Cumhur Şener | Çocuk Göz Sağlığı

Göz sağlığı, göz tembelliği, gözlük seçimi, göz kapama, çocuklarda göz muayenesi gibi Prof. Dr. Cumhur Şener’den aldığım bu önemli bilgileri aktarmadan önce Güneş ve Hira’nın göz sağlığı sorunlarından, hikâyelerinden, tedavi süreçlerinden, belirtilerden ve tecrübelerimizden başlayarak konuya girmek istiyorum ki annelerimize de ek bilgi olsun çünkü göz muayenesinin ve doğru ölçümlerin ne derece önem arz ettiğini deneyimleyerek öğrenmek zorunda kalan bir anne olarak, elimden geldiğince bu noktada da farkındalık oluşturmak isterim. O yüzden de önce Güneş ve Hira’nın hikâyesini aktarmak istiyorum ve Prof. Dr. Cumhur Şener’le daha önce konuştuğumuz (göz sağlığı ile ilgili diğer yazımlarımda bilgiler var fakat tek bir yazıda da toplanması için burada da tekrar paylaşacağım) göz tembelliği ve göz kapama ile ilgili bilgileri de bu yazımda tekrar paylaşacağım:

Çocuklarda Göz Muayenesi Süreci Nasıl Olmalıdır?

Güneş ve Hira doğuştan hipermetrop ve astigmat. İlk çocuğum Güneş’i bebekken göz doktoruna götürmüştük fakat o zaman doktor muayenesindeyken gözlerinde görme bozukluğu olduğu fark edilmemişti. Biz de bu durumdan habersiz, çocuk iki buçuk yaşına gelene dek görme sağlığının iyi olduğunu zannediyorduk. Zaten ne eşimde ne de bende, ne eşimin akrabalarında ne de benim akrabalarımda göz ile ilgili bir rahatsızlık hiç olmadığı için tekrar göz doktoruna gitme gereği de duymamıştık… Nasıl olsa genetik bir durum söz konusu da değildi ve muayenede hiçbir sorun çıkmadığına göre, tekrar göz muayenesine gitmeye lüzum yoktu…

Güneş iki buçuk yaşına geldiğinde ise, iki gözünün de farklı anlarda kaymaya başladığını fark ettik ve bunu anlar anlamaz hemen göz doktoruna götürdük. Muayenede görünen oydu ki; çocuğun gözleri aslında doğuştan hipermetropmuş… Daha öncesinde fark edilmediğinden dolayı (muayene eğer otomatik cihazlarla yapıldıysa yanılma payı yüksek. Bu nedenle klasik yöntem olan elle retinoskop denilen cihazla tekrarlanarak doğrulanmalı. Cumhur Bey’in aktardığı bilgileri aşağıda paylaşacağım. Aslında bebeklik döneminde doktora gittiğimizde doğru bir muayene yapılmış olsaydı, tedavi daha bebekken başlanılacaktı) Güneş’in gözlerindeki görme bozukluğu daha da ilerlemiş ve göz, görebilmeye odaklanmak için şaşılığa da başlamıştı.

