HAMİLELİK

Mutfağıma Hoşgeldiniz

Fırında omletle ilgili paylaşım yaptıktan sonra mutfağımla ilgili sorular çok geldi. Ben de toplu yanıt olması için buradan paylaşmak istedim. 🥘 Tuz olarak himalaya tuzu kullanıyorum. 🥘 Evde ayçiçek yağı neredeyse hiç kullanmıyorum. Ya zeytinyağı ya da tereyağı kullanıyorum. 🥘 Zeytinyağı kullanacaksam, yemeğin içine doğrudan eklemiyorum. Soğanları yağda kavurmak yerine, az miktarda su ile haşlıyorum. Yani yemek tariflerindeki soğanla yağ kavurma olayı benim mutfağımda soğanla su haşlanması olarak başlıyor ☺ Soğanlar haşlanırken pek de güzel kokmuyor ama ☺Yemek piştikten sonra altını kapatır kapatmaz zeytinyağını çiğ olarak ekliyorum. 🥘 Tereyağını köyden getirtmeye çalışıyorum. Bu her zaman mümkün olamıyor tabii. Yine fırsat oldukça manda tereyağı kullanmaya çalışıyorum. 🥘 Plastik malzeme kullanmıyorum. Tupperware’yi tercih ediyorum. 🥘 Kahvaltılık malzemeler için @yorendenn de tercih ettiğim yerlerden biri. Izgara zeytin denen icat ve kahvaltılıkları müthiş. 🥘 @memlekettengelsin de alışveriş yaptığım yerlerden biri. Özellikle siyez bulguru burada rahatlıkla buluyorum. 🥘 Pirinç neredeyse hiç kullanmıyorum. Mümkün olduğunca az…

Kadınlar Ne Düşünüyor

Dün, arkadaşımla öğle yemeğinde konuşurken şunu sorguladık; olaya hangi yönden bakılmalı dersiniz? Sizce de her kadın anne olmak zorunda mı? Bunu deneyimlemek istemiyor olamaz mı? Bu, içgüdüsel bir istek midir yoksa tercih edilebilir bir şey mi sizce? Bazı şeylerse o kadar kalıplaşmış ki, belki iç sesini dinlese tüm bunların aslında kendisine ait olmayan duygular olduğunu fark edecek, toplumun “zorunluluklar listesine” koyduğu ve kadının da buna kendini mecbur hissettiği bir durum olabilir mi anne olmak kimi kadınlarımıza göre? Eğer olabilir ise, bebeği ne kadar doyum içinde yetişir, büyür, manevi ihtiyaçları karşılanır? Ya da bunun tam tersini düşünelim; bir kadın anne olmak istiyor fakat olamıyorsa, annelerin annelik duyguları üzerine aşk dolu söylemleri, acaba kendilerinde yaralayıcı bir etki bırakıyor olabilir mi? Kendilerini yetersiz hissetmelerine neden olabilir mi? Milyonlarca yıldır doğum denen olay yaşanıyorsa, bu sevgi sözcükleri acaba birer abartı mı yoksa bunu ancak “anne olunca anlarsın” mı? Doğurmak yalnızca bir eylem mi yoksa…

İşaret Dilini Neden Öğrenmeliyiz

Güneş henüz bebekti. Bir gün o öğle uykusundayken, fırsattan istifade ben de yemek yapıyordum. Malum, bebeğim uyumadığı zamanlarda iş yapmam mümkün olamıyordu ☺ Ben yemek yaparken Güneş uyanmış, duymamışım. Fark ettiğimde çok ağlıyordu. Duyar duymaz yanına koştum. Bir vicdanla kendimi kötü de hissettim tabii, bebeğim çok ağlamıştı. Sarıldım, kokladım, özür diledim, emzirdim. Sonra aklıma şu soru geldi: “Ya ben işitme engelli olsaydım, o zaman ne yapardım?” İşitme engelli annelerimizi düşündüm. Anne bebek üzerine işaret dili anlatımı ya hiç yoktu ya da ben hiç rastlamamıştım. Kendi şahsıma, işitme engelli annelerimiz için de yapabileceğim bir şeyler olabilir miydi; anneler, kadınlar benim için önemliydi, benim için kadın kıymetliydi çünkü. Aklıma işaret dili öğrenmek geldi. Her ne yapacaksam, buradan başlamalıydım. Tüm bunlara karar verirken de sürpriz bir gebelik yaşadığımı öğrendim. Şimdi ne yapmalıydım? Ya hedeflerimi erteleyecektim ki bu nereye kadar; hamilelik, lohusalık, küçük bebekle ilgilenmek derken hedefimi en az 5 sene daha ötelemem gerekiyordu.…

