HAMİLELİK

Bil ki Hepimizin Sana İhtiyacı Var

Bu konuyu aslında daha öncesinde bir kez daha yazmıştım ama toparlayarak tekrar kaleme almak istedim çünkü insan yetiştirmenin eğitim, sevgi, ilişkiler ve çocukluk dönemi ile nasıl bir bağlantısı olduğunu, nasıl mühim olduğunu daha iyi idrak edebilmeliyiz. İlk önce konuyu hormonal olarak inceleyelim. İlk konuğumuz oksitosin hormonu. Oksitosin tıpkı heyecan artıran dopamin ve mutluluk oluşturan serotonin gibi duygularımıza yön veren bir hormon arkadaşımız. Aynı zamanda annenin bebeğine süt verirken de salgıladığı oksitosin, annenin çocuğuna koşulsuz bağlanmasını da sağlar. Oksitosini aslında hem kadın hem de erkek salgılar fakat kadınlarda bu hormon orgazm sonrasında da oluşur. Doğanın, partnere bağlanmak için uyguladığı mükemmel bir yöntemdir aslında. Kadınların tek eşli olmada başarılı olmalarının altında bu neden yatar. Her orgazmda partnerine bağlılık artar çünkü orgazmla birlikte oksitosin de her seferinde salınır. Erkeklerde de okşama, sarılma, seks esnasında bu hormon aktif olur ve ilişkide oksitosin salındığı sürece her iki taraf da birbirine güvenir ve sadakat göstermeye meyilli…

Sosyal Medya Nasıl Manipüle Ediyor?

Bu kez hepimizin içinde bulunduğu sosyal medyayı, asıl mesleğim olan yazılım ile anlatacağım. Çünkü hep söylediğim gibi; Güç’ün kimin elinde olduğu ve kimlerin tarafından nasıl yönetildiği önemli. Sen gücünü kontrol edemez ve ne yapıldığını fark edemezsen kontrol edilirsin. Üstelik bunu kendi kararın ya da kendi düşüncen olduğunu sanarak! Öncelikle dijital dünyadan kısaca bahsedelim: Dijital dünyayı aslında tüm yaşamımızın bir simülasyonu olarak da nitelendirebiliriz. Gerçek dünya doğal olansa, dijital dünya ise gerçeğin kopyası ve insan yapımı; doğalı taklit eden yapay dünyadır. Amacı insana hizmet etmek, hayatımızı kolaylaştırmak ve insan “zekası” ile birlikte gelişen teknolojinin hizmetleriyle yaşamın her alanında verilere ve hedefe hızlı ulaşımı sağlamaktır. Yapılan araştırmalara göre sosyal medyaya girmenin en büyük nedeni özgürlükmüş ki buna klavye kahramanlığı da dahil. Benim öngörüme göre diğer nedenler de, birincisi; sahip olmak istediğimiz hayatları izlemek ve beynin aslında farkında olmadan ayna nöronları vasıtasıyla biz de “mış gibi” hissetmek. İkincisi; bilgi edinmek. Üçüncüsü; (şayet bilinçli…

Duyguları Kontrol Etmek

Duyguları artık iyi ve kötü olarak ikiye ayırmaya başladık çünkü “pozitif olmak” diye yeni bir doğruluk biçimi ortaya çıktı… Evet, mutluluğa karşı değiliz ve çok da mutlu bir insanım ancak mutluluk adına acıdan kaçtıkça, aslında sahip olduğumuz o “sözde” kötü duyguları ötelemeye, görmezden gelmeye, bastırmaya başlarız. Bu kez görmezden geldiğimiz bu duygular daha da büyür. Psikologlar buna yükselme der… ? Halbuki duyguyu görmezden gelince biz duyguyu değil, o duygu bizi kontrol altına alır ve bastırdığın o duygu bir gün muhakkak açığa çıkacaktır; bir olay, bir kişi, bir çağrışım ya da bir anda… ? Duygunun pozitifi, negatifi olmaz. Pozitifi dayatmak bir zorbalıktır. Var olan duyguyu kabul etmek, yaşamak ve çözümlendirmek gerekir ki ancak işte o zaman mutluluk senin gerçeğin olur. Oraya varman için gideceğin yol ise, ötelediğin duyguları yaşamaktan geçer. Negatif duygular “kusur” değildir. Onların hepsi birer öğretidir; yaşaması sancılı bile olsa… ? Hare’de 7 renkten bahsettim. 7 renk, 7 duygu,…

