Şimdi Okullu Olduk

Okul döneminin başlamasıyla, birçok evde çocukların da sorunları başladı… Kimi çocuğun huyu suyu değişirken, kiminin gece uykuları bölündü. Kimisi hala okula alışamamış ağlarken, kimisi de okulda neler yaptıklarını anlatmaz oldu. Kimi “uyumlu” gibi görünüp içinde fırtınaları koparırken, kimi de dalgın dalgın dolaşır oldu. Yani; okulların başlamasıyla birlikte düzeni değişen çocuklarımızın, bin bir farklı neden doğrultusunda sorunları da baş gösterdi.

Güneş’in okula ilk başladığı dönemde, okula alışma sürecinde çok ciddi problemler yaşamıştık ve alışması da uzun sürmüştü. Bu sürede ona nasıl yaklaştığımı, neler yaptığımı ve Güneş’le nasıl bir yol izlediğimizi “Çocuklarda Okula Alışma Süreci” yazımda anlatmıştım. Başlığın üzerine tıklayarak yazıya ulaşabilirsiniz. Özellikle okula alışma dönemini atlatamayan çocuklarımız için önemli bir yazı.
Hira’da ise durum bu kadar da kolay yürümedi. Çünkü O,

uyku terörü

yaşadı… Uyku terörüne kısaca değinmek için, Instagram paylaşımımdaki açıklamamı burada da yapmak istiyorum öncelikle:

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Şule Alkış | BirAnneTavsiyesi (@sulealkis)’in paylaştığı bir gönderi ()

“Ben mezun oldum, bitti okul” Daha ana okulundan terk Hira, üniversitede napcaz bakalım 🤔 Şaka bi yana, uyku teröründen bahsetmek istiyorum. Geçen hafta Hira uyku esnasında sürekli uyanıyor, gözleri açık fakat bilinci hala uyku halinde ağlıyor, sakinleşmiyor ve bağırıyordu. Bu durumun adına da uyku terörü deniliyor. Bir çocuk uyku terörü yaşıyorsa, muhakkak baş edemediği bir sorunu olduğu için böyle davranırmış ve sabah uyandığı zaman geceyi hatırlamazmış, yani aslında uyku halindeyken böyle davranıyorlarmış. Uyku terörünün bir çok sebebi olabilir. Ben olayı çözmeye çalışırken, Hira’nın yaşadığı farklı şeylerin olasılıklarını elimde tutmaya çalıştım. Bu şekilde yol izlediğimde seçeneklerim şunlardı: Ya okula başladığı için okulu istemiyor olabilirdi ya da ablasını veya başka bir çocuğu kıskanıyor olabilirdi. Travma yaşayacak hiçbir şey olmadığına emindim, bu da uyku terörü için bir seçenek çünkü. Bir başka seçenek de televizyon ve iPad gibi oyunlar mesela. Hira televizyon çok az izliyor ve izlediği her şey de önce benim gözlemlediğim programlar oluyor. O yüzden televizyondaki herhangi bir kahramandan dolayı etkilenmiş ve gece korkuyor da olamaz idi. Aynı şekilde bilgisayar ya da ipadde oyun oynamadığı için böyle bir olasılık da bizim için geçerli değildi. Tüm olasılıkları özellikle sıralıyorum ki uyku terörü yaşayan diğer çocuklar için annelere naçizane bilgi olsun. Bizim olasılıklarımıza geri dönecek olursam; en kuvvetli ihtimal okula gidiyor olması idi. Okula alışmıştı ama çocuğun iç dünyasında ne yaşadığını bilemiyoruz, taa ki dışarıya huzursuzluk, uyku terörü, hırçınlık gibi davranışlar sergilemediği sürece. Öğretmenlerimize durumu izah edip Hira’yı birkaç gün okula göndermedim. Konuyla ilgili de Hira’yı bilgilendirdim. Yani okula gitmeyeceğini biliyordu. O gece bir kez daha uyandı ve ben uyku esnasında ona okul yok dedim. Ve daha o gece uyku terörü bitmiş oldu. Sorun olarak yaşadığı durumu ortadan kaldırınca ve buna kendisi de emin olunca gece uykuları tekrar düzene girmiş oldu. Okula bu yıl göndermemin sebebi, çok yüksek ihtimalle üstün zekalı olduğu için ve algıları çok açık olduğu için, okulda daha iyi olmasıydı ki yaptıkları şeyler sadece oyun oynamak ve şarkı söylemekti ve üç haftada ciddi derecede bir artış gözlemledim, çocuğun gelişimine bayağı da katkı sağladı aslında. Fakat yaşı küçük olduğu için ve madem ki içsel olarak bunu sorun haline getirdi; ben de zorlamanın doğru olmayacağını düşündüğüm için okul hayatımıza ara verdik ☺️ Bir şekilde yine okula adapte olup bunu içsel olarak da kabullenebilirdi bir müddet sonra fakat zorlamanın gereği yok. Denedik, deneyimledi ve üç haftada mezun olmaya karar verdik, kep atcaz haftaya ☺️

