Koronavirüsü Aşısı

Aşı olma konusunda güveniniz ve kanaatiniz nedir, gerçekten aşının bu belayı başımızdan alacağına inanıyor musunuz? Labaratuvar ortamında oluşturulduğuna artık birçoğumuzun kanaat getirdiği bu bela ve belanın çaresi görülen aşı hakikaten iyi niyet mi barındırıyor? 

Dünya nüfusunun azaltılması gerektiğini ve kalan kişileri de kontrol edip yönetebilmeyi hedefleyen bir grup güç tarafından, bugünlerin planları zaten önceden yapılmıştı. Yine aynı güç tarafından aşı sunuluyor, hem de bedava. 

Büyük resme baktığımızda aslında gördüğüm şu: GDO’lu ürünler, hibrit tohumlar, paketli gıdalar, kimyasallar ile insanın bedenine aşırı derecede doğal olmayan yüklenmeler ve gıdamsılarla beden sağlığının sistemleri zayıflatıldı. Zaten algı yönetimi, sübliminal mesajlar, frekanslar gibi birçok farklı yol ile zihin ve ruh sağlığımıza da el atıldı. Sağlığa bütün olarak bu şekilde baktığımızda, insan eli ile oluşturulan bu virüsün bizi etkilemiş olması kanımca daha da kolaylaştı çünkü doğal olmayan yöntemlerle hep müdahale edildi. Şimdi bir de korku yükleniyor… 

 @halukozdil9 Haluk Özdil ile canlı yayınlarımızda bu konulara çok sık değindik. Lusiferaz, transhumanizm, dijitalizm, yeni dünya düzeni, robotlar, yapay zeka, “insanı robotlaştırma”.  O zamanlar komplo teorisi gözüyle bakılırken, şimdi maalesef o günleri yaşamaya başladık. 

Benim için çare aşı değil açıkçası. Zaten bahsedilen aşının içeriğine kesinlikle güvenmiyorum. 3 aylık aşı ve insana nasıl bir etki edeceğini bilmiyoruz. Nasıl ki vakti zamanında GDO gibi gıdalar iyi diye sunulduysa, bu aşı da böyle olacak ve insanın genetiği değiştirilecek diye düşünüyorum.

Normal aşıda ölü virüs kullanılır. Bu aşının içeriğinde ise uzmanlar virüsün genetik bilgilerinin aşı ile verildiğini söylüyor ve bu aslında aşıdan çok daha farklı bir durum. Bizim teknolojimiz bu aşıları yapan teknolojilerden daha yüksek olmadığı için aşıların nasıl olduğunu bilemeyiz. Ve biz bilime, teknolojiye asla karşı değiliz. Karşı olduğumuz şey hep söyledigim gibi; bilimi, teknolojiyi ve parayı yöneten “güç”. 

Bu illetten korunmak için ise ben on günlük açlık orucu tuttum (hala blogta yazıyorum konuyu. Vaktin çok kısıtlı ve uykusuz kalma pahasına yazıyı bitirmeye gayret ediyorum). Mümkün olabildiğince; bütçem ve çevrem elverdiğince doğal beslenmeye çalışıyorum. Korku enerjisinde kesinlikle değilim ve tevekküldeyim. Bilimsel bir açıklaması yok fakat rahmetli ninemin sözü kulağımda: kına hem süstür, hem de sabun derdi. Çocuklarıma ve kendime kına kullanıyorum. Abur cubur ve paketli gıdaları neredeyse hiç tüketmiyorum. Sosyal mesafeye ve temizliğe dikkat ediyorum. Doğal dezenfektanlar kullanıyorum. Bunları yaptığım için virüs kesinlikle bana gelmeyecek diyebilir miyim: asla diyemem. Ama virüs gelse de gelmese de, ben yine doğal yöntemlerle bu süreci atlatmaktan yanayım. Zaten bu süreci zorlaştırmak da yukarıda bahsettiğim müdahaleler ve doğal olmayan şeyleri hayatımıza sokmakla mümkün olmadı mı? Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

@hasatolye ‘nin doğal yağlarını hem evde kullanıyorum (ve bilhassa da çocuklar uyurken), hem de dezenfektan olarak kullanıyorum. Zaten sayfalarında veriyorlar tarif.  

@dogal_nimetler ‘in takviyelerini ve kimyasalsız kremlerini kullanıyorum. Hepsi birbirinden öyle kıymetli ki. Ve %100 güvenebileceğim doğal tuzlarını, tuz lambalarını, tuz sabunlarını kullanıyorum. 

@devapidr ‘nin dörtlü karışımı başta olmak üzere, bütün ürünlerini severek kullanıyorum çünkü uzman çocuk doktorumuz Ayla Özcan’ın tavsiyesi üzerine kendilerini bulduğum bir yer burası. Çocuklara lolipop diye sabahları o dörtlü karışımı veriyorum. Bizim aburcuburlarımızın biri de bu. Diğerleri yine doğalını bulduğum keçiboynuzu unu, kakao, pekmez, hurma, fındık, ceviz gibi doğal ürünlerle evde yaptığım şeyler. 

