HAMİLELİK

Lohusa Depresyonu -2

Bir genç kadın gelin olduğunda, gelinliğiyle evden çıkarken beline kırmızı kuşak bağlanır. Bu kuşak bekareti simgelediğinden değil, Anadolu’da adet halini almış bir gelenek olduğundan yapılır. Anlamı ise, Al Karısı veya Al Basması diye bilinen bir inançtan korunmak maksatlıdır. Gene lohusa kadınların saçlarına kırmızı bandana takmalarının nedeni de aslında budur. Çünkü Al Karısı kırmızı renge gelmezmiş, bu renkten korkarmış falan… Benim bu bilgiyi paylaşma amacım 7-11 Mayıs Lohusa Depresyonu Farkındalık Haftası’nda annelerimizle biraz kültürler arasında yolculuk yapmak, biraz sohbet etmek, farklı şeyleri birlikte öğrenmek. O yüzden Al Karısı’ndan da bahsetmek istiyorum fakat bu kez genel kültür maksatlı bir paylaşım olsun. Çünkü Al Karısı’nın diğer kültürlerde başka inanışları da var. Al karısı Anadolu’da böyle bilinir. Bir de Lilith vardır. Lilith de aslında farklı kültürlerde, Al Karısı’nın anlamıdır. Biz ona Al Karısı deriz, başka birisi Lilith der yani. Lilith aynı zamanda Musevilik ve Hristiyanlık’ta da bahsi geçen bir isimmiş. Bunun yanı sıra da birçok efsaneye…

Kutsal Kase

2012’den beri bu konuyu yazmak istiyorum ama nasıl anlatabilirim, nasıl ifade edebilirim; üzerinde ciddi düşünüyorum çünkü bir yandan artık tabuları yıkmamız gerektiğini, bazı duygularımıza “izin vermemiz” gerektiğini, bilinçaltımızı temizlememiz gerektiğini düşünürken, öte yandan konu benim çok da rahat konuşabileceğim bir konu olmadığı için, açıkçası ve aslında’sı Nusret Kaya’nın bu önemli bilgilerini nasıl aktarabilirim, onu düşünüyorum. O yüzden mümkün olabildiğince anlaşılır anlatmaya çalışacağım. Bunu beceremezsem affola 🙂 Geri kalanı için Nusret Kaya’yı araştırın mutlaka… Ben kendisini bırakın araştırmayı; 7 aylık karnım burnumda hamileydim üstelik ki ne yaptım ettim, ulaşabilmek için belki haftalarca araştırdım, zar zor buldum, ulaştım, kendimi görüşmeye kabul ettirmek için kırk takla attım, ne diller döktüm, direkt kendi ağzından birebir dinlemek için ki en sonunda kendisine ulaşıp tanıştım. Kafaya koymuştum çünkü; konu sanıldığından çok daha fazla önemliydi, tüm kadınlara ve tüm erkeklere ulaşması gereken bir konuydu, o yüzden bizzat kendisinden dinlemeliydim. Şimdi ise gelelim konumuza: Cinsel yaşam, takıntılarımız, bilinçaltımız…

Adem Güneş Şiiri

Kendi kimliğine saygısı olan her bir anne… Erkek çocuğuna saygın bir kişilik kazandırmak istiyorsa, Ona öğretmelidir ki… Kadın ne eştir… Ne anne… Kadın insandır önce… Sonra birey… Ve yarımdır erkek… Bir kadının sevgisini kazanamamışsa yüreği… Ve nefret ettirmişse bir kadını kendinden… Kayıtlı değildir ismi… Ne evlat, ne eş, ne baba, de sevgili listesinde… Sevgili Adem Güneş’e, bu anlamlı şiiri benimle paylaştığı için sonsuz teşekkür ederim.

Mutfağıma Hoşgeldiniz

Fırında omletle ilgili paylaşım yaptıktan sonra mutfağımla ilgili sorular çok geldi. Ben de toplu yanıt olması için buradan paylaşmak istedim. 🥘 Tuz olarak himalaya tuzu kullanıyorum. 🥘 Evde ayçiçek yağı neredeyse hiç kullanmıyorum. Ya zeytinyağı ya da tereyağı kullanıyorum. 🥘 Zeytinyağı kullanacaksam, yemeğin içine doğrudan eklemiyorum. Soğanları yağda kavurmak yerine, az miktarda su ile haşlıyorum. Yani yemek tariflerindeki soğanla yağ kavurma olayı benim mutfağımda soğanla su haşlanması olarak başlıyor ☺ Soğanlar haşlanırken pek de güzel kokmuyor ama ☺Yemek piştikten sonra altını kapatır kapatmaz zeytinyağını çiğ olarak ekliyorum. 🥘 Tereyağını köyden getirtmeye çalışıyorum. Bu her zaman mümkün olamıyor tabii. Yine fırsat oldukça manda tereyağı kullanmaya çalışıyorum. 🥘 Plastik malzeme kullanmıyorum. Tupperware’yi tercih ediyorum. 🥘 Kahvaltılık malzemeler için @yorendenn de tercih ettiğim yerlerden biri. Izgara zeytin denen icat ve kahvaltılıkları müthiş. 🥘 @memlekettengelsin de alışveriş yaptığım yerlerden biri. Özellikle siyez bulguru burada rahatlıkla buluyorum. 🥘 Pirinç neredeyse hiç kullanmıyorum. Mümkün olduğunca az…