Aniden gelişen ve hiç beklemediğimiz bir sürpriz olunca bu durum, o an ki psikolojimizi bir düşünün: Çocuğun gözlerinde 5,25 derece hipermetrop var ve çocuk doğuştan bu şekilde gördüğü için “gerçek görüşün” nasıl bir şey olduğunu bilmiyor. Bilmediği gibi bunun normal olduğunu sanıyor. Dolayısıyla da görmede zorlansa bile farkında değil. Gözlüğünü ilk defa taktığında, görüntünün netliğine hem şaşırmış hem de çok sevinmişti. Bunu mimiklerinden, hareketlerinden ve cümlelerinden çok net anlayabiliyorduk. Elini yanağıma götürüp sevinçle “anne yüzün çok keskin” demişti. Babası “nasıl kızım, iyi görebiliyor musun?” diye sorduğunda, “görebiliyorum tabii, lambayı da görebiliyorum” deyince o anki üzüntümüzü ifade edemem size, bu cümleyle öyle canım yandı ki… Sonrasında duvarları elliyor, “anne halıyı da görebiliyorum” gibi hayretli ifadelerle cümleler kuruyor ve şaşkınlıkla mutluluk arasında bir duygu halinde çevresini inceliyordu. Gözlüğünü ise hiç çıkarmadı çünkü gözlük takınca net görebilmekten memnundu ve yaşı iki buçuk olduğu için, bebeklere nazaran gözlüğü çabuk kabullenmişti. Artık düzenli olarak muayenelere gidiyorduk fakat çok da sürpriz bir durum olduğu için hipermetrop; bir yandan kontrollere giderken, bir yandan da hekimleri araştırıyordum ve o zamanlar gittiğimiz her muayenede de çocuğun göz ölçümleri sadece otomatik ölçüm cihazlarıyla yapılıyordu.

Bir müddet sonra Güneş’in gözlerinde “Göz Tembelliği (Ambliyopi)” de oluşunca farklı hekimlerden de yardım istemeye, artık bir şeylerin yanlış olduğunu daha net gözlemlemeye başlamıştım… (Cumhur Bey’in bu noktadaki özel notu: Çocuklarda görme keskinliği düzeyi 3-3,5 yaş civarında ölçülebiliyor. Aslında başından beri ambliyoptu ancak 3 yaş civarında bunu ölçeklenirebildiniz.) Her hastane ya da hekimde yapılan muayenede (aynı günlerde yapılan muayeneler) göz ölçümleri farklı sonuçlar veriyor, her bir muayeneden sonra doktorlar farklı gözlük numaraları söylüyor ve çocuğun şaşılığında da artış görülüyordu. Öte yandan ambliyopi oluşu da göz kapama işlemini gerekli kılıyor ve şaşılığı için ameliyata girmeli deniliyordu… Artık Güneş’in göz sağlığında durum çok fazla ciddiydi.

Cumhur Şener’le yolumuzun kesiştiğinde Güneş’in göz sağlığı durumu yukarıda anlattığım şekildeydi. Dokuz aylık bir tedavi, gözlem, doğru muayene ve yönlendirmeler ile çocuğun son durumu bu haline gelişti; Cumhur Bey’in kendisinden dinleyelim:

C.Ş: “Güneşin iki buçuk yaşında göz kayması başlamış. Sol gözüne 2 saat kapama yapıyormuşsunuz. İlk getirdiğinizde sağ gözünde görme oranı yüzde yetmiş beş, sağ gözünde “gözlüğe rağmen” şaşılık varmış ve size ameliyat olsun demişler. Yani bana Güneş’e ameliyat yaptırmak için gelmiştiniz. Gözlük numarasını hatırlarsanız oldukça ciddi bir numara farkı ile değiştirdim ilk muayenemde. Numarayı artırmış olmam biraz moralinizi bozdu aslında.

Gözlük numarasını ayakkabı numarası gibi düşünün; ayakkabı numaranız 40 da olabilir, 44 de. 44 numara oldu diye o kişi sağlıksız demek değildir. Gözlük numarasının yüksek çıkması ailelerin genelde moralini bozuyor. Ama kişinin ayağı 44 ise 40 numara ile ihtiyacına cevap veremezsiniz. Rahat yürümesini sağlamak istiyorsanız gerçek numarasını mecburen vereceksiniz. Gözlükte insanların yanılgısı şu: vücut ısısı gibi düşünülüyor. Yani bizim vücut ısımız 39 dereceye çıktı, ne yapacağız şimdi gibi tepki veriliyor ama ayakkabı numarası örneğindeki gibi düşündüğümüzde gözlük numarasının artmış olması “sağlıksızlık” skalasında kötüye gidiş anlamını taşımaz. İhtiyacını belirler sadece. Çocuğun görme fonksiyonlarının düzelmesi ve veya şaşılığının toparlayabilmesi için doğru gözlük numarası şart.

