BEBEK

Hangi Bebek Bezi?

Bebeğimizi kucağımıza almakla birlikte, bez maceramız da başlar. Her annenin sorusudur; “hem uygun fiyatlı, hem de bebeğimin cildine zarar vermeyecek olan bebek bezi hangisidir?” diye. 4 buçuk yıldır bezlerle haşır neşir olan biri olarak, çıkardığım sonuç şu aslında: Hangi bezin iyi olduğu, bebeğin cildine göre değişir… Şöyle örneklendireyim: İkiz kardeşimin iki çocuğu var. İki çocuğu da bebekken, alerjik bir ciltleri olduğu için en pahalı bezlerden en ucuz bezlere kadar her şeyi denediler. Aynı zamanda da hiç ıslak mendil kullanmadan, her seferinde bebeklerin poposunu yıkayarak ve doktorun önerdiği her iyi kremi de kullanarak. Ama bir türlü pişiğin önüne geçemedikleri gibi, yenidoğan bebekken bile çocukların popoları artık kanıyordu. Çaresizliğin ve küçücük bebeğin acı çektiğini görmek; işte bir anne için gerçekten çok zor… Sorunu bulmaları ise uzun sürdü aslında ve o yavrular uzun zaman pişikle dolaştılar. Bu denli hassas olmalarının sebebi, annelerin yediği çikolata imiş meğer… Anne çikolata yiyince çocuklarda alerjiye neden oluyormuş.…

Kışın Çocukla Dışarı Çıkmak

İlk bebeğimde gerek evde, gerek dışarıda ben de çok zorlanıyordum. Aynı zamanda da dışarı ne zaman çıksam, tam bir işkence gözüyle bakıyordum. Gittiğim yerden zevk alamam; yemeğiydi, emzirmesiydi, alt değiştirmesiydi, uykusuydu derken dışarıda çocuk da ben de eziyet çekeriz diye düşünüyordum. Bu düşüncem 1 buçuk yıl kadar sürdü. O süre zarfında neredeyse tek gittiğim yer annem oldu. Sonra bir baktım; kilo almışım, saçımı neredeyse hiç taramamışım, kaşlarım Susam Sokağı’ndaki Kırpık’a dönmüş, içim kararmış ama farkında değilmişim, insanlardan ve sosyal hayattan tamamen kopmuşum. Bunu anladığım an dedim ki “Şule, hemen silkelen ve kendine gel. İlk olarak zayıflamaktan başlıyorsun işe. Sonra da kendine güzel kıyafetler alıyorsun. Kuaföre gidip en azından kaşlarını aldırıyorsun. Yapabildiğin kadar saçlarına bakıyorsun, ojeni sürüyorsun, takılarını takıyorsun. Bebekli olman, anne olman demek; kendinden vazgeçmen demek değil. Bebeğine annelik yapman demek, senin ‘fedakar’ olman demek değil. Fedakar olmakla iyi olmayı birbirine karıştırma. Sen kendine değer verirsen, kendine zaman ayırırsan işte…

Bebek Konuşuyor

Merhaba. Ben Bebek. Siz de; hep benim hayatıma özenen büyüklersiniz. Ekmek elden, su gölden, sorumluluk sahibi olmayan, dilediği yerde dilediği gibi davranan özgür bir insan yavrusu olduğumu sanıyorsunuz. Ama üzgünüm ki, hayat hiç de öyle değil! 🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️ Mesela sizin gibi konuşamıyorum, ne hislerimi ne de ihtiyaçlarımı söyleyemiyorum. Bazen aç oluyorum, bazen altını kirletmiş, bazen sinirli, bazen anlaşılamadığı için öfkeli. Hiçbirini ifade edemediğim için de başlıyorum ağlamaya. Ağlamamın altında mutlaka bir sebep varken, bazen beni “şımarıklık” ile suçluyorsunuz. 🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️ Bazen çok terliyorum, bazen üşüyorum, susuyorum, acıkıyorum ya da benim de ağrıyan bir yerim olabiliyor, canımı sıkan üzen bir şey ya da stresli olabiliyorum ve tabii altımı kirlettiğim anlarım da. Allah’tan ki korteksim gelişmediği için henüz, henüz unutuyorum. Bu, yine de duygularımın olmadığı anlamına gelmiyor. Yaşanılanları unutsam bile, duygularım bilinçaltıma kodlanıyor. Yani sandığınız gibi “geçip gitmiyor” benim hayatımda hiçbir şey… 🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️ Her şey bana çok büyük, çok uzun ve diğerleri dev gibi.…

