ÇOCUK

Kardeşimi Kıskanıyorum

-Anne Hira’yı bir çöp poşetine koysak, ne iyi olur aslında 🙏🏽 -Neden? – Yine tek çocuğun ben olurdum, biliyorsun! -🙄🙄🙄 Güneş Hira’yı kıskandığını söylediğinde nasıl yaklaşıyorum❓ Dünkü “Güneş’in kardeşini çöpe atma dileği” muhabbetinden sonra, benim olaya nasıl yaklaştığımı soran arkadaşlarım olmuş. İlk olarak yaptığım şey sözel mesajdan önce, bedensel mesaj ve yaklaşımım oluyor: Gözünün içine bakarak (ki bu benim için her zaman ve herkes için geçerlidir), göz hizasında, mutlaka dokunarak, yumuşak ses tonuyla, samimi olarak – “Sanırım Hira’yı biraz kıskanıyorsun” – “Hıhı..” – “Biliyor musun ben de küçükken kardeşimi kıskanıyordum çünkü annem artık beni daha az seviyor sanıyordum. Ama sonra fark ettim ki hem annem hem de diğerleri beni hala çok seviyormuş. Kardeşim olduktan sonra kimse beni daha az sevmemiş. Ve biliyor musun; sen benim için çok özelsin. Ben Hira’yı da çok seviyorum, seni de çok seviyorum. Her zaman da bu böyle olacak, bana güven!” – 😍😍😍 – Hem düşünsene,…

Çocuğum Üstün Zekalı mı?

Güneş’in üstün zekalı olduğunu açıkladıktan sonra, birçok anneden üstün zekalılarla ilgili soru geldi. Tüm arkadaşlarıma da toplu yanıt olması açısından, daha önce paylaştığım tüm Instagram paylaşımlarımdaki açıklamaları, bu başlık altında toplamak istedim ki merak edilen her soru yanıt bulsun ve direkt ulaşılabilsin diye. Ayrıca Tüzder – Tüm Üstün Zekalılar Derneği’ndeki Psikolog Ezgi Nur Şahin ile özel yaptığımız söyleşileri de yakında YouTube kanalıma ekleyeceğim. Kanalım Şule Alkış’a abone olursanız, uzman konuklarla yaptığımız diğer söyleşilerimize de ulaşabilirsiniz. Psikolog, kadın doğum, diş sağlığı, beslenme, çocuk hastalıkları, yazarlar, işaret dili açıklamaları gibi birçok alanda, uzmanların sorularımızı yanıtladığı kanalıma bu linkten ulaşabilirsiniz. Psikolog Ezgi Nur Şahin’den edindiğim tüm bilgileri sırasıyla aktaracak olursam; Zeka; normal zeka – parlak zeka – üstün zeka – çok üstün zeka ve dahi olarak sıralanırmış. Güneş “çok üstün zekalı” sıralamasındaymış. Bu testi yaptırmamdaki amaç, çocuğumu “sınıflandırma” ya da egosal bir tatmin sebebiyle değil, çocuğu yönlendirirken ona doğru rehberlik yapabilmek ve çocuğu…