Bal ve çörek otununun da mucizelerine değiniyor Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta. O yazısını da yazımın sonuna ekleyeceğim

Biz gerçek anlamda hem zihinsel, hem ruhsal, hem de bedenen kendimize dikkat ettikten sonra, temizliğe ve şu illet geçene kadar en azından sosyal mesafeye dikkat ettikten sonra, gerisi tevekkülümdür. Tedbir benden, takdir Allah’tan… Ama tedbir gerçek bir tedbir Ve benim gerçekten birden anladığım şey doğal yollardır, doğal yöntemlerdir. Az önce de sordugum gibi, siz peki ne düşünüyorsunuz?

—ALINTIDIR— 👇👇👇

KOVİD 19’DA  BAL VE ÇÖREK OTU MUCİZESİ 

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

Çok merkezli randomize kontrollü araştırmada KOVİD teşhisi konan 313 hastanın bir grubuna 13 güne kadar günde kilo başına 1 gram bal ve kilo başına 80 miligram çörek otu (Nigella sativa), bir grubuna ise plasebo verildi.

Orta derecede ağır bir tablo gösteren 210 KOVİD hastasından 107’ si tedavi 103’ ü ise plasebo grubuna, ağır bir tablo gösteren 103 hastadan 50’ si tedavi 53’ ü plasebo grubuna randomize edildi.

Hastalar semptomların hafiflemesi, viral klirensi (virüsten arınma) ve 30 günlük mortalite (ölüm oranı) bakımından değerlendirildi.

Bal ve çörek otu, orta ağırlıktaki vakalarda 3 günde ağır vakalarda 7 günde belirtilerin azalmasını sağladı.

Virüs, bal ve çörek otu alan orta ve ağır vakalarda 4 gün erken temizlendi.

Bal ve çörek otu alan orta ağırlıktaki vakaların %63.6’ sında ve ağır vakaların %28’ inde 6. günde daha iyi klinik skorlar elde edildi.

Ağır hastalarda 30 günlük mortalite tedavi grubunda %4 iken plasebo alanlarda yüzde 18.87 olarak bulundu.

Bal ve çörek otu ile ilgili aksi tesir görülmedi.

Araştırmanın sonucu

KOVİD’ de hastalık belirtilerini, virüsün temizlenmesini ve ölüm oranlarını azaltan, hiçbir aksi tesire yol açmayan bal ve çörek otunun maliyeti de çok düşüktür.

Bal ve çörek otu KOVİD’ de tek başına veya diğer tedavilere ilave olarak kullanılabilir.

Balın faydaları

Balın da çörek otunun da anti-viral, anti-mikrobiyal, anti-enflamatuar ve immun-modülatör etkileri vardır.

Daha önce balın herpes simplex, hepatit ve varicella zoster virüslerine karşı faydalı etkileri olduğu gösterilmiştir.

Baldan elde edilen altı flavonoid bileşiğin, viral 3-kimotripsin benzeri sistein proteazına bağlanarak SARS-CoV-2 replikasyonunu inhibe edebildikleri de bilinmektedir.

Balın ayrıca çok ilaca dirençli bakterilere ve bilhassa da antibiyotiklerle beraber sinerjik tesiri bulunmaktadır.

Balda hem hazır (inante) hem öğrenilen (adaptive) bağışıklık tepkilerini artıran fenolik bileşikler de bulunur.

Bal, üst solunum yolları enfeksiyonlarında da faydalıdır.

Çörek otunun faydaları

Ranunculaceae ailesinden yaygın olarak kullanılan tıbbi bir bitki olan çörek otunun fare sitomegalovirüsü ve HCV gibi çeşitli virüslere karşı antiviral etkileri gösterdiği gösterilmiştir.

Çörek otu, laboratuar deneylerinde SARS-CoV virüsünün replikasyonunu da azaltır.

Çörek otu bileşenlerinden olan nigelledine, α-hederin ve timokinon, vb. çeşitli SARS-CoV-2 enzim ve proteinleri ile yüksek afiniteye sahiptir.

Aslında, anti-SARS-CoV-2 etkileri gösteren ilaçlar olan klorokin, hidroksiklorokin ve favipiravirinkinden daha iyi bir enerji kompleksi skoru gösterirler.

Bileşenlerinin çeşitli mikroplara karşı antimikrobiyal özelliklerinin yanı sıra anti-enflamatuar ve immün-modülatör etkileri de vardır.

The Beauty Benefits of Black Cumin Seed Oil – YEG Fitness

Gelelim neticeye

Tıbbın altın standart olarak kabul edilen randomize-kontrollü metodu ile yapılan bu araştırmadan elde edilen neticelerin çok azı ilaç şirketlerinin bir ilacı ile edilmiş olsaydı, inanın dünyayı ayağa kaldırırlardı.

Bu ilaç, Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) tarafından KOVİD hastalarına verilmesi uygun bulunmayan 3 bin dolarlık remdesivirden bile daha yüksek fiyata hem de kapış kapış satılırdı.

Başkan Trump bile koltuğunu kaybetmezdi diyeyim, daha iyi anlayın.

NOT 1: Tabii ki bal da çörek otu da “hakiki” olacak!

NOT 2: Bal ve çörek otunun bu tesirlerine ait kaynaklara makaleden erişilebilir.

NOT 3: Araştırmanın hakemli bir dergide yayınlanmadığının elbette farkındayım.

Yoruma kapalı.

MENÜ