Anaların Hakkı Ödenmez

1 metreden uzun bile değil. Ama benden daha iyi hissediyor, benden daha çok çabalıyor, benden daha fazla doğal ve benim ondan öğreneceğim çok şey var. Ormanda yürürken asfalt yoldan değil, çamurdan geçmek, toprağa değmeyi istemek gibi. İstediği bir şeyi başarmak için çabalamak ve gücünü kullanmak gibi. Hoşlanmadığı biriyle diyaloğa girmeye gerek duymadığı gibi. Onları gözlemleyerek, izleyerek bile çok şey öğreniyorum. Ben onun, o ise benim ruhumun ebeveyni. Sanırım böylece büyüyoruz, tüm anneler gibi ❣ Bunca yıl “anaların hakkı ödenmez” diye öğretildik. Her birimiz çocuk olduğumuzda “analarımıza borcumuz var” psikolojik mesajı altında ezildik. Evet, haklılardı, anaların hakkı gerçekten de ödenmezdi. Sonuna kadar doğru bir sözdü fakat neden çocuklara devamlı bu söyleniyordu? Bunu belki herkes yapmıyordur, o yüzden herkesi bir tutmuyorum fakat analarının bunu yaptığı o çocuklar şimdi büyüdü, onların da çocukları oldu, muhtemelen şimdi kendileri de öyle düşünecek ve öyle söylemeye devam edeceklerdir. Ben ise olaya bir de şu yönden bakmak…

Anne Olan Herkes İçin Yazdım

Geçen gün es kaza bir kadınlar gününe gittim. Mis gibi kısırlar, börekler, çerkez tavukları, patates salataları bir bir tabaklara konuldu. Altın bilezikli, sarma zincirli, koca koca yüzüklü, saçları taranmış, yanaklar allıklı, çoğu şeker mi şeker bir sürü teyzenin arasındaydım. Kokoştu bu teyzeler, bayağı da eğlenmedim değil aslında. Hiç bana göre değil, evet ama misafir bulunmak, tabaklardaki ikramları afiyetle yemek oldukça da zevkliydi 🙂 Günün sonunda çeyrekler ev sahibine bırakıldı, evden getirilen her bir terlik, kokoş çantalara geri koyuldu ve herkes evine gitti sonra. Benim hikayemse, kimse evine gitmeden önce başlıyor. Tam da patates salatasını yerken… Torunu ile güne gelen bir teyze daha vardı. Torun oğlan bizim Hira’dan 1,5 yaş daha büyük. Çocuk bunlar, durur mu? Hele de iki tanesi yan yana gelirse… Bizim yaramaz oğlan başladı Hira’ya vurmaya. Hiç öyle takıntılarım yoktur. Çocuğumu korurum ama diğer çocuğu da dışlamam. Annesini babasını tanımasam bile, diğeri de benim sonuçta, çünkü çocuk o sonuçta.…

Aşı Yaptırmalı mıyım?