Korona Virüsünden Koruyan Fitoterapi Bitkisel Yöntemler

Evet; telaşlanmaya ve telaşlandırmaya gerek yok çünkü maddi, manevi ve psikolojik olarak zaten yorgun bir dönemimizdeyken bir de üzerine ekstra korku, kaygı ve panik eklersek bu, bizi hepten yoran korona virüsü salgınının korkusu iyice yıpranacağımız sonuçlar doğurabilir. Korku mantıklı düşünmenin önüne bile geçebilir. O yüzden kişisel temizliğimizin yanı sıra sokağa çıkmamaya dikkat etmek gibi tedbirler de alınmalı, aynı zamanda da beslenmemize daha dikkat etmeliyiz. Çünkü telaşlanmamalıyız evet fakat şöyle de bir durum var; virüsün ne denli ülkemize girdiği ve kimlerin taşıdığını henüz net olarak bilemiyoruz. Ortalama 10 gün sonra gerçek sonuç kendini daha net şekilde gösterecek. O yüzden bu dönemde beslenmemize ekstra önem vermemiz lazım; hem korona virüsünün bulaşmaması için, hem de bulaştı ise sağlıkla ve çabucak atlatabilmemiz için. Çocuk doktromuz Ayla Özcan’ın kış hastalıklarında fitoterapi, yani bitkisel yöntemlerle oluşturulan, doğal ve organik gıdalarla hazırladığım birkaç kür, şurup, çay, çorba tarifleri var ki “Grip Salgını ve Tedavisi” yazımda bahsetmiştim fakat…

En Çok Okunanlar

Çocuk gelişimi, kitaplar, hamilelik, lohusalık, kadın, sağlıklı yaşam, uzmanlarla ropörtajlar, doktorlar. Blogta yazdığım birçok yazımı, bu paylaşımımda kategorize ederek, linkleri ile paylaşacağım ki bana sorularını ileten tüm arkadaşlarıma da toplu yanıt olsun ve aranılan tüm yazılara kolay ulaşılsın diye dilediğim için. Başlıkları aşağıda bulabilirsiniz. Sevgilerimle KİŞİSEL GELİŞİM Yazı: Aşk, Sadakat, EşYazı: Kendini İyileştir Yazı: Tüm Mesele Senle Sen Arasında Yazı: Duygusal Şiddet Yazı: Psikoestetik Yazı: Kutsal Kase Yazı: Aşk Olsun! Yazı: Pikaçu’yu Neden Seçtin? Yazı: Daha İyisi Olabilirsin Yazı: Kavga Arası Mola Yazı: Mutlu Kadın Olabilmek Yazı: Fedakar Olma! Yazı: Kişisel Gelişiyorum Yazı: Takıntına Savaş Aç Yazı: Takıntılarından Kurtul Anne Yazı: Çalışan Anne Olmak Yazı: Kadınlar Ne Düşünüyor ÇOCUK GELİŞİMİ VE SAĞLIĞI Yazı: Çocuk Gelişimi Üzerine Kitaplar Yazı: Bağırılan Çocuk Mu, Bağırmayan Anne mi? Yazı: Beni Dinlemene İhtiyacım Var Anne Yazı: Helikopter Ebeveyn Yazı: Çocuğa Karşı Kararlı Olmak mı Yoksa Otoriter Olmak mı? Yazı: Mürebbiye misin Yoksa Dadı mı? Yazı:…

Duygusal Şiddet

Size bunları mutfak bezi sıkmaktan sağ orta parmağı nasır tutmuş bir anne olarak yazıyorum. O nasırdan bir tane de avuç içimde var. Uzun zamandır da geçmiyor çünkü sürekli o mutfak bezi sıkılıyor, sürekli yemek pişiriliyor, sürekli temizlik yapılıyor. Bu bir şikayet mi; asla! Hayatımın en güzel yıllarını yaşıyorum fakat seninle konuşmamız gereken bir konu var. Mesele mühim çünkü mesele sensin: Kadın… Aynı zamanda nasırlı parmaklarım on parmak da kullandığı için, kalemle deftere yazmaktan daha hızlı blog yazıyorum. Eğer zihnimdekileri hemen akıtabilirsem ve akışta isem, 15 dakikada bile uzun bir yazı çıkarabiliyorum. Akıtamazsam da tüm gecemi alabiliyor. Bu detayları neden veriyorum; tek tek anlatacağım ama ondan öncesinde, geçmiş zamanda yaşadığım bir iki konuyu paylaşmak istiyorum. Telsim, adını Vodafone’ye dönüştürdüğü yıldı. Plazada tüm sistem değişiyor, bir de üzerine fuar hazırlıkları devam ediyordu. 30 iş günü (1 buçuk ay) Vodafone’de staj dönemim vardı. Fakat insan kaynaklarından izin alarak ben bir buçuk ay değil,…

Beslenme: İyilerin ve Kötülerin Savaşı

“Ve ey Âdem! Sen zevcen (Havva) ile Cennete yerleş; artık dilediğiniz yerden yiyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!” (A’RÂF-19). Ardından şeytan: ‘Ey Âdem! Sana ebedîlik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?’ (TAHA-120) dedi ve insanı ebedi yaşam vaadiyle aldattı. Burada yenilen meyvenin elma, incir ya da buğday(lifli gıda), hatta bu ağacında tüm insanlığın genetik kodlarını gösteren şecere(soy, kütük) ağacı olabileceği düşünülse de ortada kesin bir hüküm yoktur. Ancak insanın yaratılışından beri en büyük sorununun nefsinden ve boğazından olacağına açık bir işaret vardır. Yazıya başlarken insanın yaratılışına kadar gitmemizin sebebi, kullanım kılavuzumuzu doğru okuyabilmemiz içindir. İnsanoğlunun yapısına uygun olan; yaşamını devam ettirecek miktarda az yemek, bolca hareket etmek ve kasıtlı açlıklar yapmaktır. Günümüzde bunların tamamen zıddını yapmaktayız. İnsanın yaradılışına uygun olan, bizim kültürümüzde de var olan 2 öğün(sabah ve akşam-mümkünse hava kararmadan) beslenme yerini tanzimatla birlikte 3 öğün beslenmeye bırakmıştır. Sık sık ve azar azar yemek, bir…