Kimi çocuklar sorunları olduğunda bunu yansıtmak yerine hiçbir şey olmamış gibi davranabiliyorlar fakat gece uykuları da bu çocukları uyku terörü olarak ele verebiliyor. Uyku terörü, açıklamasını yukarıda da yaptığım gibi; çocuğun gece uykusunda gerçekleştiği ve hatırlamadığı, çığlık atarak, tekmeleyerek ve kimi zaman farkında olmadığı için çarpmalardan ötürü kendine zarar vererek kendini gösterebilir. Parasomnia diye adlandırılan bu durum bir tür davranış bozuklukluğudur. Ek olarak, epilepsi rahatsızlığı ile uyku terörü karıştırılmamalıdır. Ebeveynin bu noktada iyi gözlem yapması gerekir. Kabusa benzemesine rağmen uyku teröründe durum daha farklıdır; çok daha korkutucu, çocuğu uyandırması çok zor veya neredeyse imkansız, aile için de ürkütücü bir durumdur.

Kimi çocuk da okulda uyumlu gözükürken, evde daha hırçın veya sinirli olabilir. Bir sorun olduğu bellidir fakat gel gelelim ki bir türlü açılmaz. Uzmanlar bunun da bir isminin olduğunu söylüyor: Okul sonrası

duygusal çöküş.

Çocuk okulda uyumlu görünebilir, hatta dersleri çok iyi olabilir fakat eve geldiğinde terör estiren, bağıran, ağlayan, agresif davranan, kaba ve saygısız konuşan, kardeşleriyle kavga eden ya da inatlaşan bir çocuğa dönüşebilir. Bunlardan biri ya da birkaçı okul dönemi ile birlikte başladıysa, çocuğumuz duygusal çöküş yaşıyor olabilirmiş. Andrea Loewen Nair bu durum için kısaca; çocuğun okulda  kendini tuttuğunu, okula gitmenin zorunluluktan doğduğunu ve istemediğini fakat eve geldiğinde kendini güvenli alanında hissettiği için, tüm günün stres ya da mutsuzluğunu bu şekilde dışarı yansıtarak çıkarabileceğini söylüyor.  İyice şişip şişip patlama ihtiyacı olan bir balona benzetiyor yani.  “Sakin çocuklar da, özellikle zorlu bir gün geçirdilerse, ekstra yorgunlarsa ya da hastalanıyorlarsa, bunu yaşayabilirler.” de diyor. Bu durum tüm yıl sürebileceği gibi çocuk birkaç ay içinde duruma alışması ile birlikte düzelebiliyormuş da. En iyi çözüm bence yine çocukla göz hizasında konuşmak, gözlerinin içine bakmak, seni anlıyorum mesajı vermek, birlikte çözüm üretmek ya da sadece onu dinlemek…. Ayrıca “Çocuğa Karşı Kararlı Olmak mı Yoksa Otoriter Olmak mı?” yazım da yine bu konuda yardımcı olabilir. Başlık üzerinden tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Çocuğun duygularını yaşamasına, sinirinin geçmesine ya da sizi her ne kadar rahatsız etse de davranışları, içinde iyice rahatlayana kadar o duygusal boşalma evresini tamamlamasına izin verin. Çünkü Kardeş Rekabeti kitabında da yazdığı gibi; kötü duygular çıkmadan, iyi duygular içeriye giremez… Ona “her zaman yanındayım” mesajı verin, senin gibiyken ben de aynı böyle düşünürdüm, ne kadar zor ve uzun bir gün olduğunun farkındayım gibi sakin mesajlar verilebilir. Ve diğer bir method da amigdalayı sakinleştirmek olabilir. Zıplamak gibi hareket içerikli aktiviteler, çocuğu daha da sakinleştirir. VE arkasından da ebeveynle birlikte yapılacak aktiviteler. Bu, hem Hira hem de Güneş için inanılmaz derecede sakinleştiren bir yöntem oluyor bizim için.

