Çocuğa Karşı Kararlı Olmak mı Yoksa Otoriter Olmak mı?

Robert J. Mackenzie’nin yazdığı Çocuğunuza Sınır Koyma kitabı, bilhassa 2 yaş dönemi sendromumuz olmak üzere, genel olarak çocuğumla iletişimimin temelini oluşturduğunu söyleyebilirim.

Çocukla kurallar üzerinde konuşurken ya da kendimi ifade ederken hangi yolu izleyeceğimi, ses tonunun önemini, hangi durumlarda ne gibi seçeneklerle yaklaşacağımı, koyulan bir kurala uyulmaması veya söz dinlememesi durumunda nasıl davranmam gerektiğine dair yaklaşımları bu kitap sayesinde pekiştirdim.

Buna ek olarak da göz göze hizayla konuşmayı, mutlaka çocuğuma dokunmayı ve sevgimi dile getirmeyi de “kararlı” bir şekilde ekleyince, aramızdaki iletişim daha sağlıklı ve sancılı zamanlarımız da çok çok az oldu.

Fakat nedir bu kararlı olmak?

Bazı annelerimiz kararlı davranıyorum dediğimde, kastettiğim şeyin otoriterlik olduğunu sanıyorlar. “Ben de çocuğuma kararlı davranıyorum, burada yatacaksın ve kalkmayacaksın diyorum ama çocuk ağlamaya devam ediyor ve bir türlü sakinleşmiyor” gibi yorumlar geliyor. Kararlı olmak demek, ‘çocuğa bir konu hakkında “hayır” dediyseniz ya da bir konu hakkında belli bir yol izlediyseniz, ne olursa olsun ne bu izlediğiniz yolu değiştirin, ne de hayırı evet yapın’ demektir. Fakat bunu yaparken çocukla ego savaşına girmeyin, kavga etmeyin, kaşlarınızı çatmayın ve sesinizi yükseltmeyin. Kitapta da birçok örnekle bu durumları pekiştirmiş zaten.

Çünkü, çocuk her zaman sınırını bilmek ister aslında. Sınırları aşmaya kalkarak, nerede durması gerektiğini de anlamaya çalışır. Çocuğa sürekli “evet” denilirse ya da önce hayır sonra evet denilirse, sürekli talepleri karşısında değişken cevaplar verilirse çocuk, mutlaka nerede durması gerektiğini bilene kadar sınırları zorlayacaktır diyor Mackenzie. Ağladığı zaman ebeveynin kararının değiştiğini görürse, kendince oluşturduğu taktiklerin bir müddet sonra işe yaradığını görünce mutlaka bu yöntemleri de denemeye devam edecektir. O yüzden evet ve hayırımızda net olmalıyız, o yüzden çizdiğimiz bir yol ya da kural varsa, mutlaka ki o yol ve kuralı devam ettirmeliyiz. Ağlamaya devam ederse “ağlaman kararımı değiştirmeyecek” diyebilirsiniz. Fakat bunları yaparken sert bir ses tonu veya sert bir ifadeyle değil, kararlılığınızı belli edecek şekilde, net olarak, iletişimi koparmadan ve sakinliğimizi devam ettirerek yapılmalıdır.

Diyelim ki kararlı davranıyoruz ve çocuk hala sınırı aşıyor. O zaman da hiç tartışmaya girmeden ama kaşları da çatmadan, sesi de yükseltmeden hemen fiilen harekete geçiyoruz. Mesela?