Birçok annenin merak ettiği ve kaygılandığı bir konudur aşı. Aşı yaptırmak mı lazım yoksa yaptırmamak mı? Bir yandan boğmaca, çocuk felci gibi sonucu felaket olabilecek hastalıklar, öte yandan da domuz ve fare DNA’sı, otizm, alzheimer, kanser, alüminyum, maymun virüsü söylentileri… Yaptırmasan risk, yaptırsan risk. Söz konusu kişi de çocuğun! Kimine göre bu aşıların bazıları şartken bazıları değil, kimine göre hiçbiri  şart değil, kimine göre de hepsi şart… Daha detaylı bilgi için Cerrahpaşa Çocuk Hastalıkları ve Metabolizma Bilim Dalı Bölüm Başkanı, Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın yazısına bakabilirsiniz. Amerika’da Dr. Sherri Tenpenny de aşıların tümüne karşı… Konu aşı olunca, bir de GAPS Bağırsak ve Psikoloji Sendromu kitabındaki KKK Aşısı Otizme Yol Açar mı? yazısını da burada paylaşmak istiyorum: Otizmden bahsedeceksek, KKK aşısını (kızamık-kızamıkçık-kabakulak) ve genel olarak aşıları konunun dışında bırakmamız mümkün değil. Çalışmalarım sırasında, çocukların hastalığını KKK aşısına bağlayan otizmli çocuk ebeveynleriyle karşılaşsam da, çoğunluk bu bağlantıyı kuramıyor. Bir o kadar aile de…

Çocuklarda Ayak Sağlığı ve Ortopedik Ayakkabılar

Ayakkabı seçiminde nelere dikkat etmeliyiz? Taban çökmesi, içe basma, düz taban, ilk adım ayakkabısı gibi ayak sağlığı hakkında akla gelebilecek tüm soruları, Pablosky’nin Akasya AVM’deki mağazasında, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Murat ÖZTÜRK bizim için cevapladı. İşte sorular ve cevapları;İlk Adım Ayakkabısı Gerçekten Gerekli mi, Böyle Bir Ayakkabı Çeşidi Var mı?Murat ÖZTÜRK: ilk adım ayakkabısı biraz annenin hassasiyeti, biraz da ticari bir yönlendirmedir. Çocuk kendi ayakları üzerine gelene kadar yani ayaklarına yük binene kadar herhangi bir ayakkabı giyebilir ama yük binmeye başladıktan sonraki dönemde muhakkak ki iç desteği olan ayakkabılar tercih edilmelidir.Çocuklar İçin Ne Tür Ayakkabılar Seçmeliyiz?Murat ÖZTÜRK: Ayakkabı seçiminde 3 temel kriter vardır; 1. Ayağın salgıladığı ter ve mineral gibi salgılar, ayakkabının içinde kalmaması gerekir, ayakkabı bu salgıları emmeli yani emici bir materyalle kaplanmış olmalıdır. 2. Ayakkabının topuk kısmı yumuşak zemin olmalıdır. Yani çocuğun topuğu yumuşak bir zemine basıyor olmalı ama süngerimsi bir taban olması da çok uygun değildir. Yumuşaklığın topukta olması gerekir. 3. Ayakkabının içerisinde iç desteğinin olması…

Çocuklarda Konuşma ve Dil Gelişimi

Çok da severek takip ettiğim pedagog Adem Güneş, çocuklar için en zor şeylerden birinin de konuşmak olduğunu söyler. Bunu yapabilmek için çocuğun bol bol taklit etmeyi seçtiğini söyler. Her çocuk da farklı olduğu için, konuşmayı erken ya da geç sökmek bildiğim ve araştırdığım kadarıyla çocuğun kendisine özel bir durumdur. Yani çocukların farklı farklı gelişim göstermesi, konuşmayı sökebilme konusunda da geçerlidir. Bunun da farkında olarak, fakat kendi adıma da neler yapabilirim, çocuğumun konuşmasını nasıl ilerletebilirim, ona nasıl destek olabilirim diye hamileliğimin ilk günlerinden beridir bu konuyu da detaylıca araştırmıştım. Hamile olduğumu öğrendiğimden bu yana Güneş’le her zaman iletişim halindeydim. Ona karnımdayken ninni söylemeye, onunla konuşmaya, müzik dinletmeye başlamıştım. Doğduğunda da, yenidoğan bir bebekken bile sürekli onunla konuşuyordum. Henüz anlamayacağını elbette biliyordum ama iletişimimizin sürekli olması adına ne yapacak olsam ona daha yenidoğanken anlatmaya başlamıştım. Mesela “tatlım ben şimdi lavaboya gidiyorum”,”masanın üstünü sileceğim şimdi” gibi. Konuşma yoluyla olan iletişimimizin yanı sıra tensel iletişimimizi de yenidoğan döneminden itibaren…