Gözlüğün doğru saptanmasıyla ilgili sık yapılan hata otomatize edilmiş cihazlara başvurulması. El ile muayene sırasında her çocuk aynı uyumu göstermiyor. Bir kısmı direniyor, dikkat etmiyor, bakmıyor veya ağlayarak tepki veriyorlar. Aileler çocuğun sıkıntıya sokulmasını istemiyor, tepkili oluyor, uzaktan müdahale eden cihaz ölçümleri ile idare etmeye çalışıyorlar fakat maalesef doğru değil o çözümler… ***Gözlüğün doğru verilebilmesi için geleneksel yöntem olan retinoskop dediğimiz elde tutulan cihazları çocuğun gözüne yaklaştırarak kullanılması lazım. Doğru ölçümler olması için çocuğun göz bebeği doktorun göz bebeğine doğru yaklaşık 5-30 saniye kadar bakacak; sağa sola bakmadan, o sırada birtakım aletlerle ölçüm yapacaksınız. ***Çocuk bu işleme katılımcı olmak istemeyebilir, bunu bir tehdit olarak algılayabilir. Muayenenin bu noktasında ailenin de gerekirse çocuğun başı ve gözlerini sabitlemek suretiyle bize yardımcı olmasını isteyebiliyoruz. Bu nadiren kısa süreli bir mücadele gerektirebiliyor. Bizim muayenemizin kritik emek harcamamız gereken noktasını da bu oluşturur. ***Orada doğru ölçümü yaparsak, o zaman çocuğun görme kalitesini yüzde yüze çıkarmamız, hatta şaşılığını tama yakın düzeltebilmemiz mümkün olabiliyor. Mesela Güneşin şu anda görmesi gözlükleri sayesinde yüzde yüz. Artık kapama ile işiniz bitti, buna ihtiyacınız kalmadı. Ancak kapamayı kestikten sonra bir müddet daha takip edilmesi lazım. Eğer görme tekrar geriye doğru düşecek olursa kapamaya yeniden başlanılabilir, onda bir sakınca yok. 10 – 12 yaşına kadar kapama bazen başlayabilir, bazen bırakılabilir; o hastanın durumuna bağlı fakat asıl mesele gözlük numarasının çok doğru olması lazım. Gözlük numarası doğru verildikten sonra bir cerrahi için bir müddet sabredip bekleyin, acele etmeyin. İlk geldiğinizde Güneş için “ameliyata hiç ihtiyacı yok çocuğun” dedim ve haklı çıktık. Şu anda hiç kayması yok. Gözlüğünü taktığı zaman yok ama! Gözlüğünü çıkardığında çocuk görebilmek için gözünü burnuna doğru çeviriyor ve gene şaşı oluyor. Bunun bir önemi yok. Bizim için şaşılığın gözlükle tam olarak giderilmiş olması tedavide başarıya ulaştığımızın göstergesidir. Eğer gözlük takmasına rağmen bir miktar şaşılık hala devam etmiş olsaydı, o takdirde cerrahi önerebilirdim.

Ailelerin sıkıntı yaşadığı ikinci konu da “gözlükten ne zaman kurtulacağız” sorusu ama ayakkabıdan ne zaman kurtulacağız demek gibi bir durum aslında bu. İhtiyacı olmasına rağmen bunun sorun haline getirilmemesi lazım. Ayakkabı örneğini vermemin nedeni; ayakkabının yardımcı bir eleman olarak genel kabul görmesi ama gözlüğün ise maalesef genel kabul görmemiş olması…

Güneş’in durumuna benzeyen çocuklarda yıllar içinde gözlüğünü çıkarttıktan sonra da kaymanın fark edilmeyecek boyuta ineceğini biliyoruz fakat bunun için yaklaşık olarak 10 – 15 yıl beklemeniz lazım. Gözlük numarası bu süre içinde artabilir, azalabilir, yönü değişebilir. Nasıl ki çocuğun boyu aynı sabit kalmıyorsa, gözlük numarası da sabit kalmayacaktır. Buna bizim veya herhangi bir yöntemin bir katkısı olmaz. Zaman içinde çocukların gözlük numaralarının kontrol edilmesi ve görmesinin yüzde 100’de kaldığının teyit edilmesi gerekiyor.

