anne bebek bloglari

10 Posts Anasayfa

Yürüteç Kullanmak Zararlı Mı?

Gerek çocuk doktorumuzun açıklamalarından, gerekse de araştırmalarımdan dolayı evimize yürüteç hiçbir zaman koymadık biz. Siz de doktorunuza danışırsanız, kendisi de bu şekilde cevap verecektir. Yürüteç, çocuklar için faydalı değildir ve yürüme süreçlerini hızlandırmaz. Ki zaten bebek yürüteçte yürümez, ayaklarıyla iteleme yapar. Bu sebeple de yürümesine hiçbir katkı sağlamaz.Yürüteç bebeğe ne gibi zararlar verir?Bilinenin aksine, yürüteçler aslında yürümeyi öğrenmede gecikmeye neden olurlarmış ve bebeklerin erken yürümelerine bir katkıları yokmuş.Bebek yürüteç içindeyken kaza yaşama olasılığı yüksekmiş. Masa örtüsünü çekerek, masa üzerindeki vazo gibi tehlikeli ve kırılacak eşyalar ya da tavalar tabaklar kafasına isabet edebilir, merdivenlerden yuvarlanıp kafatası kırılması ya da kafa içine kanama gibi tehlikeli durumlar söz konusu olabilir, kapılara sıkışabilir, ayak ya da parmaklarını sıkıştırabilir, havuz kenarı gibi yerlerde boğulabilir gibi durumlardan ötürü Amerika’da yürüteçlerin yasaklanmasına dair taleplerde bile bulunulmuş. 1-12 ay arasında kafa travması geçiren bebeklerin %90’ı yürüteç kazalarından kaynaklıymış.Kifoz ya da skolyoz gibi omuriliğin eğrilmesine neden olan hastalıklara neden…

Anne Çocuk Saati

Meyve Toplamaca Oyunu  Güneş 2 yaşında iken, anne kız keçelerle yaptığımız bir ağacımız vardı bizim. Hala da bu ağaç buzdolabında mıknatıslarla takılı durur ve Güneş arada sırada gelip gidip bu ağaçtan elma toplar :)2 yaş döneminde çocuk daha küçük olduğu için de detaylı çizim ya da kesimler değil, mümkün olduğunca düz, büyük ve anlaşılabilir çizimler yapıyordum. Bu da hem hazırlayacağımız oyunları daha çabuk meydana getirmemizi hem de daha kolay anlatmamı sağlıyordu. Bir resim kağıdına kocaman bir ağaç yaptık keçeyl. Kocaman bir elma ağacı. Bu ağaç için de Malzemelerimiz; Kahvrengi, yeşil ve kırmızı renkten keçelerKüçük yuvarlak mıknatıslar (buzdolabına takılan yuvarlak magnetler)YapıştırıcıResim kağıdı Yapımı çok basit ama oynaması da bir o kadar keyifli bir çalışma oldu. Önce, zevkimize göre çizip kestiğimiz ağacın gövde ve yapraklarını resim kağıdına yapıştırdık. Daha sonra da kestiğimiz kırmızı keçelerden elma yaptık. elmaların arkasını da yapıştırıcı ile yapıştırdık. Böylece, elmalar ağaçta asılıymış gibi kalmasını sağlamış olduk. Elmaların arkasına da mıknatıslarımızı yapıştırdıktan…

Yenidoğanda Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu

Şaka gibi ama, Hira tam 10 günlükken grip oldu… Bebek ziyaretine gelen düşünceli ve bizi seven dostlarımız, o kadar sabredememiş ki gripli gripli bizi görmeye gelince önce ben, sonra Hira, ardından da Güneş bir güzel grip olduk. Hadi ben neyse, Güneş de bir şekilde atlatıyor da, daha Hira yavrum 10 günlük bir bebek. Burnu akıyor çocuğumun oluk oluk, gözler kıpkırmızı ve yaşlı, içim eriyor onu öyle görünce, nefes alamıyor, boğazları da kızarmış ve canı yanıyor elbette. Nasıl canım sıkkın, nasıl öfkeliyim anlatamam. Ya bi düşün, bu çocuk on günlük. Daha fazla sinirlenmeden bari nasıl atlattığımıza geçeyim ben…Doktorumuz, yenidoğan bebeklerde mümkün olduğunca ilaç kullanmamak için, üst solunum yolu enfeksiyonları gibi durumlarda, annenin kendine daha çok iyi bakmasını söyledi ve talimatları verdi:Her gün bol sarımsaklı “ayak paça” yenilecek.Her gün kuru soğan ve yeşil soğan tüketilecek.Mutlaka günlük meyve tüketimi yapılacak.Bol bol su içilecek, 3 litre.Bebek bol bol emzirilecek.Otri bebe ve serum fizyolojik ile…