Çocuk Susar Sen Susma Demekten Daha Fazlasını Yapabiliriz

🌼Çocuklarımı severken asla özel bölgelerine dokunmadığım gibi, bu bölgeler hakkında şaka bile yapmıyorum. 🌼Çocuklarımı öpeceksem mutlaka önce onlardan izin alıyorum. Onların izni olmadan ben bile onları sevmiyorum 🌼Hira da dahil, çocukların üzerini değiştirecekken yine onları bilgilendiriyorum. Sonuçta bedenlerine dokunacağımı bile bilmeliler, “farkında” yaşamalılar. 🌼Onlara onlardan fiziksel olarak güçlü olduğuma dair bir mesaj hissetmesinler, oyun oynarken bile kendilerini çaresiz hissetmesinler diye, kendilerine karşı güç uygulanabilecek hiçbir harekette bulunmuyorum (kımıldayamamacasına sıkıştırılan oyunlar vs). 🌼“Sen istemediğin sürece kimse sana dokunamaz” diyorum. “Gerekirse bağırabilirsin, özellikle de tanımadıklarına karşı” diyorum 🌼”Aaa ne kadar ayıp, hadi öp amcayı sen de” gibi müdahalelerde asla bulunmuyorum ve çocuğun her tavrına da saygı gösteriyorum. 🌼Tanımadığı insanlar çağırırsa, hemen bağırarak uzaklaşmasını ve bana anlatmasını söylüyorum. 🌼”Annene söyleme” başta olmak üzere, benden gizlenmesi istenilen ya da seni korkutan, tehdit eden olursa muhakkak bana haber vermesini ve korkmamasını; bana da kimsenin zarar veremeyeceğini, güçlü olduğumu söylüyorum. 🌼Özel bölgelerin neresi olduğunu anlatıyorum. 🌼Her…

Anne Olan Herkes İçin Yazdım

Geçen gün es kaza bir kadınlar gününe gittim. Mis gibi kısırlar, börekler, çerkez tavukları, patates salataları bir bir tabaklara konuldu. Altın bilezikli, sarma zincirli, koca koca yüzüklü, saçları taranmış, yanaklar allıklı, çoğu şeker mi şeker bir sürü teyzenin arasındaydım. Kokoştu bu teyzeler, bayağı da eğlenmedim değil aslında. Hiç bana göre değil, evet ama misafir bulunmak, tabaklardaki ikramları afiyetle yemek oldukça da zevkliydi 🙂 Günün sonunda çeyrekler ev sahibine bırakıldı, evden getirilen her bir terlik, kokoş çantalara geri koyuldu ve herkes evine gitti sonra. Benim hikayemse, kimse evine gitmeden önce başlıyor. Tam da patates salatasını yerken… Torunu ile güne gelen bir teyze daha vardı. Torun oğlan bizim Hira’dan 1,5 yaş daha büyük. Çocuk bunlar, durur mu? Hele de iki tanesi yan yana gelirse… Bizim yaramaz oğlan başladı Hira’ya vurmaya. Hiç öyle takıntılarım yoktur. Çocuğumu korurum ama diğer çocuğu da dışlamam. Annesini babasını tanımasam bile, diğeri de benim sonuçta, çünkü çocuk o sonuçta.…

Çocuklarda Ayak Sağlığı ve Ortopedik Ayakkabılar

Ayakkabı seçiminde nelere dikkat etmeliyiz? Taban çökmesi, içe basma, düz taban, ilk adım ayakkabısı gibi ayak sağlığı hakkında akla gelebilecek tüm soruları, Pablosky’nin Akasya AVM’deki mağazasında, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Murat ÖZTÜRK bizim için cevapladı. İşte sorular ve cevapları;İlk Adım Ayakkabısı Gerçekten Gerekli mi, Böyle Bir Ayakkabı Çeşidi Var mı?Murat ÖZTÜRK: ilk adım ayakkabısı biraz annenin hassasiyeti, biraz da ticari bir yönlendirmedir. Çocuk kendi ayakları üzerine gelene kadar yani ayaklarına yük binene kadar herhangi bir ayakkabı giyebilir ama yük binmeye başladıktan sonraki dönemde muhakkak ki iç desteği olan ayakkabılar tercih edilmelidir.Çocuklar İçin Ne Tür Ayakkabılar Seçmeliyiz?Murat ÖZTÜRK: Ayakkabı seçiminde 3 temel kriter vardır; 1. Ayağın salgıladığı ter ve mineral gibi salgılar, ayakkabının içinde kalmaması gerekir, ayakkabı bu salgıları emmeli yani emici bir materyalle kaplanmış olmalıdır. 2. Ayakkabının topuk kısmı yumuşak zemin olmalıdır. Yani çocuğun topuğu yumuşak bir zemine basıyor olmalı ama süngerimsi bir taban olması da çok uygun değildir. Yumuşaklığın topukta olması gerekir. 3. Ayakkabının içerisinde iç desteğinin olması…

