne bir fön görüyor o canım saçlar, ne de bir boya. Hele bir de doğumdan sonra bir dökülme evresi sarıyor ki hiç sormayın. Benim değinmek istediğim konu ise dert yanmak değil. Saçım aylarca tepeden bir topuzla durabilir. Çünkü bildiğim bir şey var ki, bu durum geçici. Bebeklerim büyüdüğü zaman ben de yine saçlarımı savura savura gezebilirim. Dilediğim gibi kestirir ya da fön çektirir, üzerine bir de röfle yaptırabilirim 🙂 Evet, bunları bir tokayla şu an ertelemiş olabilirim. Peki ya çocuklarımın büyüdüğünü görmek? İşte kendimi rahatlattığım, biraz da avuttuğum konu tam da burada. Saçımı süpürge etmeden ama onlar için topuz yaparak gezdiğim bu dönemde, röfle saatimi daha çok onlarla…

İki Çocukla Rutin Hayat ve Sosyal Hayat

İki çocuklu hayat ne tek çocuk gibi daha düzenli oluyor ne de elbette anne olmadan önceki hayat gibi 🙂 Zamanla tek çocuğa göre uyku, yemek, sosyal yaşam düzenini ayarlayabiliyor insan fakat iki çocuk olunca, düzenli bir sisteme geçiş yapmak biraz daha zaman alıyor. Bizim evde rutin hayat düzeni, küçük bebeğim Hira’nın yaş aralığına göre sürekli değişiyor. Bebeğim kolik bir bebek olduğu için, ilk zamanlarda uyku saati genellikle fön makinesi sesi eşliğinde oluyordu. Ben de buna çözüm olarak, YouTube kanalımda paylaştığım fön makinesi sesi ile çare buldum. İlk aylarında zaten daha çok uyuduğu için, uyku problemi olduğunda da bu sesi açtığımda daha rahat uyuyordu. Hira uykusundayken de ben, Güneş’in kahvaltısını ve kendi kahvaltımı hazırlıyordum. Bu sırada bebeğim uyanırsa gene emzirme, alt temizliği gibi ihtiyaçlarını gideriyor ve sonra dönencenin kalp, rüzgar, doğa sesi gibi sesleri eşliğinde rahatlayarak uyumasına izin veriyordum. Bu sabah düzenimiz, ortalama 3 ay kadar devam etti.Hira biraz daha büyüdükçe sabahları daha az…

Süleymaniye Çikolatacısı

Bir hobim var ki fırsat buldukça sık sık tekrarlarım; hiç bilmediğim bir semte gider, orada sokaklarında gezer dolaşır ve yeni yerler keşfederim. Bu şekilde keşfettiğim birçok mekanın da müptelası oldum da 🙂 Geçen sene özellikle bunu çok sık gerçekleştirdim. Bu sene hem hamileyim hem de yanımda küçük kızım da var ama, bu hobimi gerçekleştirmek ve eğlenmek adına çocuklarım benim için mazeret değil, yol arkadaşlarımdır. Bu bakış açımdan dolayı da gayet eğlenirim. Geçenlerde İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nün oralara gittik Güneş’le birlikte. Bu kez de öğrenci mekanlarını gezmek istedim. Çünkü öğrencilere hitap eden güzel kafeler de muhakkak ki vardır diye düşündüm. İyi ki de düşünmüş ve yola çıkmışım. Bir çikolatacıya rastladım ki; hem sunumları hem de mekanıyla beni fethetti.. İçerisi oldukça zevkle döşenmiş ve minik bir saray tadında bir mekan. Menü ise şiir kitabına basılmış bir Atilla İlhan kitabı. Menüdeki sunumların bazıları da çikolatacının kendine ait tatları. Bezmara çikolatasına ve Ferahfeza içeceğine…

MENÜ