Çocuklarda Doktor Korkusu

Güneş de çoğu çocuk gibi, doktor muayenesi ya da kontrolüne her gittiğinde hem korkar hem ağlardı. Onu yatıştırabilmek ve muayene etmek neredeyse imkansızdı. Beyaz önlüklü birini ne zaman görse, daha görür görmez ağlamaya başlardı. Bu durum, hem çocuğun kendisi için hem de anne baba için ciddi bir sıkıntı ve aşılması gereken bir konu aslında. Şimdi ise, gayet ılımlı bir halde muayene oluyoruz. Öncesinde bu kadar korkarken, şimdi muayene olmasının bu kadar kolaylaşması için de yine oyun yöntemine başvurdum. Doktor korkumuz 2 yaş kontrolüne dek sürdü önceleri. 2 yaşında doktora gittiğimizde Güneş gene sürekli ağladı ve muayene etme sürecimiz hem uzun hem de sancılı geçti. Çocuğu sonrasında teselli etmesi de oldukça uzun sürdü gene. Bu durumu artık aşmalıydık ve konu üzerinde bir şeyler yapmam gerektiğine artık emindim. Doktor muayenemizin gerçekleştiği akşam eve geldiğimizde, stetoskop ucuna benzettiğimiz beyaz bir şişe kapağını elimize alıp başladık doktorculuk oynamaya. Doktorumuzun adı Ayla Hanım olduğu için önce ben…

Ünlülerin Kuaföründen Sana Özel

Bir kadın için belli bazı günler vardır; çok çok özel. Bunların başında elbette düğünün gelir. Gelinliğin, makyajın, saçlarınla o kadar güzel olmak istersin ki, düğünümde hem güzel hem de özel olmayı arzulamış ve bunu çok içten yaşayan biri olarak senin için de bunun ne kadar önemli olabileceğini çok iyi tahmin edebiliyorum. Mesleğimiz gereği tanıdığım ve kendisine normal hayatında da, işinde de hayran olduğum bir isim var, benim can arkadaşım; Sezgin Mılık. Bu özel günümde onun sayesinde o kadar güzel bir gelin olmuştum ki, şimdi hakikaten mütevazi olamayacağım gençler, Sezgınım benden harikalar yaratttı gelinliğimde 🙂 Saçım ve makyajımla olmak istediğim marjinal gelini yakalamıştık 🙂 Buradan videoya ulaşabilirsiniz. Saç ve makyaj, yetenek ve sanat işidir bana göre. Sezgin de dizi, film ve reklam çekimleri, klipler, TV programları, konserler, katalog çekimleri gibi birçok alanda ünlülerin ve setlerin aranılan saç tasarımcısı ve makyözü olarak beni kırmadı ve biz hatunlar için ricada bulunduğum “tanıdık indiriminden”…

Mahremiyet Eğitimi Hakkında Ne Kadar Bilinçliyiz?

Çocuk tacizciliği ruhsal bir hastalıktır. Bir tacizci yapacağı tacizin sonuçlarını hesap ederek suistimale yönelmez. Taciz anında kişi aklının değil, dürtülerinin esiridir. Tacizci aklına değil, dürtülerine yenik düşer çünkü. Tacizcilerin hepsi akli dengesi yerinde insanlardır. Eğer taciz olaylarındaki azalma cezalandırma yoluyla olsaydı, Amerika gibi bazı ülkelerde hiç taciz vakasına rastlanmaması gerekirdi. Ancak ölüm korkusu dahi taciz olaylarının önüne geçememiştir. Bir tacizcinin tanımadığı bir çocuğun elinden tutup onu bir yerlere götürmeye çalışması çok zayıf bir ihtimaldir. Tacizciler, suistimal edeceği çocuğu ve ailesini çok yakından tanır çoğunlukla. Ailenin hassasiyetlerini ve önceliklerini bilir, çocuğun hangi olaya nasıl reflekslerle tepki vereceğini zaman içinde adım adım test eder. Unutmamalıdır ki tacizcilerin tamamına yakını, anne babanın oturup konuştuğu, tanıştığı kişilerden oluşur. Çocuk eğitiminin en önemli kısmı “Mahremiyet Eğitimi” dir. Yetişkinlerin bu eğitimin ne olduğunu, nasıl verildiğini ve mahremiyet eğitimi eksikliklerinin nelere sebep olabileceğini benimsemesi, çocukların hakkıdır. Ancak unutmamalıdır ki, her ne kadar mahremiyet eğitimi düzgün bir şekilde…

