Kardeş Kıskançlığı

Kıskançlık duygusu, insanın yaradılışında olan bir duygudur. Hele bir de küçük bir çocuksanız, tüm ilgi bu zamana kadar sadece sizin üzerinizdeyken tahtınıza ortak başka bir bebek geliyorsa, çocuğun kardeşini kıskanması kaçınılmaz bir durumdur. Bu, çocuk belli etsin ya da etmesin mutlaka yaşadığı bir duygudur ve bence çocuk kıskanmakta haklıdır da!

Kardeşi olduktan sonra çocukların kıskanmalarını anlayabilmek, onlara bu duyguyla başa çıkabilmelerine yardımcı olabilmekse biz ebeveynlerin görevidir. Çocuğun kardeşini kıskanması kusur ya da hata değil, insanın doğası gereği yaşadığı bir duygudur.  Önemli olan; çocuğa yardımcı olabilme bilinciyle yaklaşarak, ona olan ilginin azalmadığını ve kardeşinin ona rakip gelmediğini hissettirmek ve yaptığı hırçınlık ya da inatlaşmaların karşısında sakin kalmayı becerebilmektir. Çocuğun, bu kadar yoğun bir duygu durumuyla tek başına baş edebilmesini beklemekse, ona yaşından çok daha fazla olgunluk yüklemek ve beklemek olur. Sonuçta kıskançlık bir “duygu”dur ve çocuk bu duyguyu “kaybetme korkusu” yaşadığı için sergiler. Annesinin kendisine karşı ilgisinin azalmadığını gördükçe de ikna olur ve zamanla bu duygu tekrar pasifleşir.

Bizim evimizde kardeşler arasında iletişim nasıl ilerledi, kardeş kıskançlığının önüne geçmek ve Güneş’e durumu kabullendirebilmek için ne gibi girişimlerde bulundum?

Hamileliğimi Güneş’le ilk paylaştığımda (26 aylıktı o zaman) çok sevinmişti. “Yaşasın abla oluyorum, bebeğimiz geliyor, canım kardeşim benim” diye karnıma sarılarak ya da böyle cümleler kurarak sevgisini ve sevincini belli etti. Böyle davranması da beni çok sevindirdi ama bilin bakalım bu durum ne zamana kadar sürdü? Ben kardeşine hamileyken, başka bir yenidoğan bir bebekle tanışana kadar 🙂 Sanıyorum ki Güneş kardeşini bez bebekleri gibi bir şey sanmış olabilir o zamanlar, bu kadarını tahmin etmiyordu muhtemelen 🙂 Bu durum iki ay kadar devam etti… Yaklaşık 2 ay sonra da, gördüğü her bebeğe tekrar ilgili davranmaya başladı. Fakat biliyorum ki hala içinde bu duygu sonlanmamıştı. Kendi kardeşi doğduğunda kıskançlık duygusuyla başa çıkması ve evde gergin ortamların yaşanması o zamanlarda hala çok olasıydı.

Şu durumda yapacağım şey; kıskançlık duygusunu öldürmeye niyetlenmek değil, kardeşini özümsetmek, birlikte yaşamayı kabullendirmek, onu sevdirmek, Güneş’e olan sevgimin ve ilgimin hiçbir zaman eksilmeyeceğine ikna etmek ve kardeşinin ona rakip gelmediğini idrak ettirmek olmalıydı. Sonuçta kıskanmayacaksın ya da bu şekilde davranacaksın diye ona bir şeyleri diretsem ona sadece davranış öğretmiş olacaktım, bu da Güneş’in gerçeği olmaz ve hiçbir zaman sevemez, kıskançlıkları da belki de yıllar boyu devam edecekti. Önemli olan çocuğun duygularına inebilmek, duygusal zekasını izleyip ona göre muamele etmek olmalı. Ben de  bunları  düşünerek aşağıdaki metotları uyguladım:

 

“Anne ben seni çok seviyorum, iyiki benim annem olmuşsun 🙏🏻 canım annecim, hem de canım kardeşim 💖 “

Şule Alkış | BirAnneTavsiyesi (@sulealkis) tarafından paylaşılan bir video ()

kardes-kiskancligi kardes sevgisi kardeş kıskançlığı anne bebek iletişimi hamile anneler

Kardeş Kıskançlığını Önlemek İçin Neler Yapılmalı?

