Çocuklarda İştahsızlık Ve Başa Çıkma Yöntemleri

Gerek kendi beslenmemde gerekse Güneş’in beslenmesinde bana yol gösteren bir melek benim için Fatmagül Hanım 🙂 Hem de, beni ideal kiloma hafta hafta sağlıkla kavuştururken, yeme problemi ile karşı karşıya kaldığım Güneşciğim’i de yavaş yavaş iştahına kavuşturan bir melek diyetisyen Fatmagül Yılmaz Öztürk.

Yemek yemeyen ya da iştahı olmayan çocuklar birçok annenin ortak sorunu. Medicana Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Birimi Diyetisyeni Sayın Fatmagül Yılmaz Öztürk, yine hem bir anne hem de bir diyetisyen olarak bizlerle bilgilerini paylaşıyor. İştahsız çocuklar ve başa çıkma yöntemleri için kendi kaleminden…

İştahsız Çocuklar ve Neler Yapılmalı?

İştah Nedir?
İştah yiyeceklere karşı duyulan istek diye tanımlanır. İştah bilinçli bir istek olup daha önce yiyecek ile olan deneyimlerden, besinin görünümünden olumlu ve olumsuz olarak etkilenir. İştahsızlığın; çocuklar için en önemli sonucu büyümelerinin olumsuz yönde etkilenmesidir. İştahsızlık çoğu zaman anne kaygısıdır. Annenin ısrarı çocuğun iştahsızlaşmasına ve inat etmesine neden olur. Çocuk için bu durum bazen bir oyun, bazen de işkenceye dönüşür.
İştahsızlıktan yakınıldığında

  • Çocuğun gelişimi bu noktada bizim için karar verici durumdur.
  • Aileyi ikna etmek en önemli noktadır; bu yapılmazsa ileride çocuğa daha fazla zarar verebilecek önemli beslenme sorununa dönüşebilir.

Okul öncesi dönemde çocukların beslenmesi aile bireylerinin beslenme alışkanlıklarının bir yansımasıdır. Bu dönemde çocukların ilgisini çeken renkli görüntülerin bol olduğu televizyon izlerken yemek yedirmek, o arada çocuğun ne yediğini anlamadan ağzına tıkıştırmak çoğu zaman yemek yediremediğimizde seçtiğimiz yöntem maalesef. Çocuk büyüdükçe bu reklâmlar abur cubur dediğimiz beslenme alışkanlığının kazanılması ve pekişmesine destek olmaktadır. Bunlar da gereksiz boş enerji kaynağı olduklarından ve kilo alma sorunu yaratıp sağlıklı beslenmeyi engellediği için gelişim sorunları ile baş başa kalmamıza yol açmaktadır. Bunun dışında yemek yerken televizyon izleyerek yedirdiğimizde ilgi odağı televizyon olup yemeğin tadını almadan sadece yiyor çocuk.

Aileler çocukları yemiyor diye yakınıyor. Çoğu aile şikâyet eder “Çocuğum bir şey yemiyor, gün boyunca lokmasını ağzında tutuyor ya da yemek seçiyor” diye. Bu hem bizlere hem de çocuk doktorlarına ve psikologlarına sıklıkla gelen bir yakınmadır. Bunun nedeni barsak parazitleri, anemi ya da hastalığa ve/ veya vitamin – mineral eksiliğine bağlı olabilir ya da psikolojiktir. Bazen de çocuk iyi besleniyordur ama ailenin beklentisine cevap vermiyordur. Yani topaç gibi değildir, arkadaşın çocuğundan az yiyordur veya komşununkinden zayıftır. Çocuklarda iştahsızlık büyük ölçüde psikolojik nedenlerle ortaya çıkar; çünkü yemek yememek anne ve babaya karşı kullanılan güçlü bir silahtır. Bu savaşta nedense hep çocuk kazanır.

Çözüm için öncelikle;

  1. Sebep saptanmalıdır. Anne – babadan biri yemek seçiyorsa onları örnek alacağı için çocuk da yemek seçer.
  2. Çocuklar 2 yaş civarındayken çabuk sıkılır, bugün sevdiği bir yemeyi bir süre sonra sevmeyebilir. Çocuk seviyor diye sıklıkla aynı besinlerin pişirilmesi bıkkınlık yaratır. Doğal olarak reddederler, bunun üzerine baskı yapıldığında kendini ispatlamak için farklı davranışlara girerler. Öncelikle çocuğun da bir birey olduğu unutulmamalıdır.
  3. Bazı bebekler seçici olarak tanımlanır. Seçici bebeklerin 4 aylık süreçte oranı % 19 iken, 2 yaşında bu oran %50’ ye çıkmaktadır. Yaşa göre kilosu fazla olan bebeklerin daha az seçtiği gözlemlenmektedir ve yeni besinin seçici bir bebeklere kabul ettirilmesi için 8–15 kez denenmesi gerektiği belirtilmektedir. Buna en iyi örnek benim kızım da seçici bir bebek, 6. ayında yoğurt başladığımda yoğurdun tadını beğenmedi, içine elma püresi ekledim beğenmedi, muzla denedim beğenmedi, pekmez ekledim beğenmedi, ara ara natürel yoğurt olarak sundum. Sabırla denemeye devam ettim ve 8 aylıkken yoğurdu yemeye başladı. Şu an en sevdiği besin yoğurt, zorladığınızda bu sefer sizinle inatlaşıp yiyecekse de yememeyi tercih ediyorlar. Şu an kendini daha iyi ifade eden yaşta ve o dönemde de fark ettiğim koku sorunu var. Mesela şu an “balık ve peynir kokuyor, anne” diyor.