Çocuklarda Okula Alışma Süreci

4 yaşına kadar hep annesiyle yan yana olmuş, hiç ayrı kalmamış, dolayısıyla (büyük ihtimalle) kendini annesinden ayrıyken güvende hissetmeyen, kendine ve dış dünyaya güvenemeyen, içinde sürekli korku, özlem, kaygı barındıran bir çocuğun, okula alışma dönemini ve nasıl yol izlediğimizi anlatmak istiyorum şimdi. Bu noktada eminim ki birçok anne ve çocukla ortak noktada buluşuyoruz. Kendimden biliyorum; okula ilk başladığım sıralarda, teneffüste okul bahçesine inerken, merdivenlerde bir sürü çocuğun bir arada olduğunu görünce korkuya kapılmıştım. “Ezileceğim ve yapayalnızım, beni koruyacak kimse yok” kaygısıyla teneffüs boyunca merdiven kenarında ağlamıştım. İkiz kardeşim ise benden daha cesaretliydi. Elimden tutup beni sınıfımıza götürmüştü 🙂 Güvende olmadığımı, bazı çocukların çok yaramaz olduğunu ve bana zarar verebileceğini düşündüğümü hatırlıyorum. Okula başlarken çok ağladığımı ve okula gitmek istemediğimi bilmem, yine de böyle ağladığım ve korktuğum, kabuğuma çekildiğim zamanları anımsarım ama :)Güneş, kendinden büyükler ile iyi iletişim kuran fakat kendi yaşıtlarından çekinen bir çocuk. Dolayısıyla okula alışma sürecinde o da ben…

Çocuklarda Konuşma ve Dil Gelişimi

Çok da severek takip ettiğim pedagog Adem Güneş, çocuklar için en zor şeylerden birinin de konuşmak olduğunu söyler. Bunu yapabilmek için çocuğun bol bol taklit etmeyi seçtiğini söyler. Her çocuk da farklı olduğu için, konuşmayı erken ya da geç sökmek bildiğim ve araştırdığım kadarıyla çocuğun kendisine özel bir durumdur. Yani çocukların farklı farklı gelişim göstermesi, konuşmayı sökebilme konusunda da geçerlidir. Bunun da farkında olarak, fakat kendi adıma da neler yapabilirim, çocuğumun konuşmasını nasıl ilerletebilirim, ona nasıl destek olabilirim diye hamileliğimin ilk günlerinden beridir bu konuyu da detaylıca araştırmıştım. Hamile olduğumu öğrendiğimden bu yana Güneş’le her zaman iletişim halindeydim. Ona karnımdayken ninni söylemeye, onunla konuşmaya, müzik dinletmeye başlamıştım. Doğduğunda da, yenidoğan bir bebekken bile sürekli onunla konuşuyordum. Henüz anlamayacağını elbette biliyordum ama iletişimimizin sürekli olması adına ne yapacak olsam ona daha yenidoğanken anlatmaya başlamıştım. Mesela “tatlım ben şimdi lavaboya gidiyorum”,”masanın üstünü sileceğim şimdi” gibi. Konuşma yoluyla olan iletişimimizin yanı sıra tensel iletişimimizi de yenidoğan döneminden itibaren…