Nadiren de olsa şaşılıkların karakter değiştirerek aynı kişide zaman içinde farklı tür bir şaşılık olarak tekrar ortaya çıktığını da görebiliyoruz. Yani Güneş’teki bu epizodu atlatmış olmanız, yıllar içinde tekrar şaşılıkla karşılaşmayacağınız anlamına gelmez. Dolayısıyla çocuğun takiplerinin devam etmesi lazım; eskisi kadar obsesif olmaya gerek yok ama özellikle gelişme çağını bitirinceye kadar takiplerinin devam etmesi lazım. Ayrıca şaşılık 80 yaşında da ortaya çıkabilir. Şaşılık sadece çocukluk problemi değildir. Bizim ameliyat yapmak zorunda kaldığımız hastaların yarısından fazlası aslında erişkinle; çocuklar değil. Erişkinlerde de şaşılık çok sık görülüyor.

Şimdi, Güneş’te bugün bayram günü. Çünkü gözlük ve kapama sayesinde yüzde yüz kapasiteli görüyor, gözlükle şaşılığı bitti, kapamaya ihtiyacınız kalmadı ve üstelik fonksiyon olarak binoküler görme (her iki göz kullanılarak yapılan görme) dediğimiz; beyinde her iki gözünün de işleme alınabildiğini gösteren derinlik hissine de kavuştu. Güneş’in görmesinde daha önceden derinlik hissi hiç yoktu. ***Bu tedaviler doğru yönetildiği takdirde bazı hastalarda böyle bir fonksiyonu kazanmak mümkün olabiliyor. Güneş bu anda artık ameliyat adayı da değil.

Şimdi, Hira ‘ya gelecek olursak; Hira ‘da ilk başta şaşılık görmedik fakat gözlük numaralarının ikisi arasında numara farkı vardı, biz bunu tembellik açısından çok büyük bir risk faktörü olarak görüyoruz; yani ayakkabısının biri 40 numara, diğeri 44 numara diye düşünün. Bu aradaki farkın mutlaka verilmesi lazım çocuğa ki dengeli yürüyebilsin. İşte bu durum gözlükte de aynı şekilde… Ablasında şaşılık olma riskini göz önüne alacak olursak Hira’nın da gözlük tedavisine devam etmesi doğru karar. Küçük çocukların göz sağlığının daha yakın takip edilmesi lazım çünkü çok hızlı değişir numarası.  Nasıl boyu hızlı değişiyorsa, tipi değişiyorsa; gözlük numarası ihtiyacı da çok çabuk değişir. Onun için Hira’nın gözlük numarasını rafine edip, olması gereken numarayı vermeye devam edeceğiz.”

Ş.A: Çocuklarda göz muayenesinde ne gibi sorunlarla karşılaşılabilir?

C.Ş: En sık rastladığım sorun; hastaların gözlük numaralarının yanlış olması. Burada ölçüm tekniği ve uygulamayla ilgili sıkıntılar var. Aile ve çocukla çatışma olasılığı vermemek için “ölçülebildiği kadar” verilen gözlükler muhtemelen başrolde. Az önce bahsettiğim gibi doğru ölçüm alabilmek için bazen çocuğu kısıtlamak zorunda kalabiliyoruz. Özellikle şaşılığı varsa, göz tembelliği varsa, gözlük numarasının önemi kritik. ***“Ameliyat olması gerekiyor” diye bana gelen hastaların önemli bir kısmında yetersiz gözlük ve kapamadan dolayı ameliyat endikasyonu konulmuş oluyor, Güneş’te de yaşamış olduğunuz gibi… Hastaların gözlüklerini ve kapama tedavisini düzenliyorsunuz, ondan bir süre sonra –hemen değil- ameliyat endikasyonu ortadan kalkabiliyor. Bu nokta çok önemli çünkü yanlış nedenlerden dolayı ameliyat edilen hastalarda önceleri iyi gibi görülen sonuçların zaman geçtikçe bozulmaya başladığı ve tekrar tekrar ameliyat veya diğer tedavi yöntemlerinin gerekebildiğini biliyoruz. Aileler yapılan tedavilerle gözlük numarasının azalacağını veya tamamen kurtulacaklarını zannediyorlar. Gözlükle düzelebilecek bir problemin ameliyatla düzeltilme yoluna gidildiğine maalesef şahit olabiliyoruz.