Kadınlar Ne Düşünüyor

Dün, arkadaşımla öğle yemeğinde konuşurken şunu sorguladık; olaya hangi yönden bakılmalı dersiniz? Sizce de her kadın anne olmak zorunda mı? Bunu deneyimlemek istemiyor olamaz mı? Bu, içgüdüsel bir istek midir yoksa tercih edilebilir bir şey mi sizce? Bazı şeylerse o kadar kalıplaşmış ki, belki iç sesini dinlese tüm bunların aslında kendisine ait olmayan duygular olduğunu fark edecek, toplumun “zorunluluklar listesine” koyduğu ve kadının da buna kendini mecbur hissettiği bir durum olabilir mi anne olmak kimi kadınlarımıza göre? Eğer olabilir ise, bebeği ne kadar doyum içinde yetişir, büyür, manevi ihtiyaçları karşılanır? Ya da bunun tam tersini düşünelim; bir kadın anne olmak istiyor fakat olamıyorsa, annelerin annelik duyguları üzerine aşk dolu söylemleri, acaba kendilerinde yaralayıcı bir etki bırakıyor olabilir mi? Kendilerini yetersiz hissetmelerine neden olabilir mi? Milyonlarca yıldır doğum denen olay yaşanıyorsa, bu sevgi sözcükleri acaba birer abartı mı yoksa bunu ancak “anne olunca anlarsın” mı? Doğurmak yalnızca bir eylem mi yoksa…

İşaret Dilini Neden Öğrenmeliyiz

Güneş henüz bebekti. Bir gün o öğle uykusundayken, fırsattan istifade ben de yemek yapıyordum. Malum, bebeğim uyumadığı zamanlarda iş yapmam mümkün olamıyordu ☺ Ben yemek yaparken Güneş uyanmış, duymamışım. Fark ettiğimde çok ağlıyordu. Duyar duymaz yanına koştum. Bir vicdanla kendimi kötü de hissettim tabii, bebeğim çok ağlamıştı. Sarıldım, kokladım, özür diledim, emzirdim. Sonra aklıma şu soru geldi: “Ya ben işitme engelli olsaydım, o zaman ne yapardım?” İşitme engelli annelerimizi düşündüm. Anne bebek üzerine işaret dili anlatımı ya hiç yoktu ya da ben hiç rastlamamıştım. Kendi şahsıma, işitme engelli annelerimiz için de yapabileceğim bir şeyler olabilir miydi; anneler, kadınlar benim için önemliydi, benim için kadın kıymetliydi çünkü. Aklıma işaret dili öğrenmek geldi. Her ne yapacaksam, buradan başlamalıydım. Tüm bunlara karar verirken de sürpriz bir gebelik yaşadığımı öğrendim. Şimdi ne yapmalıydım? Ya hedeflerimi erteleyecektim ki bu nereye kadar; hamilelik, lohusalık, küçük bebekle ilgilenmek derken hedefimi en az 5 sene daha ötelemem gerekiyordu.…

Takıntına Savaş Aç

2018’e girerken hem kendime, hem aileme, hem de çevremdeki insanların bile yararına olabilecek bir karar aldım; temizlik takıntımdan kurtulmak 🧟‍♀️ Hep söylüyorum; eğer sizin de temizlik (ya da başka bir takıntınız) yoksa, takıntısı olan kişiyi muhtemelen anlayamazsınız. Çoğu kişi sizi yargılar, yanlış anlar, yanlış aktarır ve hatta yapmadığınız şeyleri bile takıntı derecesinde yapıyormuşsunuz gibi aktarır. Bu, bizim için hem kırıcı hem de üzücü bir durum da olur. Artık kimi arkadaşımın evine gittiğimde benden çekindiklerini bile sezer olmuştum. “Orası dağınık Şule, kusura bakma, toparlayamadım”, “Burası dağınık kalmış, ay nolur yanlış anlama, böyle pis değilim” tarzı cümlelerle karşılaşıyordum. Halbuki benim kimsenin temizliği ya da pisliğiyle derdim yoktur. Çünkü benim derdim kendi dünyam ve kendi yaşam alanımdır. Benim “insanla” derdim de olmaz kolay kolay zaten, değerlerim ve bakış açım daha farklıdır… Öte yandan, çocuklarımdan ne kadar gizlemeye gayret etsem de, bir noktadan sonra onlar da durumun farkına varıp, takıntı derecesinde titizlik göstermeye başladılar.…