Zeka Türleri

Aslında zekaya dair birçoğumuzun genel bakışı: “Matematikte başarılı isen zekisindir.”Peki gerçekten de zeka demek, sadece matematiksel işlemlerde mi başarılı olmak demek? Zeka doğuştan mı olur, sonradan geliştirilebilir mi? Matematikte başarılı olamamak demek, zekanın yeterli olmadığını mı gösterir?Matematik dışındaki başka bir alanda başarılı olmak da zekanın bir göstergesi değil midir?Biz, ne kadar zekiyiz? Çocuğum ne kadar zeki? Bu soruların yanıtı;  Howard Gardner’in Çoklu Zeka Kuramında. Howard Gardner, Harvard Üniversitesi’nde çalışmalarına devam eden ve “çoklu zeka kuramı” nı ortaya atan bir bilim adamıdır. Gardner’e göre zeka;Çok yönlüdür, tanımlanabilir, ölçülebilir, geliştirilebilir.Her insanda farklı süreçlerde oluşur ve dinamiktir. Her insanda farklı türde zeka gelişimi vardır.Tüm bilimsel çalışmalar çoklu zeka kuramını destekler ve kabul eder.Zeka, kişiye özgü bir durumdur.Kişisel özellikler, inançlar, yargılar, çevre ve kültürel farklar gibi etkenler de zeka gelişiminde etkilidir.Zeka algı, dikkat, problem çözme, hafıza, gibi birçok etken ışığında farklı süreçlerden meydana gelir.Zeka Türleri ve Özellikleri Nelerdir?Sosyal ZekaGörsel – Mekansal ZekaSözel – Dilsel ZekaMüziksel – Ritmik ZekaMantıksal…

Anne Çocuk Saati

Meyve Toplamaca Oyunu  Güneş 2 yaşında iken, anne kız keçelerle yaptığımız bir ağacımız vardı bizim. Hala da bu ağaç buzdolabında mıknatıslarla takılı durur ve Güneş arada sırada gelip gidip bu ağaçtan elma toplar :)2 yaş döneminde çocuk daha küçük olduğu için de detaylı çizim ya da kesimler değil, mümkün olduğunca düz, büyük ve anlaşılabilir çizimler yapıyordum. Bu da hem hazırlayacağımız oyunları daha çabuk meydana getirmemizi hem de daha kolay anlatmamı sağlıyordu. Bir resim kağıdına kocaman bir ağaç yaptık keçeyl. Kocaman bir elma ağacı. Bu ağaç için de Malzemelerimiz; Kahvrengi, yeşil ve kırmızı renkten keçelerKüçük yuvarlak mıknatıslar (buzdolabına takılan yuvarlak magnetler)YapıştırıcıResim kağıdı Yapımı çok basit ama oynaması da bir o kadar keyifli bir çalışma oldu. Önce, zevkimize göre çizip kestiğimiz ağacın gövde ve yapraklarını resim kağıdına yapıştırdık. Daha sonra da kestiğimiz kırmızı keçelerden elma yaptık. elmaların arkasını da yapıştırıcı ile yapıştırdık. Böylece, elmalar ağaçta asılıymış gibi kalmasını sağlamış olduk. Elmaların arkasına da mıknatıslarımızı yapıştırdıktan…

Kız Çocuklarında Oje

Kız çocuklarını süslü giydirmek; Güneş’i dünyaya getirmemle birlikte benim için hobi oldu. Ona güzel ve uyumlu kombinler hazırlamak, her kıyafetine göre tokalar / bandanalar takmak, cicili bicili ayakkabılar seçmek, hatta anne kız takım kıyafetler giymek benim için inanılmaz bir zevk ve artık hayatıma dahil olmuş bir felsefe oldu 🙂 Çocuk gene çocuk olacak, asla karakterini, fıtratını, tavırlarını bozmayacak, kıyafetleri içinde rahat hareket edebilecek, hele hele de küçücük çocuklara giydirilen topuklu ayakkabı gibi sakıncalı ve saçma aksesuarlar da kombinlerimize dahil olmayacak ve bu sınırlar içerisinde de olabildiğince de şık ve sevimli olacak bize göre. Fakat, öyle bir konu var ki aslında hiç de hoşnut değilim… Kız çocuklarına oje sürmek.. Kendimi bildim bileli hiç hoşlanmadığım bir görüntüdür küçücük çocuklarda oje. Ki, düşüncem bu yönde olmasına rağmen şimdi gelip bizi bir görseniz, Güneş’in tırnakları rengarenk ojelidir.. Hiç hoşlanmamama rağmen bu duruma yasak koymuyorum.Çocuğa Oje Sürülmesine Neden Engel Olmuyorum?”Herhangi bir hareket ya da düşünceyi, çocuğa yaptırmak ya da vazgeçtirmek”…

MENÜ