Çok sık olmamakla birlikte bazen çocukların muayene süreçlerinde yaşadığı ve yaşattığı stresli sahneler oluşabiliyor. Örneğin, düşünün ki Hira’nın ve Güneş’in 1-2,5 yaşlarındaki halini; küçük çocuklar muayeneye itiraz ediyor. Muayene olmak istemiyorlar ve hem muayene esnasında hem de göz damlası esnasında korkuyorlar, ağlıyorlar, bağırıyorlar. Muayeneleri kolay olmuyor. Aile için de, hekim için de çok büyük sorun oluyor ve doğru ölçüm ne yazık ki zorlukla elde edilebiliyor. Onun için de çoğu zaman çocuk göz doktorları otomatik makinelere başvuruyor. Otomatik ölçümler de maalesef gerçek değerleri vermekten acizler. ***Onun için göz muayenesine gelen aileler, çocuklarının itiraz süreçlerinde bile olsa bu sıkıntılı durumu biraz kabullenerek gelmek zorundalar. Çünkü doğru ölçüm olması gerekiyor ve bu ölçüm esnası da kritik sonuçlar doğuruyor.

Çocukların en kolay muayene edilebildikleri yaş sosyal iletişimin kurulabildiği 4 yaş üzeri ve ön yargılarının henüz gelişmemiş olduğu ilk 1 yaş dönemi. 1-4 yaş grubunun önemli bir kısmı muayenede sorun çıkarmıyor. Çocuğun evde ailesi ile muayene süreçleri oyun haline getirilerek hazırlanması ve çocuğun anlayabileceği dilde bilgilendirilmiş olması çok önemli. Çocuklar davranışsal olarak aslında ebeveynlerinin aynası. Ebeveynler ne kadar rahat, kendinden ve doktorundan (yabancı kişi) emin, kaygısız, duruma akışına bırakıyor ve müdahale etmiyorlarsa çocuk da o kadar rahatlıkla idareyi doktora bırakmaya gönüllü oluyor. Çocuklar kandırıldıklarını yaşları çok küçük de olsa algılayıp panik ve strese girebiliyorlar. Bu nedenle muayene esnasında çocuğa çok açık, güven verici ve sükûnetle yaklaşılması lazım. Muayene ortamında dikkatini dağıtabilecek ve olağandışı bir durum yaşandığına dair sinyal verebilecek olan gereksiz kalabalık ve kandırmaya yönelik sahte oyun, ses ve abartılı gösterilerden özellikle ailesi tarafından kaçınılması gerekmektedir.

Ş.A: Muayene esnasında sizinle sorun yaşadığını söyleyen anneler de var…

C.Ş: Muayene esnasında çocuğu ağlayan herkes sizin gibi anlayışla karşılamıyor. Bazı aileler çocuğuna gereksiz stres verildiğini düşünüyor hatta, bunu kişisel olarak üzerine alan kişilerle de karşılaşabiliyoruz.