Hemen ödevlere başlamamak, derslerden önce kendisinin hatrını sormak, birlikte dokunsal temasa geçmek, onu yüksek enerjiyle evde karşılamak, açlığını gidermek ve sabah okula uğurlamadan önce onu tatlı dille ve yine yüksek enerji ile okula göndermek de çocuğun duygusal çöküş dönemini hızlı ve sağlıklı atlatmasını sağlar. Ayrıca, sen okuldayken ben de şuraya gideceğim vs. dememenizde fayda var 🙂 Ben Güneş’e bunu hiç söylemiyorum çünkü aklı evde ya da bende kalacak, dolayısıyla zihni meşgul olacak ve okula olan adaptasyonu bozulacak. O yüzden söylememek en doğrusu, fikrimce.
Tamam, diyelim ki duygusal çöküş de yok fakat çocuk okulda neler yaşadığını, okulda her şeyin yolunda olup olmadığını, onu üzen ya da zorlandığı bir durum var mı yok mu öğrenmek istiyorsunuz fakat

çocuk bir türlü size yeterli cevaplar vermiyor.

O halde yapmamız gereken şey, soruyu değiştirmek 🙂 Bugün okul nasıldı demek yerine, daha farklı sorularla yaklaşmak. Bu da benim sık yaptığım konulardan biri. Hatta Hira ile ilgili bunun bir örneği de var:

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Yemek yedik, fasülye yedik, yemek yedik, arkadaşla birlikte öğretmene baktık, eğlenceliydi, yemek yaptık, çubuk yaptık, arkadaşlarımla birlikte su içtim, en sevindiğim; çorba yedim, Güneş diye ağladım, Güneş geldi, rahatladım 😄 İkisine de rutin her gün sorduğum sorular: Okul nasıl geçti, bugün en çok neye sevindin, bugün neye üzüldün ya da üzüldün mü, peki o zaman sen ne dedin, yeni neler öğrendin, en çok hangi yemeği sevdin? vs gibi çoğu soru ya da sohbet… Beyin gelişimi, hafıza, tekrar etme, anne çocuk ilişkisi, kendini değerli hissetme, duygularını tanıma, ifade etme gibi birçok konuya destek ☺️

Şule Alkış | BirAnneTavsiyesi (@sulealkis)’in paylaştığı bir gönderi ()

Yemek yedik, fasülye yedik, yemek yedik, arkadaşla birlikte öğretmene baktık, eğlenceliydi, yemek yaptık, çubuk yaptık, arkadaşlarımla birlikte su içtim, en sevindiğim; çorba yedim, Güneş diye ağladım, Güneş geldi, rahatladım 😄 İkisine de rutin her gün sorduğum sorular: Okul nasıl geçti, bugün en çok neye sevindin, bugün neye üzüldün ya da üzüldün mü, peki o zaman sen ne dedin, yeni neler öğrendin, en çok hangi yemeği sevdin? vs gibi çoğu soru ya da sohbet… Beyin gelişimi, hafıza, tekrar etme, anne çocuk ilişkisi, kendini değerli hissetme, duygularını tanıma, ifade etme gibi birçok konuya destek ☺️

Instagramdaki bu açıklamamı daha da detaylı yapmam gerekirse; çocuğun genellikle karnının tok olduğu ve tam da keyfinin yerinde olduğu zamanlarda, sohbet ortamı yarattığımda şöyle soruyorum:

  1. Bugün en çok sevindiğin şey ne oldu?
  2. Bugün seni en çok şaşırtan şey neydi?
  3. Endişelendiğin ya da korktuğun anlar oldu mu hiç?
  4. En yakın arkadaşın kim? Onun hangi özelliklerini seviyorsun? En çok birlikte hangi oyunları oynamaktan ya da ne yapmaktan hoşlanıyorsunuz?
  5. Seni üzen bir arkadaşın var mı?
  6. Bugün senin kalbini kıran ya da üzen biri oldu mu? Bana o anı anlatabilir misin?
  7. Heyecanla beklediğin bir haber aldın mı hiç?
  8. Seni bugün en çok ne mutlu etti?