Hamilelik dönemimden itibaren kardeş kıskançlığını önleyebilmek adına uyguladıklarım:

  1. Ona her zaman dediğim gibi yine “iyi ki senin annen olmuşum, iyi ki benim yavrum sen olmuşsun, bunun için çok şanslıyım” cümlelerime ve sarılmalarıma devam ettim. Güneş de zaten her bu konuşmalardan sonra “canım annem benim” diye boynuma sarılır da. Buna ek olarak bu sefer, “iyi ki benim yavrum siz olmuşsunuz ve ben iyi ki sizin anneniz olmuşum, benim canım yavrularım” olarak değiştirdim gebeliğimin son zamanlarında cümlelerimi.
  2. Yine gebelik dönemimde Güneş’ten bilinçli olarak sürekli bir şeyler rica ettim. Mesela “şu masanın ucunu tutar mısın tatlım, yeri süpüreceğim, birlikte kaldıralım.” Tabiki Güneş güç uygulamıyor, zaten kendisinin küçük masası bahsettiğim masa. Ben sadece “birlikte” ya da “bana yardımcı oluyorsun”, “sayende” gibi etkiler bırakmak adına Güneş’ten bu tip isteklerim oldu. Yardım ettikten sonra da “bana yardımcı olduğun için teşekkür ederim annecim” dedim. Maksat, biraz daha büyüdüğünü ve yardımcı olabileceğini ona farkettirmekti.
  3. Yine gebelik dönemimde Güneş’e “sen artık bebek değil, çocuk oldun ve çocuk olmak sana çok yakıştı” gibi hatırlatmalar yaptım. Ama ara ara gene bebekleşmekten, kendini kardeşi gibi bebek görmekten de vazgeçmedi tabii. Bu gibi durumlarda da çocuk olmanın bebek olmaktan daha güzel olduğunu anlattım. Ne kadar şanslısın ki dişlerin var ve yemek yiyebiliyorsun, konuşmayı biliyorsun ve her şeyini anlatabiliyorsun, yürüyebiliyorsun, istediğin şeyleri eline alabiliyorsun ama bebek olsaydın maalesef bunların hiçbirini yapamayacaktın, hep ağlamak zorunda kalacaktın, yemek yemesini bilemediğin için mecburen anne sütü içecektin ve dişlerin de olmayacaktı. O yüzden biz de Hira doğduğu zaman ona yardımcı olmalıyız. Bebek olmak zor olmalı dedim. Yüzde yüz ikna edemesem de, gene de işe yaradığını da düşünüyorum bu konuşmalarımızın. Kardeşinin ihtiyaçlarını karşılarken de ondan sürekli yardım aldım. Bezini getirdi, battaniyesini getirdi, sürekli ona yardımcı oldu. “Küçük Anne” oldu 🙂
  4. Kardeşi doğduğunda Güneş artık 3 yaşına gelmişti. 3 yaşındaki bir çocuğa da, “abla olduğu için tebrik hediyesi” olarak, yaz boyunca istediği bisikleti bilhassa kardeşinin doğumuyla ona hediye ettik. Tam da hayalindeki ve tarif ettiği gibi; pembe, sepeti, zili ve püskülü olan, Niloya bisikleti istiyordu.  Ama, bu bisikleti kardeşin sana hediye getirmiş deseydik, bu beyaz yalana inanmayacağı gibi (şimdi inansa da bir müddet sonra durumu idrak edecekti), aynı zamanda ebeveynlerinin kendisine yalan söyleme ihtimalinin artık hep varolacağına inanacağı için bize karşı güveni de sarsılırdı. O yüzden bisikletini Hira getirmedi, biz ona ablalığa terfi ettiği için hediye aldık.