Aslında muayeneler çok büyük bir oranda sorunsuz olarak tamamlanabiliyor.  Kimi hasta var ki 5 saatlik yoldan gelmişler ve o gün muayenesinin bitmesi ve evlerine geri dönmeleri lazım. Her zaman muayene saatine çocuğun fiziksel veya ruh hali uymuyor. Keyifsiz olduğu zamanlar olabiliyor, istemiyor muayeneyi ama biz mecburen bakıyoruz. Mecburen baktığımız zaman çocuk da, aile de, hekim de gerilebiliyor. Bu noktada ailenin hekim ve çocuk arasındaki zorunlu muayene ilişkisine olumlu katkıda bulunması gerekiyor. Ancak her aile bunun farkına varamayabiliyor. Bu, başarıya giden bir takım çalışması ve hepimiz aynı takımdayız. Her zaman çocuğun uyumlu olacağı zaman aralığını maalesef bekleyemiyoruz ve bu sebepten dolayı da acı ilacı içmek zorunda kalabiliyoruz… Çünkü sonuç çok farklı (Cumhur Bey burada makine ile göz muayenesi & el ile göz muayenesi arasındaki ölçüm ve sonuç farkından bahsediyor. Detaylı ve doğru ölçümün olması için bu muayeneyi yapmamız şart diyor).

Uygulanan muayenenin hassasiyetinin kritik önemini siz yaşadınız. Geçiştirmem mümkün değil. “Bugün de bu kadar oldu” deyip gönderirsem hastamı, aslında kötülük etmiş olurum. Bir kişi enfeksiyon nedeniyle iğne olması gerekiyorsa, canı yansa da iğneyi olmak zorunda. Böyle düşünülmesi lazım, muayeneler çoğunlukla eğlenceli ve akışkan olmakla birlikte bazen sevimli olmayan süreçler de yaşanabiliyor. Ailenin sonuca giden bu yolculukta takım oyununda devam etmesi ve çocuğa bir ayna tuttuğunu unutmaması gerekiyor.

Çocuklarda Gözlük Seçimi Nasıl Olmalıdır?

Gözlük “kendiliğinden” yani herhangi bir kaba kuvvet uygulanmadan yüzünde oturmuş bir şekilde durabilmeli. Gözün önündeki saydam kubbeyle  -kornea diyoruz biz ona- gözlük camının arka yüzeyi arasında 12mm mesafe kalmalı. Çerçevenin burunluklarına da dikkat edilmeli, çerçevenin burunda stabil kalmasına yardımcı olmalı. Çocuklar oynuyor, koşuyor, zıplıyor, atlıyor; burundan aşağıya doğru gözlük kaymaması lazım, çerçevenin tam oturması lazım çünkü odak noktası değişir. Gözlük çocuğun burnundan düşmesin diye çok fazla miktarda arkadan lastikle sıkıyorlar. Onu sıktıkları zaman cam kirpiklerine değiyor. Çocuğun kirpiklerine cam değerse çocuk gözlükleri kaldırıp atıyor. Rahatsız oluyor, onu da ifade edemiyor ve camları da sık sık buğulanıyor. Çok esnek malzemeden yapılan ve yeterli mekanik hafızası olmayan çerçeveleri formu çok çabuk bozulduğu için uygun bulmuyoruz.  Ayrıca ağır gözlükler de uygun değil. Çerçeve çocukta, çocuğun boyu küçük olduğu için yukarı doğru bakarken camsız alandan bakmasın diye kaşının üstünden başlamalı ve yuvarlak olmalı. Demek ki kaşının üstünden başlayacak, elmacık kemiğinin üstüne kadar olan alanı kaplayacak. Aşağıdaki oyuncağına bakarken de, yukarı doğru bakarken de camın içinden bakabilmeli çocuk. Camın yüzeyi bütün görme alanını kaplamalıdır. Küçük, kibar çerçeveler çocuklar için uygun değil. Uygun koşulları sağlayan her türlü markanın değişik modelleri var. Çocuğun yüzüne uygulayarak karar verilmesi gerekir. Önemli olan yukarıda saydığım şartları karşılayıp karşılamadığı. Bu konularda gözlükçü ile iyi bir işbirliği olması lazım; uygun cam ve uygun malzemeli çerçeveyi sağlamak önemli olan.