Takıntına Savaş Aç

2018’e girerken hem kendime, hem aileme, hem de çevremdeki insanların bile yararına olabilecek bir karar aldım; temizlik takıntımdan kurtulmak 🧟‍♀️ Hep söylüyorum; eğer sizin de temizlik (ya da başka bir takıntınız) yoksa, takıntısı olan kişiyi muhtemelen anlayamazsınız. Çoğu kişi sizi yargılar, yanlış anlar, yanlış aktarır ve hatta yapmadığınız şeyleri bile takıntı derecesinde yapıyormuşsunuz gibi aktarır. Bu, bizim için hem kırıcı hem de üzücü bir durum da olur. Artık kimi arkadaşımın evine gittiğimde benden çekindiklerini bile sezer olmuştum. “Orası dağınık Şule, kusura bakma, toparlayamadım”, “Burası dağınık kalmış, ay nolur yanlış anlama, böyle pis değilim” tarzı cümlelerle karşılaşıyordum. Halbuki benim kimsenin temizliği ya da pisliğiyle derdim yoktur. Çünkü benim derdim kendi dünyam ve kendi yaşam alanımdır. Benim “insanla” derdim de olmaz kolay kolay zaten, değerlerim ve bakış açım daha farklıdır… Öte yandan, çocuklarımdan ne kadar gizlemeye gayret etsem de, bir noktadan sonra onlar da durumun farkına varıp, takıntı derecesinde titizlik göstermeye başladılar.…

Kişisel Gelişiyorum

Yaptığım hataların farkına varıp, hatamı kabul etmeyi öğrendiğimde, mükemmel olmadığımı da anladım. Oldukça eleştirel yaklaşan biri iken, asla yaşamadığım olaylar hakkında yorum dahi yapmamam gerektiğini farkettim. Sonuç itibariyle ancak yaşayan kişi ne yaşadığını bilirdi ve herkes yapabildiğinin en iyisini zaten yapardı. Önemli olanın, farkındalığımı artırmam olduğunu anladım. Bana ters gelen hikayeler, yaşanılanlar, olaylar, insan ilişkilerinde dahi herkese saygı duymayı ve asla yargılamamayı öğrendim. Saygı gösterdiğin sürece, saygın olabileceğini anladım. İlişkilerini çıkar üzerine değil, sevgi üzerine matematikleştiren insanların gerçekten de yol katettiğini gördüm. Zira diğerlerinin mutluluğu zaten gerçek değilmiş. Kaşımın gözümün nasıl göründüğünden ziyade, nasıl baktığımın daha önemli olduğunu anladım. Bir şey benim için iyi ise, başkası için iyi olmayabilirmiş. Dolayısıyla sadece benim gibi düşünenleri değil, benim gibi düşünmeyenleri de kucaklamayı öğrendim. Empati kurabilmenin bir yetenek olduğunu gördüm. Bu yeteneğimi geliştirebildikçe insanları daha iyi anlar oldum. Kimseye acımamam gerektiğini, zira fazla merhametin de gerçekten kibirden geldiğini anladım. Daha sakin kalabilmeyi öğrendiğimde;…

Anne Olan Herkes İçin Yazdım

Geçen gün es kaza bir kadınlar gününe gittim. Mis gibi kısırlar, börekler, çerkez tavukları, patates salataları bir bir tabaklara konuldu. Altın bilezikli, sarma zincirli, koca koca yüzüklü, saçları taranmış, yanaklar allıklı, çoğu şeker mi şeker bir sürü teyzenin arasındaydım. Kokoştu bu teyzeler, bayağı da eğlenmedim değil aslında. Hiç bana göre değil, evet ama misafir bulunmak, tabaklardaki ikramları afiyetle yemek oldukça da zevkliydi 🙂 Günün sonunda çeyrekler ev sahibine bırakıldı, evden getirilen her bir terlik, kokoş çantalara geri koyuldu ve herkes evine gitti sonra. Benim hikayemse, kimse evine gitmeden önce başlıyor. Tam da patates salatasını yerken… Torunu ile güne gelen bir teyze daha vardı. Torun oğlan bizim Hira’dan 1,5 yaş daha büyük. Çocuk bunlar, durur mu? Hele de iki tanesi yan yana gelirse… Bizim yaramaz oğlan başladı Hira’ya vurmaya. Hiç öyle takıntılarım yoktur. Çocuğumu korurum ama diğer çocuğu da dışlamam. Annesini babasını tanımasam bile, diğeri de benim sonuçta, çünkü çocuk o sonuçta.…

Çocuk Gelişimi Üzerine Kitaplar

Sevgili anne ve anne adaylarının bana sıklıkla sorduğu bir soru var; çocuk gelişimi üzerine hangi kitapları okuyorum? Bu soruyu sormanızda Güneş’in payı var, biliyorum 🙂 ve bir kez daha güzel yorumlarınız için bu vesileyle teşekkür ediyorum. Bir önceki Anne Çocuk İlişkisi yazımda da, okuyup araştırdığım kitaplara değineceğimden söz etmiştim. Ben, şimdi en çok faydalandığım kitaplardan kısaca bahsetmek istiyorum. Anne Beynim Aç – Bahar Eriş  Bahar Eriş’in ikinci kitabı Anne Beynim Aç, 2017’de çıkan bir kitap. Aslında 2013 yılında kitabın yazılmış olmasını çok isterdim kendi adıma çünkü temel olarak birçok konuyu, ebeveyn olarak birçok farkındalığı bizlere sunan çok dolu bir kitap. Güvenli Bağlanma – Adem Güneş Çocuk gelişimi ve psikolojisine dair, bana en çok ışık tutan isimlerden biridir Sevgili Adem Güneş. Adem Güneş’in genel olarak kitapları hakkında yorum yapacak olursam özetle şöyle söyleyebilirim; kitaplarının dilleri her zaman akıcı ve kitaplar çok çabuk okunabiliyor. O kadar çok şey öğreniyorum ki her kitabında, sayesinde…