Mesela, çocuk okula giderken sürekli bir kitap ya da defterini çantasına koymayı unutuyor diyelim. Her seferinde de okuldan annesine telefon açıp unuttuğu defteri kitabı istiyor diyelim. Anne de talebine karşılık olarak okula defterlerini her seferinde getiriyor. Anne her seferinde bu kuralı çocuğa öğretmeye çalıştıysa da bir türlü başaramıyor. Bu, uzun bir müddet böyle devam ediyor. Konu, psikologla görüşüldükten sonra anne bu kez yöntem değiştiriyor. Bir gün çocuk gene okuldan annesine telefon açıyor ve unuttuğu defterini istiyor. Annesi bu kez defterini getirmiyor. Çocuk akşam okuldan eve gelince annesine kızgın bir şekilde onun yüzünden dersten sıfır aldığını söylüyor ve annesini suçluyor. Annesi de kararlı bir şekilde bu kez, defterlerini unutmaması gerektiğinin kendi sorumluluğu olduğunu, bu şekilde sorumluluklarını öğrenemeyeceğini ve bir daha asla defterlerini de okula taşımayacağını dile getiriyor. Bu sebepten dolayı sıfır almak da gene senin sorumluluğundadır diye çocuğa hatırlatıyor. Bu şekilde bir yol izlediğinde, çocuk artık “sorumluluk” bilincini anlıyor ve bir daha defterini unutmuyor. Belki Mackenzie’nin anlattığı çocuk bir seferde anladı ve bir daha unutmadı, belki bizim çocuğumuz 3. seferde anlayacak, bilmiyoruz 🙂 Ama Mackenzie’nin anlatmak istediği çok basit aslında: Anne ya da baba bir konu hakkında çocuğa gerekli izahta bulunduğu halde çocuk sorumluluk bilinciyle yaklaşmazsa, kesinlikle çocukla tartışmadan, ego savaşına girmeden, kavga yaşanmadan, çocuğa olayın sonucunu yaşatmayı sağlamak.

Başka bir örnekte de şöyle açıklıyor; babası çocuğu her sabah okula götürüyor fakat çocuk televizyon izlemekten bir türlü tam vaktinde hazır olamıyor. Babası her seferinde uyarıyor fakat çocuk gene de dinlemiyor. Çocuğun gene vaktinde hazırlanamadığı bir sabah babası onu tekrar uyarıyor. Ya tam vaktinde hazır olursun ya da seni almadan çıkar giderim. Ertesi günü çocuk gene vaktinde hazır olmuyor ve baba kararlı bir şekilde dediğini uyguluyor, çocuğu almadan gidiyor ve sonucunu çocuk kendisi çekiyor 🙂 Bu şekilde çocuk, ebeveyninin ne kadar kararlı olduğunu da anlamış oluyor, sorumluluklarını da biliyor. Ve dikkat ettiyseniz her iki örnekte de çocuklarla güç gösterisine giren ebeveyn yok, kavga eden bağıran ebeveyn yok, sert sözlerle kendini ifade etmeye çalışan ebeveyn yok, otoriter takınan ebeveyn yok, sürekli çocuğunu eleştiren ebeveyn yok, ego savaşına giren ebeveyn yok. Üstelik bu çocuklar ennn miniğinden en ergenine kadar geçerli yaş aralığındalar. Zamanla inadı da bırakıyorlar.

çocuk ve anne iletişimi

Aynı taktikleri 2 yaşından beridir ben de Güneş’e uyguluyorum. Güneş, arada problemlerimiz tabii ki çıkıyor fakat artık iyice durumu anlamış olduğu için “ağlamam kararını değiştirmeyecek değil mi anne?” diyor mesela. Ya da bir kere hayır dediysem artık onun hayır olacağını ve değişmeyeceğini, izah ettiğim halde dediğim gibi davranmazsa daha farklı yol izleyeceğimi anlattığımda üzerinde fazla durmamıza gerek kalmıyor.

Yine dediğim gibi, hep tekrar ettiğim gibi, naçizane bir dille ama mutlaka söylemem gereken; lütfen çocuklara karşı sert bir şekilde kuralcı olmayın. Farkına varmadan onlarla ego savaşına girmeyin. 2 yaşındaki minik ergen için de geçerli bu, 12 yaşındaki ergen için de. Eğer iletişimin içinde sevgi, anlayış, kararlılık (ki kararlılığı bakışlarla da göstermek çok önemli), dokunuş varsa bir şekilde zaten anlaşılabiliyor çocuklar diye düşünüyorum.

Çocuğa “burada yatacaksın ve kalkmayacaksın” derken davranılması gereken; önce ağladığı için onu kucağınıza alıp sakinleştirmek olmalı. Sırtına da minik dokunuşlar yapılmalı. Sonra “sakin ol tatlım, ben buradayım” denilebilir mesela, ya da aranızdaki dile göre nasıl konuşmak istiyorsanız… Sonra, daha küçücük bir çocuk ya da bebekse yanınıza alıp, sizinle bir müddet (yaşı küçükse bence her gece ve sürekli) uyumasına izin vermelisiniz. Çünkü sizden almak istediği bir sıcaklık ve koşulsuz sevgi ihtiyacı var.. Daha sonra, neden yatağında yatması gerektiğini ona anlatıp, eğer yatağında yatırmaya gene de kararlıysanız o uykuya dalana kadar yanında bekleyebilirsiniz. Ki bu şekilde, size güveni de pekişmiş olacaktır. (Ki bence, 2 – 2 buçuk yaşa kadar çocuklar anne ile birlikte uyumalıdırlar.)