Göz Tembelliğinde Göz Kapama Yöntemleri

Çocuğun daha iyi gören gözünün kapatılıp, daha az gören gözünün açık olması için yapılan bu işlem, çocuğu zorlayacağı için genellikle bandı takmak istemeyecektir. Düşünün: Daha az gören gözle görmeye çalışıyorsunuz ki üstelik küçük bir çocuksunuz ve zaman sizin için daha da ağır akıyor. Yani yetişkinlere göre iki saat, çocuklar için belki de beş saat demek… Yetmiyormuş gibi bir de bunu her gün yapıyorsunuz, ne hissederdiniz? Empatisel olarak yaklaştığımızda çocuğun niçin takmak istemediğini daha iyi anlayabiliriz. Bu durumda ben Güneş’e şöyle yaklaşmıştım:

“Bu senin için zor bir durum, biliyorum. Gözüne bandı taktığımızda daha az görüyorsun, bulanık görüyorsun ve bu seni bunaltıyor. Kapadığımız gözün de ayrıca çok kaşınıyor. Fakat yine de bunu yapmak zorundayız tatlım çünkü bu sayede gözlerin daha iyi görecek. Bu işlemi antrenman gibi düşün.”

Günde iki saat kadar süren göz kapamaya alışma sürecinde şöyle ilerledik:

  • Oyuncakçılarda satılan korsan göz bandından satın aldık. Bandın üzerindeki lastik fazla sıktığı için oyuncak korsan göz bandının lastiğini daha uzun bir lastik ile değiştirdim ki çocuğun alnını sıkıp da rahatsız etmesin diye. Bir tane de yedek aldım, evde olmadığınız zamanlarda çantamda bulunsun diye. Kendime de ayrıca bir tane yedek alıp evde korsancılık oynadık bazı zamanlarda. Böylelikle oyalandı da.
  • Eczanelerde çocuklar için satılan göz bandını yapıştırmadan önce, avucuma iki kere yapıştırıp çıkarıyorum ki bandın yapışkanı daha azalsın ve gözünden çıkartırken cildine zarar vermesin, yanağını da acıtmasın diye.Bu yöntemi bizim denememize gerek kalmadı fakat sizin bilginiz olsun; göz bantlarınızı kendiniz alıp boyayabilirsiniz. Kendi yaptığı çizimlerden tasarladığı göz bantlarını takmak çocuğu daha da heveslendirebilir.
  • Ek olarak, Güneş bazen gözünün kaşındığını söylüyor ve çıkartmak istiyor. Öyle zamanlarda da saati gösteriyorum: “Bak şimdi, saat 5. Yani yelkovan burada, akrep de burada duruyor. Akrep tam 7’nin üzerine geldiğinde çıkaracağız” gibi. Hem sabretmeyi de öğrenmek için bir çeşit aktivite, hem de saat, gözlem, sabır için de bir çeşit aktiviteye dönüştürebilirsiniz.
  • İlk zamanlarda çocuk okula giderken, okulda göz bandı taktırmadım çünkü bu onun kendini kötü hissetmesine neden olabilir ya da akran zorbalığına maruz kalabilirdi. O nedenle uzun bir müddet okulda taktırmadım fakat okula iyice alıştıktan sonra göz kapama tedavisine okulda da devam ettirdim. Saat kaçta çıkaracağını söylediğimde, öğretmeninin de yardımları ile 2 saat sonra göz bandını çıkardılar.

Cumhur Şener’le daha önce gerçekleştirdiğimiz diğer röportajlara da aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz. Şifa diliyorum.

  1. Yazı: Gözlük Seçimi ve Göz Muayenesi | Cumhur Şener
  2. Yazı: Göz Tembelliği | Cumhur Şener
  3. Yazı: Çocuklarda Göz Sağlığı | Cumhur Şener
  4. Yazı: Çocuklarda Göz Sağlığı ve Muayenesi

Yoruma kapalı.

MENÜ