Çocuk doğduğu andan itibaren yeme ve içme içgüdüsüne sahiptir. Çocuğun tepkileri önemsenmeden beslenmeye kalkılması, yemesi için arkasından koşulması, ilgisi başka yere yöneltilip ağzına tıkıştırılması davranışları iştahsızlık tepkisel olarak pekişecektir. Artı çocuğun kendi duygularına ve kendine güveni sarsılır. İştahsız çocuklar genelde geç yatıp- geç kalkan, belirli bir düzeni olmayan çocuklardır. Beslenme ve uyku sorunu çocukların %20- 30’unda birlikte görülür. Genetik faktörler iştahsızlıkta önemli bir etkendir. Hastalık, diş çıkarma gibi durumlarda geçici iştahsızlık süreçleridir. Çocuk yemek yerken titiz davranıp döktüğü için bağırmak, arkadaşlarıyla kıyaslamak, sürekli olumsuz mesajlar vermek, yemek masasında ailesel tartışmalara girmek, sofra kuralları konusunda yaş becerisinden fazlasını istemek çocukla tedirginliğe, korkuya ve kaçışa neden olur. Bu da sonuçta iştahsızlığı beraberinde getirir. Bazen aileye katılan yeni bir üye kıskançlık yaratır, yemek yemediğinde ilgi odağı olduğunu fark edip bunu kullanma yoluna gidebilir. Anne ve babanın işten geç gelmesi veya gelir gelmez evde işle ilgilenmesi, sofra düzeninin olmaması iştahsızlığı yaratan diğer sebepler olarak sıralanabilir.

Peki, Bu Noktada Ne Yapmalı?

Süt, kola, meyve suyu, çay, su gibi içeceklerin tüketim sıklığı ve miktarı belirlenmeli. Hatta kola ve gazlı içeceklere alıştırılmamalı. Sizler tüketiyorsanız bunu engelleyemezsiniz. Yemekten 1 saat önce veya yemek sırasında çocukların sıvı alımı sınırlanmalı. Kolayca doygunluk hissi ve enerji verdiği için çocuklar tercih eder. Çocuğun besin seçimindeki öncelikleri dikkate alınarak farklı çeşitte besinler sunulur. Yemek porsiyonları annenin kendi ölçülerine göre değil, çocuğun gereksinimine göre ayarlanır. Bir öğündeki besin reddedildiyse farklı bir besin denenir, o da reddedilirse bir sonraki öğüne kadar hiçbir şey verilmeden beklenmeli. Ödül olarak şeker veya tatlı gibi besinler, çikolata verilmemeli. Yiyecekler çocukların yiyebileceği türden hazırlanmalı, eliyle yemek istediğinde özgür bırakılmalı. Gerekirse onun ilgisini çekecek şekilde süslenmeli. Hazırlarken çocuktan yardım almak veya masa kurmaya iştirak etmesini sağlamak (bıçak ve cam bardak gibi şeyler hariç) çocukta özgüveni de pekiştirir.

Grup halinde arkadaş ortamında yemek yenmesi de çocuğu olumlu etkiler. Yemek saatlerini çocuk için hoş bir saat olmasına özen gösterilmeli. Bugün reddedilen besin daha sonra tekrar denenmelidir. Çünkü süreç içinde kararlar değişebilir ya da sunum şeklinizi değiştirebilirsiniz. Yaş uygunluğuna göre yemek hazırlarken size yardımcı olmasına izin verebilir ve kendi hazırladığı şeyi beraber yiyerek onu mutlu edebilirsiniz. Aile bireylerinin çocuğa karşı tutumu tutarlı olmalı. Birinin izin vermediğini diğeri onaylamamalı. Çocuğa besinlerin yararları oyunlarla anlatılmalı, ona bir birey olduğu hissettirilmeli, seçim yapmasına izin verilmeli. Her şeyden önce iştahsızlığa yol açan durumun çözülmesi gerekir. Büyüme ve gelişmesi hassasiyetle izlenmeli, ağırlık ve boy eğrileri varsa öncekilerle karşılaştırılmalı ve ölçümler eğer 3. Persentilin (gelişim eğrisi) altına düşüyorsa büyüme – gelişme geriliği açısından izlenmelidir. Normal gelişme göstermeyen sık sık hastalanan çocuklar klinikte değerlendirilmelidir. Günlük yaşamda yaşanılan sorunlar aile masasına yansıtılmamalı. Yemek saatleri düzenli olmalı, yemek aralarında iştahını kesebilecek besinler verilmemeli. Mide kapasitesi küçük olan çocuklarda sık öğünler oluşturulmalı. Öğünün içeriği zenginleştirilmeli; gerekirse bunun için bir diyetisyenden yardım alınabilir.

İştahsızlık ilerleyen yaşlarda ise; örneğin 13 – 15 yaş grubu çocuklar genelde tutucu olurlar ve genelde örnek aldıkları anne – baba ya da yarış halinde olduğu akranı bir arkadaşı gibi davranışa girerler, yine bu yaş grubu kendini önemsemekte ve kendini ispat için elinden geleni yaparlar. Genelde karışık lezzetlerden hoşlanmazlar. Çocuğunuzun duygularına kulak vermek bu noktada önemlidir. Bu yaş grubunda kilo takıntısı ile beraber gelişen bir durum da olabileceği için daha dikkatli olmak gerekir.

Burada UNUTULMAMASI GEREKEN EN ÖNEMLİ NOKTA ŞUDUR: Her anne çocuğu için en iyisini yapabilme yeteneğine sahiptir. Bu noktada çevre stresini ortadan kaldıran anne kazanır. Çocuklarımız geleceğimiz; onları sağlıklı büyütmek hepimizin tek dileği.

Dyt. Fatmagül YILMAZ ÖZTÜRK
instagram.com/sulealkis
info@birannetavsiyesi.com

Yoruma kapalı.

MENÜ