gibi bu sorular çoğaltılabilir ve çocuğun yaş aralığına uygun olarak sorulabilir. Tabii bunları sorarken yumuşak bir ses tonu ve ifadesi ile birlikte, tamamen sohbet anında ve doğal bir ilerleyişte olmalı 🙂
Son olarak, daha önce Instagram’da paylaşımını yaptığım, okulla ve

hangi yaş aralığında okula başlanılmalı

sorusu ile ilgili bir yazım var. Onu da buraya da eklemek istiyorum; naçizane faydası olduğunu düşünüyorum.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Bugün Hira’nın ilk okul günüydü. İlk hafta olduğu için, bu hafta erken alacağım fakat haftaya tam gün ve haftanın üç günü gidecek. Güneş ilk ana okuluna başladığında 4 yaşındaydı, Hira da 3 gün sonra 2 yaşına girecek. Çocukların ilk dört yaşına kadar anneye ihtiyacının olduğu ve dört yaştan önce de okul döneminin erken olacağı söyleniyor. Biz Güneş’i o yüzden 4 yaşında başlatmıştık ve doğru bir yaşta başladığını düşünüyorum fakat Hira’yı erken başlatmamın birkaç sebebi var: 💫 Psikoloğumuz Ezgi Nur Şahin, Hira’nın da üstün zekalı olma ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyor. Henüz test yapılmadı fakat gelişimi öyle gösteriyor. Zeka testi için 2 buçuk yaşına girmesini bekliyoruz. 💫 Okul seçimi çok önemli. Çünkü bana göre öğretmenin bilgisi, tecrübesi, yaklaşımı, duyarlılığı, farkındalığı yeterli olmalı. Eğer doğru okulu bulamamış olsaydık, Hira’yı bu yıl okula göndermezdim. Güneş’le aynı okula gidecekler ve Güneş yaz okuluna gittiği için, okulu daha önce deneyimledik ve araştırdık. Dolayısıyla okula da öğretmenlerine de yürekten inanıyorum. 💫 Bir diğer konu daha var: Hira’yı ve Güneş’i gönderdiğimiz okul çocuklara gerçekten eğitim veren bir kurum. Yani deyim yerindeyse, “bakıcı” değil, “eğitimci” vizyonuna sahipler. Hira’ya yaptığımız da “Zenginleştirilmiş Eğitim” denilen eğitimi almasını sağlamak. Zenginleştirilmiş Eğitim, çocuğun yetenekli olduğu alanları keşfedip, o alanlar üzerine eğitim alması demek. Böylelikle yetenekli olduğu alanları dönüştürmeye fırsat bulacak. Yüksek potansiyelli olduğu yetenekli alanlarda etkinlikler yapma imkanı da diyebiliriz kısaca. Yani benim doğrumca; Çocuk en erken üç veya dört yaşında bence okula gönderilmeli fakat çocuğun gelişimi ve yetenekleri incelendiğinde, “doğru okulu ve öğretmeni de bulabildiysek” çocuk iki yaşında da gönderilebilir diye düşünüyorum. 💫 Bundan sonra yapmam gereken Hira’nın gelişimini her açıdan izlemek. Eğer daha da iyi olacağına inanırsam haftanın 5 günü de gönderebiliriz ileriki dönemlerde. Tüm çocuklarımıza başarılı bir okul dönemi diliyorum ☺️❤️ @ciceklibahceanaokulu (kaydırmalı post)

Şule Alkış | BirAnneTavsiyesi (@sulealkis)’in paylaştığı bir gönderi ()

Bu yazımın da anneler için faydalı olmasını dilerken, çocuklar için de kimi zaman ne kadar zor bir geçiş dönemi olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum bu dönemin. Zor ve çok sancılı, yaşayan biri olarak elbette biliyorum ama çocukların hissettikleri ve kendi içlerinde yaşadıkları bence bizim yaşadıklarımızdan daha da zor. Biraz daha sabır, biraz daha anlayış dileyerek, dualarıma tüm anneleri ekliyorum 🙂

Sevgilerimle

Yoruma kapalı.

MENÜ