Oyuna Gel!

Oyun, çocukların dünyayı keşfetme ve öğrenmelerinde hem en etkili hem de en eğlenceli yoldur. Henüz anne karnındayken bile elleriyle, ayaklarıyla, yüzüyle ve kordon bağıyla oyun oynayarak keşfetmeye açık olan çocuklar, doğumlarından itibaren de oyunla bir çok şeyi öğrenir ve bu sayede sosyal gelişimleri, motor gelişimleri, özgüven gelişimleri ve yeteneklerinin şekillenmesine de büyük fayda sağlar. Kısacası oyun, çocuğun dünyayı tanıması ve uyum sağlaması, keşfetmesi, öğrenmesi için doğuştan kodlanmış bir yaşam biçimidir bana göre.

Konu oyun olduğunda da gene biz anne babalara düşen bir görev daha var ki o da çocuklarımızla birlikte oyun oynamak. Anne babalarıyla kaliteli ve verimli geçirilen oyun vakitleri, çocukların daha özgüvenli, yeteneklerinin daha anlaşılabildiği ve geliştirildiği, sevgi ve iletişimin daha verimli olarak çocuğa aktarıldığı vakitlerdir. Çocuğun duygularını, düşüncelerini ve karakter yapısını da öğrenmenin en etkili yöntemi yine birlikte oyun oynamaktır. Yaşı/ayı gereği uygun oyunları birlikte oynamak, çocuğun oyunu ve sizi yönetmesine izin vermek, oyun oynarken gerçekten onunla vakit geçirmek istediğinizi ona hissettirmek, hayallerine yön vermeden ve sınırlandırmadan oyununa dahil olmak ve duygu / düşüncelerini anlayabilmek çok önemlidir. Güvensizlik ve yalnızlık hissetmemesi için hem zorunluluktan değil gönülden istediğinizi belli ederek hem de onu onayladığınızı göstermek önemlidir.

Sevgi, ilgi, iletişim, yetenek keşfi ve desteklenmesi, motor gelişimi, sosyal gelişim, özgüven gelişimi için çocukların oyundan ziyade, anne babasıyla birlikte oyun oynamaya ihtiyaçları vardır.