  5. Bebek ziyaretine gelenlere sıkı sıkı tembih ettim; gelmelerinin nedeni “bebek görmek” değil, “artık abla olduğu için Güneş’i tebrik etmek” için bizi ziyaret ettiler. Herkes abla olduğu için Güneş’i kutladı. Her gelen misafirimiz Hira’dan önce Güneş’e ilgi gösterdi, Güneş’i sevdi. Sonrasında Hira’ya baktılar ve Hira’yla ilgilenirken Güneş’i kimse “unutmadı”. Daha önce evde Güneş için paketlediğim hediyeleri, sanki misafirlerimiz Güneş’e getirmiş gibi ona verdim tebrik için. Hira’ya gelen hediyeleri de Güneş’in yanında hiç açmadım ve ona göstermedim. Ortamda herkes hem Hira’yı sevdi, Hem de Güneş’i sevdi. Kimse Hira’yı da küçümsemedi (sen kardeşinden daha tatlısın, kardeşin çirkin vs. gibi). Hira’ya bu şekilde söyleyenlerin yanında da “hayır, Hira da çok tatlı, o da elbette çok güzel bir bebek, zaten O Güneş’in kardeşi” gibi, Hİra’yı da yüceltecek sözler söyledim ki kardeşine karşı hem saygısı olsun hem de iyice kabullensin…
  6. Doğum anında, sancılarımın olduğu zamanlar haricinde (beni o şekilde görmemeliydi, travma ya da kardeşine kinlenme olabilirdi çünkü), hastanede Güneş de hep bizim yanımızdaydı. Ona yokluğumu hiç hissettirmedim.
  7. Yine hamilelik dönemlerimde, banyoda kullanması için ona bir tabure, fayansa kendine özel havlusunu asması için askı ve el havlusu aldım. Böylece “büyümüş” “abla olmuş” bir birey olarak, ellerini artık kendi yıkıyor, musluğu kapatıyor, havluyla kuruluyor ve tabureyi de yerine koyuyordu.
  8. Her ne olursa olsun, Güneş abla olduğu için her zaman öncelik onun olacak uzun yıllara kadar. Ona bu şekilde davranmam çocuk ayrımcılığı ya da adaletsizlik değil, bana göre adaletli davranmaktır. Her ikisine de elbette iyi davranacağım fakat abla, abla olduğunu ve saygınlığını bilecek kardeşine karşı. Bu şekilde davranırsam o da zaten eminim ki sorumluluğunu anlayacak ve kardeşine hiçbir zararı değil aksine faydası olarak yanında olacaktır. Sen ablasın sus, sen ablasın ver, sen ablasın iyi davran asla ama asla denilmeyecek. “Sen abisin, ablasın” gibi yaklaşımlar, büyük çocuğa hiçbir zaman yapılmamalı.
  9. Daha önce de bahsetttiğim gibi, bebeğin genel bakımlarını yaparken abla olarak ondan da ufak yardımlar istedim. Mesela bezini getirmesi gibi ya da ninni söylemesi gibi. “Birlikte” kardeşine bakacak, birlikte “kardeşine yardımcı olacak” işler yaptık.
  10. Ben kardeşiyle ilgilenirken, o da hep yanımda oldu ve Güneş’e dokunmayı, onunla iletişim halinde olmayı hiç ihmal etmedim. Hira’ya bakarken içim aşktan kıpır kıpır kaynasa da, Güneş’in yanında kendimi kaybedercesine sevmedim. İkisini de aynı anda sevdim hep. Hira’yı yoğun bir şekilde seveceğim zamanları da Güneş yanımda değilken ya da o uyurken yaptım 🙂
  11. Hira’yla bol bol sohbet ettirdim. Yüz ifadelerinden ya da bebeğin tepkilerinden “şu anda ne düşündüğünü” birlikte anlamaya çalıştık. Üzüldüğünde kardeşini “teselli etti” ya da canı sıkıldığında “masal anlattı”, kardeşinin duygularını hem anlamaya çalıştı hem de ona yardımcı olmaya çalıştı. Bu gibi yaklaşımlar da çok önemli gelişim sağladı. Kardeş Kıskançlığını aşması ve kardeşini kabullenmesi açısından bu yöntem bizim için oldukça faydalı oldu.
  12.  