Seninle Sohbete Geldim

Sık sorulan sorular yazısı yazma gereği duydum bugün 🙂 DM ve mail olarak çok sık sorular geliyor ve ben artık eskisi gibi yetişemiyorum. Tüm arkadaşlarıma cevap vermek ciddi bir mesai istiyor. Buna ne kadar özen göstersem de, artık yetişemediğim için, cevaplayamadığım her bir mesaj adına gerçekten üzülüyorum. Ben de benzer soruların cevaplarına yanıt olabilmesi açısından, burada en sık gelen sorulara cevap vermeye çalışacağım naçizane. Katkı olmasını diliyorum. Mesajlarda çocuk gelişimi, okuduğum kitaplar, sağlık, psikoloji, beslenme, güzellik adına birçok farklı konuda sorular var. İlk sorudan başlayalım: Çocuğum çok inat. İnadını kırmak için ne yapabilirim? Öncelikle, ben bir psikolog değilim. O yüzden ilk olarak bir uzmandan yardım almanızı öneririm. Fakat naçizane tavsiyemi belirtmem gerekirse şöyle söyleyebilirim: Çocuk kaç yaşında, öncelik olarak bu önemli çünkü çocuğun gelişiminde bilhassa 2 yaş dönemi tam da inat ettiği ve BEN kavramının oluştuğu, kendinin farkına vardığı ve erken ergenlik dönemi denilen yaşıdır. Dolayısıyla bu dönemde çocukla inatlaşmamak…

Alkali Su

Suyun önemini hepimiz biliriz ve yaşam kaynağı olduğunu kabul ederiz fakat bu konuda farkındalığımız ne kadar yüksek? İnsan, anne karnında bile suyun içindedir. Ayrıca su, bilgiyi taşır. O yüzden bilgedir aslında O. Sağlıklı beslenmede, temizlikte, yaşamın devamlılığında hep en öndedir. Peki en iyi şekilde sudan nasıl faydalanabiliriz? Hayatımıza en verimli ve berrak haliyle nasıl dahil edebiliriz? Son zamanlarda sağlıklı yaşam adına araştırmalar yapıyorum. Hayatımı da ona göre düzenliyorum. Bu konuda bana en büyük rehber olan iki isim var: Biri Aidin Salih iken, diğeri de Ayşegül Çoruhlu. Aidin Salih, damacanalardaki suların durgun su olduğunu söylüyor. Durgun suyun ise faydalı olmadığını. Suyu canlı hale getirmek için önce buza dönüştürmeli, buza dönüşen su eridikten sonra da suyun üst ve alt kısımları atılıp, orta kısmı içilmelidir der. Ayrıca suya Kuran dinletmek, doğa sesleri (su, kuş, yaprak, yağmur vs) suyu canlandırır der. Bir parça sirke katmanın da suyu canlandırdığını söyler. Ayrıca florürün zararları da azımsanmayacak…

Memeden Kesme Dönemi ve Anne Sütü

Yazıya nasıl başlayacağımı bilemiyorum aslında. Çünkü bebeğini emziremeyen annelerimiz var, bebeğinin emmeyi bıraktığı annelerimiz var, çalışan annelerimiz var, sütü az gelen annelerimiz var… Aynı şekilde bebeğini normal doğum ile kucağına alamayan annelerimiz de var. Benim anne sütü ve memeden kesme konusunda detaylı açıklama yapma sebebim, annelere naçizane edindiğim bilgileri ve izlediğim yolu, neyi neden yaptığıma değinmek için. İkinci bebeğim Hira’yı anne sütünden kesme tecrübemize değinmeden önce, birkaç bilgi paylaşmak istiyorum. Bebek İçin Anne Sütünün Önemi Doğumun gerçekleşmesi ile birlikte, artık memeden süt de gelmeye başlar. Sezaryen doğumlarda bu sürecin başlaması daha uzun sürebilir fakat normal doğumlarda ilk önce daha az fakat genellikle dördüncü günden sonra oldukça yoğun olarak anne sütü gelmeye başlar. “Bebeğin doymadığını düşünmeyin” diyordu doktorum, çünkü onların mideleri zaten zeytin büyüklüğünde imiş 🙂 Emzirdikçe de süt çoğalmaya devam eder. Bunu prolaktin hormonu sağlar. Bebeğimizi emzirdikçe de bu hormon devreye girer. Normal şartlarda mükemmel işleyen bu hormon, annenin strese…

MENÜ