Güneş’le Konsept Bebek Fotoğrafçılığı

Kucağınızda XS bir insan varsa ve siz O’na ilerisi için güzel hatıralarla bezeli bir fotoğraf albümü bırakmak istiyorsanız, çok çılgın fikirlerim var size; Güneş’le keyfini sürerek gerçekleştirdiğimiz, bir yığın fotoğraf albümü 🙂 Konsept fotoğraf ve anne kız takım giyinme açısından şükür ki şanslıyım. Çünkü eşimin işi gereği iyi donanımlı bir fotoğraf makinemiz ve stüdyomuz var, teyzemizin Güneş ve benim için özel tasarladığı birbirinden farklı ve yaratıcı takım kıyafetlerimiz de. Yine eşimden öğrendiğim fotoğrafçılık ve sanat yönetmenliğini de hobi olarak hayatıma dahil ederken, Güneş’le birlikte bu hobimi bebeğimle konsept fotoğrafçılığına da verdim. Zamanla bana danışan insanlara fikirler de sundum bu sayede, kendim de eğlendim, geriye bir sürü hatıra da bırakmaya niyet ettim elbette 🙂 Bebeğine fotoğraf albümü bırakmak isteyen tüm annelere fikir olması açısından albümlerimizin bir kısmı detaylarıyla aşağıda: İlk olarak sunmak istediğim ve en sevdiklerimden: Minik Aşçı Konsepti. Stüdyoda hazırlanan konseptte, Güneş bize yemek pişiriyor. Sanırım yemeğin tuzuna da ayağının…

Neden Normal Doğum?

Anne adayı için doğum anı, ölüm korkusu ile eşdeğerdir. Aslında sırf bu sebeple, daha öncesinde doğumu tecrübe etmemiş birçok anne, normal doğumdan korkar ve sağlıklı bir bireyken sezaryen doğumu tercih eder. Kendi adıma, hayati bir durum söz konusu olmadıkça, her seferinde normal doğumu tercih edeceğim; neden? Normal doğumu tercih etmemde 3 etken var benim için. Birincisi; Uzman Pedagog Doktor Adem Güneş, ikincisi; benim için “anne” kadar kıymetli olan doğum doktorum Sevgili Meltem Eğilmez Kalkavan ve üçüncü neden de içgüdülerim.Peki, neden normal doğum?Süt oluşumunu da sağlayan prolaktin hormonu, doğumdaki acılar ve korkularla birlikte hızla vücuda yayılır ve böylelikle “anne duyarlılığı” da en üst seviyeye ulaşırmış. Böylece psikolojik olarak da anne, kendini bebeğine göre ayarlamaya başlarmış.Bebeğin ilk doğum anındaki ağlama sesi, anne vücudunu yoğun şekilde uyaran prolaktin hormonu sayesinde, anne tarafından “ana ses tonu” olarak kayıt altına alınırmış. Bu sayede, annenin uykusu ne kadar derin olursa olsun gece uyurken bebeğinin sesini duyup hemen…

Kendime Zaman Ayırıyorum!

Hayat benim için çocuklardan önce ve çocuklardan sonra diye ikiye ayrılıyor.. Anne olmadan önce * kendiyle çok ilgilenen; saçlar kıpkırmızı ve genelde bele kadar uzun, tırnaklar manikürlü ojeli, yüksek topuklu ayakkabılar, cilt bakım seansları, mini etekler, dekolteler falan filan. *Oldukça sosyal; bir çok şehri gezmiş, kültür turlarına katılmış, kamp tatilleri, hafta sonu tatil kaçamakları, kafelerden tutun da lansmanlar, konserler, barlar vs… Çocuklardan sonra ise genelde tırnaklar kısacık, kaşlarım Kırpık model, doğum kilolarından zor kurtulmayı başarmış, spor yapmaya vakit bulamayan, uykusuz, çok gerekmedikçe kuaföre gidemeyen, düz spor ayakkabı -ki bu ayakkabı da tek seferde, tek hamleyle giyilebilecek bir ayakkabı olmak şartıyla, öyle bağcık gibi detaylarla uzun uzadıya uğraştırmamalı beni -, bazı zamanlar akşam yemeğini yetiştiremeyen, duş almayı planlarken elinde havluyla koltuğun üzerinde sızıp kalmış -çünkü çocuk daha anca yatmıştır ve sen duşumu bari alayım derken yorgunluktan bayılmışsındır… – işte böyle insana dönüştüm. Eğer ev işlerine yardım eden bir yardımcım olsaydı elbette…

Sakin Ol!

YÜZYILIN EN HOŞ VE DE EN BOŞ KLİBİ SAKİN OL Başrollerde: Sezen aksu (gelin): yıllardır bekliyor “tık” yok. Neslihan yargıcı: titizdir, altı ayda bir yıkanır. Mithat can: adam olacak çocuk. Uzay hepari: yorum yok, sorun yok. Süheyla dura: süpürgeme binerim, yoluma giderim. Levent yüksel: esas kızın eşi, bey….. Ve tabii ki esas kız Sertab Erener.   Senaryo: ondan bundan şundan arak. Sinematograf (yani kameraman): hakan gürtop. Yönetmen (yani filmi çeken): Samim değer. Aşağıya doğru in şimdi bi.. Biraz daha aşağıya doğru in gene..         Of, bu ne sinir, bu ne öfke!         Aman bir telaş, bir acele,         Herkes birbirini boğacak.         Bu gidişle sonumuz ne olacak?         Kimi takmış alaturkaya,         Kimi batıdan şikâyetçi.         Ne var sanki bunda kızacak,         Dünya hali bu gelip geçici.         Hişt hişt, sakin…

MENÜ