    Ayyy bacakları çok minik, hassas ve çok minik 😊 #kardeş

    Şule Alkış | BirAnneTavsiyesi (@sulealkis) tarafından paylaşılan bir video ()

     

     

    Hira ağlama ben senin yanındayım, kolunu öpeyim mi 😘

    Şule Alkış | BirAnneTavsiyesi (@sulealkis) tarafından paylaşılan bir video ()

  13. Normalde yatağı ve odası ayrı olduğu halde, Hira doğduktan sonra bazı geceler yanıma gelmeye, benimle uyumaya başladı. Bunu alışkanlık haline getirmesin diye bu duruma engel olmak yerine, ben birlikte uyumayı tercih ettim. Çünkü reddedersem veya odasında uyuma alışkanlığı bozulmasın diye onu yanımda istemezsem “istenmiyorum” “annemi kaybediyorum” “artık sevilmiyorum” diye düşünecek, kıskançlığın yanı sıra bir de travma yaşayabilecekti. Ben de bu yüzden yanımda uyumak istediği zamanlarda onu hiçbir zaman kırmadım.
     

    “Bir varmis bir yokmus, evler zaman içinde, kalbur zaman içinde, develer tellan iken, pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngın tıngın sallar iken”😄 Uzun zaman sonra Güneş ilk defa yanımda uyumak istedi. Bunun sebebi aslında Hira ☺️ İsteğine asla karşı gelmedim, yanımda uyumaya tekrar alışmasın diye odasında yatırmaya çalışmadım, inatlaşmadım. Sabah beni yanında görünce çok mutlu uyandı. Birlikte bol bol dokunmalı oyunlar oynadık. Burada bir inek varmış, iğne battı canımı yaktı, portakalı soydum gibi bol temaslı, gıdıklamalı oyunlar ☺️ Sonra O bana masal anlattı, Ben de ona onu ne kadar çok sevdiğimi söyledim. Birlikte kardeşiyle konuştuk. Çocuklar kıskanmakta çok haklılar. Güneş’e bu şekilde yaklaşarak yardımcı olmaya çalışıyorum, “beni kaybetmedin ve seni çokkk seviyorum” mesajını vermeye çalışıyorum. Umarım uyum dengesi devam edecek böyle 🙏🏻

    Şule Alkış | BirAnneTavsiyesi (@sulealkis) tarafından paylaşılan bir video ()

     