Peki 2 yaşındaki kızımla biz hangi oyunları oynuyoruz?
çocuklarda evde aktivite
  1. 5 buçuk aylıktan bu zamana kadar düzenli olarak resimli kitaplar okuyoruz. İlk olarak başladığımız kitaplar, hayvan resimleri oldu. Her bir hayvanın nasıl ses çıkardığını, ne renk olduğunu, ne kadar güzel olduğunu ve resimde ne yaptığını anlatarak, ses tonumu da daha iyi anlaması ve aktif olması için, dikkatinin dağılmaması için yumuşak ve yüksek tutarak birlikte kitap okumaya devam ediyoruz. Zamanla kıyafet, sayı, nesneler, zıt nesneler, renkler, eşyalar, mutfak eşyaları gibi kategorize halinde değişik kitaplarla da destelemeye devam ettim. Kısa bir süredir de hikaye kitaplarına başladık.
  2. Birlikte lego oynayarak denge, koordine becerilerini de desteklemeyi hedeflemeye yöneltiyorum. Birlikte kule yapıyoruz, Legoları renk kategorilerine ayırarak renkleri ayrıştırmayı öğreniyoruz, aynı renk Legoları bulmaca oynuyoruz,  parmak gelişimini desteklemesi açısından da başarılı bir aktivite olan lego, çocuğun Legoları birbirine geçirerek el becerisini de destekliyor. Oyunumuz bittiğinde de en son, birlikte dağılan Legoları da topluyoruz ki böylece oyun bittikten sonra oyuncaklarını toplaması gerektiği bilincine ve dağınık olmaması gerektiğini de öğretmeyi hedefliyorum ki bunu başardık da..
  3. Oyun hamurları ile şekiller yapıyoruz. Renkleri de yine bu şekilde öğreniyoruz. Bir müddet birlikte oynayıp onunla şekiller yapıyoruz, sonrasında hayal gücünü daha aktif kullanabilmesi için tek başına oynamasına müsaade ediyorum ki kendi kendine de yapabileceklerini görmesine böylelikle imkan sağlıyoruz. Bazen avucunu ve parmaklarını kullanarak, bazen oyun hamurundaki kendi şekilleriyle, bazen de küçük bir merdaneyle hamura şekil vermesini sağlıyoruz.
  4. Bastırmalı, ittirmeli ve dönmeli oyuncaklarla bastırarak açma, ittirerek açma, döndürerek açma gibi çözüm bulabilmeye yönelik oyuncaklarla birlikte oynayarak, sinirlendiğinde de yumuşak ses tonu ile sakin oool annecim sakin ooool, haydi birlikte açalım, bak böyle bastırınca açabiliyoruz, böyle ittirince açabiliyoruz gibi problem çözmesini destekleyerek ve sinirlenmeden, strese girmeden sorunları çözebilmeye yönelik davranışlarla birlikte oyun oynuyoruz.
  5. Bazen renkli kalemler, bazen sulu boyalar, bazen parmak boyalar, bazen kurşun kalem ve bazen de keçeli kalemle ve sık sık resim çiziyoruz. Kimi zaman zürafa, zebra, anne, baba, ev, araba çizdirterek bana, resim yapma oyununa beni de dahil ettirerek resim çiziyoruz. Resim çizmede genelde desteğimi istese de, kendi kendine bol bol resim çizerek de oyun oynuyoruz. Masasının  üzerinde hemen her zaman kağıt kalemi hazırdır zaten Güneş’in.
  6. Parmak oyunlarıyla gıdıklamaca, burada bir inek varmış oyunu, parmakların isimleri, tırnak, avuç, parmak, el, bilek isimlerinin tekrarı, baş parmak nerede gibi kendi kendimize ürettiğimiz oyunlarla da ellerimizi aktif olarak kullanmaya gayret ediyoruz.
  7. Kırtasiyelerde satılan ponponlar, oyuncak göz ve ağızlar, tüylü çubuklarla örümcekler  yapıyoruz. Yaptığımız örümceklere, çamaşır sepetine çamaşır ipini dağınık olarak bağlayarak örümcek ağı yapıyoruz. Bazen örümcek ağına top, araba, bebek gibi nesneleri koyup, ondan istediğim nesneleri ve renkleri almasını istiyorum. Böylece eşyaları ve renkleri yine oyunla öğreniyor ve birlikte kaliteli vakit geçiriyoruz.
  8. İnce ve renkli kartonlara meyve sebzeler çiziyoruz. Sonra da bu meyve sebzeleri bebeklerimize yediriyoruz. Bu meyve sebzelerin isimlerinin ne olduklarını, renklerinin ne olduklarını buluyoruz. Hatta örümcek ağımıza bazen sebze meyvelerimiz de takılıyor, onları tek tek topluyoruz.
  9. 10 tane çorabı eşlerini dağıtarak yere koyuyoruz. Yanımıza bir de sepet alıyoruz. Çorapların eşlerini bularak onları birleştiriyoruz. Böylece benzerlerini de bularak dikkatini geliştirmeyi hedefliyoruz.
  10. Babamızın çizimi oldukça iyi olduğundan, babamıza eva kağıtlarına hayvanlar çizdiriyoruz. Sonra o hayvanlarla bazen konuşuyoruz, bazen de ağızlarını delerek ona yemek yediriyoruz. Böylelikle hem sorumluluğu hem de parmak becerisini geliştirmeyi hedefliyoruz.
  11. Pet şişenin yarısını kesip, boyuyoruz. Saçlarını pamuk, yüzünü de renkli kağıtlardan oluşturarak kukla yapıyoruz.
  12. Bir kase dolusu fasulyeyi, kaşık yardımıyla boş bir kaseye boşaltıyoruz. El koordine, dikkat ve sorumluluğu desteklemede yine birebir bir yöntem.
  13. Yakalamaca oynayıp, dokunma ve sevgiyi daha çok hissetmesini hedefliyoruz.
  14. Saklambaç oynayıp birbirimizi arıyoruz ve sobeleniyoruz. “Sobeleme”nin mantığını henüz anlayamadık fakat yine de duvara sobe yapmaktan pek bir hoşlanıyoruz 🙂 Böylece sayı saymak, saklanmanın yok olmak değil, gizlenmek olduğunu anlamayı hedefliyoruz.
  15. Yakar topun bizce değişik bir versiyonu daha var aramızda. Elime önce topu veriyor Güneş. Sonra biraz ileriye, karşıma geçiyor. Ben de onu vurmaya çalışıyorum. Her seferinde kaçan topu da tekrar bana getiriyor.
  16. Koridorda geri geri gidebilmesini, dur ve tamam komutlarını daha iyi anlayabilmesini, sarılmanın güçlü sihir etkisini daha çok yaşamak adına, geri geri gidiyor ve ben dur dediğimde duruyor. 1 – 2 – 3 hazıııııır, başlaaaa dediğimde de koşarak gelip bana sarılıyor. Bolca öpüşüyoruz ve sonra tekrar devam ediyoruz. Sonlandırmak istemediği oyunlardan biri de bu küçük hanımın 🙂
  17. Ayaklarımla kaldırıp uçak, kelebek, kuş ve helikopter takliti yapıyoruz. Kuşlar nasıl yapıyor, kelebekler nasıl uçuyor, uçak nasıl uçuyor, helikopter nasıl ses çıkarıyor diyerek uçan nesneleri taklit ediyoruz ve seslerini çıkıyoruz.
  18. Birbirimizin taklitini yapıp gülüyoruz. Sessiz konuşmayı, kulağa fısıldamayı, mimikleri kullanmayı öğreniyoruz.
  19. Akşamları ışığı arkamıza alarak, ellerimize gölge oyunu yapıyoruz. Yaptığımız şekilleri hayvanlara benzetmeye çalışıyoruz.
  20. Birlikte İstiklal Marşı, ilkokul şarkıları, tekerlemeler söylüyoruz.
  21. Üzerinde yıldızlar ve ay olan kaplumbağa lambamızı geceleri açarak, odanın ışığını da kapatıyoruz. Tavanımız ay dede ve yıldızlarla doluyor. Renklerine bakıyoruz. Çok heyecanlanıyoruz.
  22. Yine dünya haritasından yapılmış küre lambamızla geceleri dünya turuna çıkıyoruz 🙂 Henüz anlayabildiğini sanmıyorum ama zamanla dünyayı ve ülkeleri idrak edebilmesinde ön hazırlık bu yaptığımız.
  23. Biten tuvalet kağıtlarının karton rulolarından kuklalar yapıyoruz.