Yürüteç Kullanmak Zararlı Mı?

Gerek çocuk doktorumuzun açıklamalarından, gerekse de araştırmalarımdan dolayı evimize yürüteç hiçbir zaman koymadık biz. Siz de doktorunuza danışırsanız, kendisi de bu şekilde cevap verecektir. Yürüteç, çocuklar için faydalı değildir ve yürüme süreçlerini hızlandırmaz. Ki zaten bebek yürüteçte yürümez, ayaklarıyla iteleme yapar. Bu sebeple de yürümesine hiçbir katkı sağlamaz.Yürüteç bebeğe ne gibi zararlar verir?Bilinenin aksine, yürüteçler aslında yürümeyi öğrenmede gecikmeye neden olurlarmış ve bebeklerin erken yürümelerine bir katkıları yokmuş.Bebek yürüteç içindeyken kaza yaşama olasılığı yüksekmiş. Masa örtüsünü çekerek, masa üzerindeki vazo gibi tehlikeli ve kırılacak eşyalar ya da tavalar tabaklar kafasına isabet edebilir, merdivenlerden yuvarlanıp kafatası kırılması ya da kafa içine kanama gibi tehlikeli durumlar söz konusu olabilir, kapılara sıkışabilir, ayak ya da parmaklarını sıkıştırabilir, havuz kenarı gibi yerlerde boğulabilir gibi durumlardan ötürü Amerika’da yürüteçlerin yasaklanmasına dair taleplerde bile bulunulmuş. 1-12 ay arasında kafa travması geçiren bebeklerin %90’ı yürüteç kazalarından kaynaklıymış.Kifoz ya da skolyoz gibi omuriliğin eğrilmesine neden olan hastalıklara neden…

Bebeğimin Gelişimini Destekleyen Oyuncaklar

Bebeğim için oyuncak seçimi yaparken, gelişimine de katkı sağlayan doğru ürünleri araştırıp ona en uygun ve faydalı ürünleri sunmaya özellikle gayret gösteriyorum. Çünkü çocuklar, bebekliklerinden itibaren oynayarak kendilerini geliştirirler, öğrenirler ve keşfederler. Hira artık 7 aylık bir bebek. Dolayısıyla renklerin, hareketli nesnelerin, ışıkların, müziklerin artık iyice farkında. Üstelik nesnelere de dokunarak, çevirerek, eline alıp inceleyerek de keşfetmeye çalışıyor. Artık bu döneme girdiği için de, onun için seçeceğim oyuncakların tüm bu özellikleri kapsaması, parmak kaslarının gelişimine katkıda bulunması ve merak duygusunu güçlendirmesi gereken ürünleri ona sunmalıyım. Ek olarak, bu dönemde anne kucağında sürekli kalmak istediği için, yine öyle bir oyuncak seçimi yapmalıyım ki, kendi kendine de vakit geçirebilmeli, yalnız oyun oynamaya da onu teşvik etmeli. Bu teşvikin anneye de fazladan bir artısı ise, bebek kaliteli bir vakit geçirirken rutin işlerine devam edebiliyor olması ki, birçok anne gibi aslında benim de zaman zaman ihtiyacım olan bir zaman dilimi olabiliyor bu 🙂 İki gündür o kadar…

MENÜ