Naçizane fikirlerim ve benim uyguladığım doğrular bunlardır.
Tüm çocuklarımız ve annelerimize sevgimle…

info@birannetavsiyesi.com

9 Yorum

  1. Merhaba, bi konuda fikrinizi almak istiyorum benim oğlum 17 aylık ve birlikte uyuyoruz daha doğrusu o kendi yatağında ama yataklarımız bitişik ve arada engel yok istediği Zaman bizimkine geçiş yapabiliyor. Birlikte uyumak güzel de dip dibe olduğumuzdan mı bilmiyorum, açta olsa tıka basa tok da olsa bütün gece memeyle temas halinde olmak istiyor. Ben yatağa girene kadar uyuyor 8,9 dan 12 ye kadar ama ben ne zaman yatsam saat başı dönüp memeyi buluyor. Artık o kadar yorulup sinirlemiyorum ki gece emzirmelerini kesmeyi veya odasını ayırmayı düşünür oldum ama aslında ikisinde yapmak istemiyorum bu gece emzirme işini makul bi sayıya indirmenin bi yolu var mı (2-3 ay öncesinde gece de yalnız 1 veya 2 kez en çok 3 kez uyanırdı)

    • Merhaba Ahsen Hanım. Pedagog olmadığım için konuyla ilgili ben net bir şey söyleyemem fakat Adem Güneş’in demesine göre Çocuk memeyle birlikte güven emermiş. Belki daha çok sizin güveninize ve sıcaklığınıza ihtiyacı vardır ki ben açıkçası öyle düşünüyorum. Odasını değiştirmeyin derim çünkü daha 17 aylık fakat daha çok birlikte vakit geçirmeye özen gösterin bence. Daha çok iletişim ve dokunuş olsun, sevginizi de bol bol dile getirin. Bence o zaman Ve bu şekilde devam ederseniz bir müddet sonra normale dönecektir. Bol bol öpün benim yerime de Ahsen Hanım ☺️❤️

  2. 🙂 evet ben de bu sebeplerden dayanmaya çalışıyorum aslında. Öle sevişiyoruz sarılıyoruz koklaşıyoruz ki sormayın ama bilemedim belki işde olduğum saatlerin telafisidir… Umarım normale döner zira çok yoruldum:) Teşekkür ederim. Sizin için de zevkle öperim siz de meleklerinizi benim için öpün☺️ Sevgiler…

  3. Şulecim tebrik ederim. Çocuğa karşı nasıl davranmanız gerektiğini çok güzel bir şekilde açıklamasını. Masal şuan 5 aylık ama zaman çok çabuk geçiyor zamanı geldiğinde birebir uygulayacağım allahım nasip ederse. Güneş ve hira ve seni çokkkkk öpüyorum sağlıkla büyüt bebişlerini… 😙

  4. Merhaba, sizi ve Gunes’i çok beğenerek takip ediyorum😊 27 aylık bir kızım var, aynı zamanda 37 haftalik hamileyim. Yazılarınızı ilgiyle okudum. Sanırım nerde nasıl hangi kurallari koyacagimizi tam olarak bilmiyoruz ve belki de bu kadar gelgit bu yüzden. Bence en önce öğrenmeniz gereken şey yaşına göre hangi kuralları koymak. Ben de çok fazla araştırıp uygulamaya çalışıyorum ama yine de tıkandığım noktalar çok oluyor. Her annenin evladı kendi için çok özel, çok kıymetli…
    Değerli bilgilerinizle yolumuzu aydınlattığıniz için çok teşekkürler 😊😊😊

  5. merhaba sule hanim benim 8 aylik kizim var suan benimle birlikte uyuyor acaba kac yasinda ayri yatirmam gerekir ve o yasa geldiginde ayirmak zor oluyor mu tavsiyeleriniz neler merak ediyorumbsimdiden teşekkürler

MENÜ