  14. Güneş’le Hira’nın arasında tam 3 yaş var. Biri bayram arefesinde doğdu, diğeri bayramın ikinci günü 🙂 Okulların açılışı ile Hira’nın doğumu da aynı zamanlara denk geldiği için, Güneş’i okula başlatabilecekken kardeşi olduğu için 1 sene daha ara verdik. Çünkü, “kardeşim olduktan sonra istenmiyorum” gibi bir duyguya kapılma hissi çok yüksek olacaktı. Bu da, çocukta ciddi bir bunalıma sebep de olabilirdi, okul hayatından soğumaya sebep de..
  15. Yeni bir kardeşin gelmesi, büyük olan çocuk için bence bir nevi eğitimdir. Çocuk kardeşi sayesinde sosyalleşmeyi, paylaşmayı, sabretmeyi, çözüm bulmayı, problem çözmeyi, ikili ilişkileri öğrenir. Aile içi iletişim ve en çok da kardeşler arasındaki ilişki, ileriki zamanlarda evlilik hayatından tutun da iş hayatı gibi birçok ilişkileri ve bu ilişkilerde izleyeceği yolu bile belirleyecek kadar önemli bir eğitimdir hem de. Burada önemli olan ebeveynlerin müdahalesi ve ne derecede, hangi arada müdahale etmeleri gerektiğini farketmeleri de bir o kadar önemli… Bu konuda Hira henüz büyümediği için net konuşmam doğru olmaz fakat Güneş’in arkadaşlarıyla ya da kuzeniyle ikili ilişkilerindeki davranışlarında benim izlediğim tutum bu yönde..
  16. Hira’yla ilgilenirken her ne kadar yoğun bile olsam, Güneş’in ihtiyaç ve isteklerine mutlaka cevap veriyorum. Mesela Hira’yı emzirirken Güneş çoğu zaman dizime yatıp kasıtlı olarak “Anne bana hikaye anlat” der. Bir bebeği emzirirken öte yandan başka bir çocuğun dizinizde yattığını düşünün. Öyle bir durumda bile “Güneş kalk dizimden, sana daha sonra masal anlatırım” ya da “kitabını sana sonra okurum” demek yerine masal anlatıyorum. Çünkü burada çocuğun amacı onu önemseyip önemsemediğim, kardeşiyle ilgilenirken ona cevap verip vermediğim. Cevap vermezsem yine istenmiyorum ya da önemsenmiyorum gibi düşünmesi çok olası bir durum olur. Ya da, Hira’yı yatırdığım battaniye ona ait bir battaniyeyse mesela, Güneş de o battaniyeyi istiyorsa, “o senin kardeşin, ne var battaniyende yatmışsa, şu an başka bir battaniyeyi alamam” gibi cümlelerle onun isteğini çevireceğime, çocuğa saygı duyarak ve ilişkimizi, iletişimimizi de şımarıklıkla değil, tabiri caizse onun patron olmadığını ona hissettirerek battaniyesini ona veriyorum. 

Bunları yaptım ama Güneş kardeş kıskançlığı konusunda hep mi uyumlu oldu; hayır. Zaten bu kadar büyük bir olgunluk beklemek yanlış olurdu 3 yaşındaki bir çocuktan. Üstelik bu zamana kadar gerek aile içinde, gerek sosyal çevrede çok fazla ilgi odağı olduğu için ister istemez afalladı. Bebek gibi davrandı çünkü ilgimin ve sevgimin azalmasından korkuyordu ve bu korkuda Güneş çok da haklıydı! Gerçeğin bu olmadığına onu ikna edebilmek de benim elimdeydi. Zorlu bir süreç olabilir bizler için, ama önemli olan büyük çocukları anlayabilmek. Bu şekilde yaklaşımlarla eminim ki tüm çocuklar kardeşlerini çok rahat kabulleneceklerdir.

 
Güneş, Hira’nın 13 günlük olduğu gün sürekli ağlıyordu, tuvalet ihtiyacı dahil her şeyi sadece bana yaptırıyordu, benden başka kimseye yanaşmıyordu, özellikle bebeği emzirirken kasıtlı olarak “anne tuvaletim geldi” diye beni kaldırıyordu. Sadece süt içiyordu. O gün benim için oldukça sancılı geçmişti. Ama ertesi günü farkettim ki çocuk, bebekler ağlayarak bizlerle iletişim kurduğu için, Güneş de o gün kardeşi gibi davranmaya karar vermişti. Babaanne ya da anneanneye tuvalet ihtiyacı dahil hiçbir işini yaptırmayarak, bir nevi kendini benden başkasına teslim etmeyerek, beni kaybetmemeyi kendi planınca garantilemeye çalışıyordu. Kardeşi gibi ağlayacak ve ben de en çok ve belki de sadece ona ilgi gösterecektim! Benden başkası Güneş’e yardımcı olursa beni tamamiyle kaybedecekti ve bir daha onunla ilgilenmeyecektim! O yüzden sadece bana yaptırtmalıydı tüm işlerini… Kardeşi süt içtiği için o da tüm gün sadece süt içmek istiyordu! Çünkü onu bundan sonra belki de sevebilmemin tek yolu kardeşi gibi davranmasıydı… 
 