Anne Çocuk İlişkisi

Çocuk gelişimi ve eğitimi, benim için ciddi bir konu ve bu alanda mümkün olduğunca doğru kaynaklar bulmaya, araştırmaya, uygulamaya önem veririm. İlk gebeliğimden bu yana da, çocuk gelişimi ve psikolojisi üzerine mümkün olabildiğince dinamik kalmaya özen gösteriyorum çünkü çocuk demek, bana göre sadece evlat ya da sadece anne olmak demek değil; çocuk demek aynı zamanda toplumu oluşturan, eğitimi, ahlakı, vicdanı, kültürü, bilgisi, farkındalığı, sağlığı, yetenekleri, zekası, kişiliği ile geleceği oluşturan, barışçıl, sevgi dolu, empati kurabilen, başarılı, özverili, saygılı, anlayışlı ve iletişim kurmasını bilen bir toplumun yetişmesindeki çekirdek demek. “Öyle seviyorum ki”, “anne olunca anladım”, “aşk neymiş, seninle öğrendim”, “ben doğurdum, benim!” gibi cümleler kurup da bireyi bazen kendi malımmış gibi sahiplenmek, bazen de kendi yapamadıklarımı çocuğuma yaptırıp da kendi eksikliklerimi onda tamamlamaya çalışmak yerine, ona iyi bir rehber olabilmek, çocuğun yeteneklerini keşfedebilmek, zeka türünü anlayabilmek, gerek zekasal gerek bedensel gerekse de duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilmek, aşkın sevginin ve hissettiklerimin yanı sıra elimden…

İki Çocukla Rutin Hayat ve Sosyal Hayat

İki çocuklu hayat ne tek çocuk gibi daha düzenli oluyor ne de elbette anne olmadan önceki hayat gibi 🙂 Zamanla tek çocuğa göre uyku, yemek, sosyal yaşam düzenini ayarlayabiliyor insan fakat iki çocuk olunca, düzenli bir sisteme geçiş yapmak biraz daha zaman alıyor. Bizim evde rutin hayat düzeni, küçük bebeğim Hira’nın yaş aralığına göre sürekli değişiyor. Bebeğim kolik bir bebek olduğu için, ilk zamanlarda uyku saati genellikle fön makinesi sesi eşliğinde oluyordu. Ben de buna çözüm olarak, YouTube kanalımda paylaştığım fön makinesi sesi ile çare buldum. İlk aylarında zaten daha çok uyuduğu için, uyku problemi olduğunda da bu sesi açtığımda daha rahat uyuyordu. Hira uykusundayken de ben, Güneş’in kahvaltısını ve kendi kahvaltımı hazırlıyordum. Bu sırada bebeğim uyanırsa gene emzirme, alt temizliği gibi ihtiyaçlarını gideriyor ve sonra dönencenin kalp, rüzgar, doğa sesi gibi sesleri eşliğinde rahatlayarak uyumasına izin veriyordum. Bu sabah düzenimiz, ortalama 3 ay kadar devam etti.Hira biraz daha büyüdükçe sabahları daha az…

Yenidoğandan İtibaren Kullanılacak Eşyalar

Hele bir de ilk bebekse, hangi eşyaların elzem olduğunu hangilerinin gereksiz olduğunu tahmin edebilmekte zorlanır anneler. Bebek ihtiyaç listesi bebekten bebeğe değişse de aslında, genel olarak yararlı olabilecek belli başlı eşyalar vardır ki ben en çok kullandığımız ve faydasını gördüğüm bu ürünleri annelerimizle paylaşmak istiyorum. En Sık Kullandığım Bebek EşyalarımızYan Yastık: Bebeğimin ilk gününden bu yana (şu an Hira 6 aylık) hala ve sürekli kullandığım bir yastık bu. Hira’nın reflü gibi bir problemi yok fakat bu yüz üstü pozisyonunda uyumak onu rahatlattığı için sadece evde değil, misafirliğe gittiğim zamanlarda da bu yastığı yanıma alıyorum. Yastık takoz şeklinde olduğu için bebeğin baş kısmı daha yüksekte duruyor. İçi sünger ve gene baş kısmında para büyüklüğünde delikler olduğu için bebeğin rahat hava almasını da sağlıyor. Yanlarındaki yan yatış destekleri sayesinde de bebeğin düşme gibi tehlikeleri ortadan kalkıyor. Bebekte reflü görünsün ya da görünmesin, her halukarda kullanmanızı tavsiye ederim. Fakat gene de yüz üstü yatıracağınız zaman…

MENÜ