Kişisel Gelişiyorum

Yaptığım hataların farkına varıp, hatamı kabul etmeyi öğrendiğimde, mükemmel olmadığımı da anladım. Oldukça eleştirel yaklaşan biri iken, asla yaşamadığım olaylar hakkında yorum dahi yapmamam gerektiğini farkettim. Sonuç itibariyle ancak yaşayan kişi ne yaşadığını bilirdi ve herkes yapabildiğinin en iyisini zaten yapardı. Önemli olanın, farkındalığımı artırmam olduğunu anladım. Bana ters gelen hikayeler, yaşanılanlar, olaylar, insan ilişkilerinde dahi herkese saygı duymayı ve asla yargılamamayı öğrendim. Saygı gösterdiğin sürece, saygın olabileceğini anladım. İlişkilerini çıkar üzerine değil, sevgi üzerine matematikleştiren insanların gerçekten de yol katettiğini gördüm. Zira diğerlerinin mutluluğu zaten gerçek değilmiş. Kaşımın gözümün nasıl göründüğünden ziyade, nasıl baktığımın daha önemli olduğunu anladım. Bir şey benim için iyi ise, başkası için iyi olmayabilirmiş. Dolayısıyla sadece benim gibi düşünenleri değil, benim gibi düşünmeyenleri de kucaklamayı öğrendim. Empati kurabilmenin bir yetenek olduğunu gördüm. Bu yeteneğimi geliştirebildikçe insanları daha iyi anlar oldum. Kimseye acımamam gerektiğini, zira fazla merhametin de gerçekten kibirden geldiğini anladım. Daha sakin kalabilmeyi öğrendiğimde;…

Anne Olan Herkes İçin Yazdım

Geçen gün es kaza bir kadınlar gününe gittim. Mis gibi kısırlar, börekler, çerkez tavukları, patates salataları bir bir tabaklara konuldu. Altın bilezikli, sarma zincirli, koca koca yüzüklü, saçları taranmış, yanaklar allıklı, çoğu şeker mi şeker bir sürü teyzenin arasındaydım. Kokoştu bu teyzeler, bayağı da eğlenmedim değil aslında. Hiç bana göre değil, evet ama misafir bulunmak, tabaklardaki ikramları afiyetle yemek oldukça da zevkliydi 🙂 Günün sonunda çeyrekler ev sahibine bırakıldı, evden getirilen her bir terlik, kokoş çantalara geri koyuldu ve herkes evine gitti sonra. Benim hikayemse, kimse evine gitmeden önce başlıyor. Tam da patates salatasını yerken… Torunu ile güne gelen bir teyze daha vardı. Torun oğlan bizim Hira’dan 1,5 yaş daha büyük. Çocuk bunlar, durur mu? Hele de iki tanesi yan yana gelirse… Bizim yaramaz oğlan başladı Hira’ya vurmaya. Hiç öyle takıntılarım yoktur. Çocuğumu korurum ama diğer çocuğu da dışlamam. Annesini babasını tanımasam bile, diğeri de benim sonuçta, çünkü çocuk o sonuçta.…

Çocuk Gelişimi Üzerine Kitaplar

Sevgili anne ve anne adaylarının bana sıklıkla sorduğu bir soru var; çocuk gelişimi üzerine hangi kitapları okuyorum? Bu soruyu sormanızda Güneş’in payı var, biliyorum 🙂 ve bir kez daha güzel yorumlarınız için bu vesileyle teşekkür ediyorum. Bir önceki Anne Çocuk İlişkisi yazımda da, okuyup araştırdığım kitaplara değineceğimden söz etmiştim. Ben, şimdi en çok faydalandığım kitaplardan kısaca bahsetmek istiyorum. Anne Beynim Aç – Bahar Eriş  Bahar Eriş’in ikinci kitabı Anne Beynim Aç, 2017’de çıkan bir kitap. Aslında 2013 yılında kitabın yazılmış olmasını çok isterdim kendi adıma çünkü temel olarak birçok konuyu, ebeveyn olarak birçok farkındalığı bizlere sunan çok dolu bir kitap. Güvenli Bağlanma – Adem Güneş Çocuk gelişimi ve psikolojisine dair, bana en çok ışık tutan isimlerden biridir Sevgili Adem Güneş. Adem Güneş’in genel olarak kitapları hakkında yorum yapacak olursam özetle şöyle söyleyebilirim; kitaplarının dilleri her zaman akıcı ve kitaplar çok çabuk okunabiliyor. O kadar çok şey öğreniyorum ki her kitabında, sayesinde…

MENÜ