Ertesi günü, her zamankinden ona daha fazla dokunarak, sarılarak, koklaya koklaya öperek onu ne kadar çok sevdiğimi dile getirdim. Kardeşi gelmeden önce olduğu gibi onu hala çoook sevdiğimi, onun annesi olduğum için çok şanslı olduğumu söyledim. Göz göze konuştuk hep. Ağlayarak sorunları çözemeyeceğimizi, konuşmanın en güzel yol olduğunu söyledim. Bu durumu anlatan bir masal uydurdum ve masal kahramanı çocuğun yanlış düşündüğünü anlattım. Kardeşinin onu ne kadar çok sevdiğini söyledim. Bebeklere yardımcı olmamız gerektiğini, babaanne ve anneanne seni tuvalete götürerek bize yardımcı olduklarını anlattım. Bunların hepsini de nasihat şeklinde değil, ses tonumu dikkatlice kullanıp, yüzümde hep yumuşak bir tavır ve gülümseme ile, asla stresle değil huzurlu bir hal ile anlattım. O gün rahatladı. Bir iki gün sonrasında da bu sayede tamamiyle normale döndü. Çünkü bu şekilde davranmaya, konuşmaya, ilişkimizi erteleyecek şekilde hareket etmemeye, diyaloğumuzun kopmamasına özen göstererek, onunla bağımı hep aynı frekansta tuttum. Bu sayede de çocuk, endişesinden kurtuldu. Taşkınlık ya da gereksiz ağlamaları son buldu şükür.  
 
Tüm bunlar benim uygulama ve düşüncelerimdir. Her zaman belirttiğim gibi; en doğru yönlendirme ve çözüm için en başta ve her zaman pedagog ve psikologlara danışmanızı öneririm.
 
Sevgiler size, sabırlar bana ve benim gibi annelere olsun bu kez 🙂

instagram.com/sulealkis
info@birannetavsiyesi.com
https://www.facebook.com/BirAnneTavsiyesiCom/

8 Yorum

  1. Çok güzel anlatmışsınız Umarım ben de bu dönemi kolay atlatırım 😊

  2. Sevgiyle ve merakla takıp edıyorum yazılarınızı, tesekkur edıyorum ıyıkı varsınız. Benimde 34 aylık kızım ve 3 aylık oğlum var benzeşen yönlerimiz çok yazılarınızda kendimi buluyorum.

  3. Zuhal @okuyucuanne

    Bir nefeste okudum. Ne kadar doğru tespitler ve ne kadar doğru davranışlar… Tebrik ediyorum sizin gibi düşünceli, duygulu, içten ve bilgili anneyi. Şu an üç buçuk aylık bebeğim var. Kardeş kavramı biz im için henüz erken ama sanki Aylin’in evde kardeşi varmış kızım abla olmuş gibi okudum. Ellerinize sağlık.. Güneş ve Hira çok güzel melekler, Allah onlara sevdikleriyle mutlu bir ömür nasip etsin..Maşallah onlara da size de…

  4. hülya ışık

    Ben sizlerden oldukça büyük birisiyim. Öncelikle eşinize ve size, kızlarınızla sağlıklı, huzurlu ve uzun bir ömür diliyorum. Sizi küçük kızım takip ettiğim için öğrendim. Ben de ara ara Güneş’i dinliyorum ve bu da bana çok büyük bir keyif veriyor. Benim de 2 kızım var. Yukarıda paylaştıklarınızı ve biraz daha fazlasını ben de yapmıştım. Kızlarımın biri 18 diğeri 22 oldu. Birbirlerinden uzun süre ayrı kalamıyorlar. Ben ve eşimi 1 haftada özlüyorlarsa, birbirlerini 3 günde özlüyorlar. Herşeylerini paylaşıyorlar. Umarım sizin kızlarınız da aynı şeyleri yaşarlar. Ve hatta eminim ki yaşayacaklar. Güneş’in konuşmaları, tarzı benim büyük kızıma çok benziyor. Size ve minik ailenize esenlikler diliyorum.

MENÜ