Atladığım oyunlarımız umarım ki yoktur. Genel olarak ve aktif olarak sıklıkla oynadığımız oyunlar bunlar. Önemli olan, çocuğunuzun onunla oyun oynamaya istekli olduğunuzu hissederek oynamanız ve oyunlarına eşlik etmenize ihtiyacı olduğunu farketmeniz. Sadece aynı ortamda olmak, ona kaliteli ve yeterli zaman ayırdığımız anlamına gelmemektedir malesef. Çocuğun hayatında ne kadar aktif olduğumuzu da görmesi gerekir çünkü bu, onun için bir ihtiyaçtır. Tek başına oynaması için de elbette fırsat verilmelidir fakat çocuğun oyun oynamasındaki genel ve temel amaç çocuğun oyalanması değil, oyunu eğlenerek oynamasıdır. Yemek, temizlik gibi durumlarda kurtarıcımız olarak görmemiz gereken bir aktivite de değildir oyun. Elbette tek başına da oynayacak fakat tek başına oyun oynamasındaki amaç siz işinizi yaparken çocuğunuzun oyalanması, o oyalanırken de sizin temizliğinizi, yemeğinizi yapmanız hedef olmamalı. Zira bunu anlayacaktır; size hissettirse de hissettirmese de… Bunu anlaması demek de, kendini yalnız ve güvensiz hissetmesi, sevilmediğini sanması olabilir. Elimizde yoğurulmayı bekleyen bir hamur çocuğumuz. İçinde sevgi, ilgi, destek ve iletişim olduğu sürece de şekillenecek hamurdan korkmaya ya da kaygılanmaya gerek kalmayacaktır.

Anne karnındayken başladığımız oyunları büyüdükçe umutmamamız dileğimle,

Oyunun insanın yaşam biçimine tekrar dönüşebilmesi dileğimle,

Gönülden sevgiler.

info@birannetavsiyesi.com

5 Yorum

  1. yeni tasarımı da çok güzel olmuş sitenin ama son yaptığım yorumlar silinmiş, sanırım yeni tasarım eski yorumları sildi. ayrıca fikirlerinize de bayılıyorum.

  2. Kankacım tebrik ederim seni bir anne olarak.Ben senin bu yaptıklarının yarısını bile yapmadığımı fark ettim açıkçası.Rabbim 2 dünyada da bu fedakarlıklarını karşına çıkarsın maşallah sana.Güneş senin gibi bir annesi olduğu için çok şanslı.

  3. Pingback: Evde Etkinlik Buzdolabı Magneti | Bir Anne Tavsiyesi

  4. Pingback: Bebeğimin Gelişimini Destekleyen Oyuncaklar | Bir Anne Tavsiyesi

Yorum bırakın

MENÜ