ANNE

Halı Deyip Geçme

Taşınmak, ev yerleştirmek ne kadar zordur; yaşayan bilir. Hele bir de 1 buçuk yaşında bir bebeğiniz ve 4 buçuk yaşında bir de çocuğunuzla tek başınaysanız. Çocukların ihtiyaçları, yemek yapma, evi yerleştirme, temizleme, bir yandan sürekli kucakta durmak isteyen bir bebek, vücudun dinlemek istemesi, uyku düzeni, öte yandan sürekli ilgi bekleyen ikinci çocuk, onlarla mutlaka geçirilmesi gereken oyun zamanları, yıkanacaklar, camlar, yerler, yeni eşyaların gelmesini haftalardır bekleyen açılmamış koliler derken; yıllardır hasta olmayan ben, 39 derece ateşle hastalandım bu taşınma döneminde. Tüm eklem yerlerim ağrıdı. Benim ise hasta olmak gibi bir lüksüm yoktu; çünkü tüm bu işler ve iki küçük çocuk bana bakıyordu. Bu kadar zorlu bir ay geçirdim Nisan’da fakat en sonunda dedim ki “Şule tüm bunlara değdi; yeni ev, tecrübe ile satın aldığın eşyalar, yeni düzen, temiz enerji ve evine baktığında hissettiğin huzur. Çok şükür ki en sonunda bunları yaşamış olmak, Nisan ayının zorluğuna değdi”. Bu kadar memnun kalmış…

Annem ve Babam Artık Kardeşimi Seviyor

Küçük kardeş Hira geldi; hayatımızın bütün dengeleri değişti 🙂 Ben daha yoğun, uykusuz, yemek yapma telaşlı, temizlik takıntılı, kimi zaman sinirli, yeni doğan bebeğimin gazı, emmesi, uykusu, banyosu, kırkı, yirmisi, dişi, ateşi, gelişimi, yemesi derken iyice uçmuşum zaten. Eşim dersen çok yoğun, kimi zaman eve bile gelemiyor. Ki zaten ve artık daha da çok çalışmak zorunda 🙂 Sohbet etmeyi bırak; birbirimizi göremiyoruz bile. Tek muhabbetimiz “alınacaklar listesi”, Hira’nın doktor kontrolü günleri, Güneş’in psikolojisi. Buna rağmen biz kendi dertlerimizi unutup, Güneş’in kardeş şokunun üzerine yoğunlaşmışız. Neden mi; çünkü kardeşini kıskanıyor, artık daha az sevileceğini düşünüyor, beni paylaşmak istemiyor, kaygılı, belki de travmalarda, içine kapanmış vaziyette, fevri, sürekli ağlayan, kardeşi ile baş başa kaldığımda kapılardan beni gözetleyen, büyümek istemeyen ağlayan isteyen bir çocuğa dönüştü… Çocuğa bir şeyler oldu ayol, sinirlerim tepemde, gerilmişim iyice! Ne yapsam da ulaşsam ona, ne zaman açacak alıcılarını, ne zaman konfor alanına geri dönecek bu çocuk? Kimi psikologlar…

Memeden Kesme Dönemi ve Anne Sütü

Yazıya nasıl başlayacağımı bilemiyorum aslında. Çünkü bebeğini emziremeyen annelerimiz var, bebeğinin emmeyi bıraktığı annelerimiz var, çalışan annelerimiz var, sütü az gelen annelerimiz var… Aynı şekilde bebeğini normal doğum ile kucağına alamayan annelerimiz de var. Benim anne sütü ve memeden kesme konusunda detaylı açıklama yapma sebebim, annelere naçizane edindiğim bilgileri ve izlediğim yolu, neyi neden yaptığıma değinmek için. İkinci bebeğim Hira’yı anne sütünden kesme tecrübemize değinmeden önce, birkaç bilgi paylaşmak istiyorum. Bebek İçin Anne Sütünün Önemi Doğumun gerçekleşmesi ile birlikte, artık memeden süt de gelmeye başlar. Sezaryen doğumlarda bu sürecin başlaması daha uzun sürebilir fakat normal doğumlarda ilk önce daha az fakat genellikle dördüncü günden sonra oldukça yoğun olarak anne sütü gelmeye başlar. “Bebeğin doymadığını düşünmeyin” diyordu doktorum, çünkü onların mideleri zaten zeytin büyüklüğünde imiş 🙂 Emzirdikçe de süt çoğalmaya devam eder. Bunu prolaktin hormonu sağlar. Bebeğimizi emzirdikçe de bu hormon devreye girer. Normal şartlarda mükemmel işleyen bu hormon, annenin strese…

Çocuğunun Sağlığı İçin Yapabileceğin Çok Şey Var

Hepimiz sağlıklı beslenmekten bahsediyoruz fakat beslenmenin ne kadar önemli olduğunu ve ne kadar dikkat ettiğimizi bilinçli olarak takip edenimiz kaç kişidir sizce? Basit bir sakızı bile çiğnerken, sakızın içeriğindeki maddelerin neler olduğunu; hele ki bu sakızı çiğneyen kişi bir çocuksa, yüksek ihtimalle o sakızı yutacağını da bir düşünün? Sakızı küçük diye önemsemiyor musunuz? Peki içeriğini araştırdınız mı ki önemsememek için haklı sebepleriniz olsun? Sakız örneği sizin için yeterli bir gıda değilse, marketten satın aldığımız bir bisküviyi düşünelim o zaman. Bu bisküvinin içeriğinde neler vardır, ne gibi kimyasallar eklenmiştir, eklenilen bu kimyasal maddelerin hem ruhsal hem de bedensel olarak ne gibi etkileri vardır, vücut bu maddeleri tolere edebilir mi, uzun ya da kısa vadede bir çok hastalık ya da ruhsal bozukluğa neden olabilir mi? Çocuklar seviyor diye aldığımız bu yiyeceklerle sizce onlara iyilik mi yapıyoruz yoksa farkında olmadan önce çocuğumuzu, sonra çocuğumuzun neslini ve sonra da toplumu zehirliyor olabilir miyiz? Bu…

Sevgi Dolu Çocuklar

Çocuklarınızı nasıl böyle sevgi dolu yetiştiriyorsunuz❓ Sık sorulan sorulardan birine yine cevap vermeye çalışayım.  Öncelikle, gebeliklerimden bu yana onların bir birey olduğunu hiçbir zaman göz ardı etmeden onlara yaklaştım. Hamileliğimde yoga ve ayrıca nefes egzersizleri yaptım ki vücut ve zihin rahatlığı ile hem kendim, hem de bebeğim anda kalalım diye bu yöntemleri seçtim. Bunların yanı sıra (bu kişisel tercihinizdir) namaz kılmak da manevi bir huzur sağladığı için, ibadetime daha dikkat etmeye özen gösterdim (abdest de tabii). Karnımda iken Kuran, meditasyon müzikleri ve Şebo hayranı olduğum için onlara Şebo da dinlettim. Bazen karnıma kulaklık koyarak ☺️  Doğum tercihimi epidural dahi kullanmadan, normal doğum olmasını seçtim. Sağlıkla ilgili bir sorun olmadığı sürece, ben her zaman normal doğum taraftarıyım; ağrı, acı ve sancılara rağmen. Çünkü çocuklarımla yaşayacağım her an’ı, hem bedenen, hem de zihnen yaşamam gerektiğini düşünüyorum. Bu konuyu hamile annelerimiz de lütfen araştırsın. Ben de detaylı yazmak istiyorum ama sezaryen doğum yapan…

Mürebbiye Misin Yoksa Dadı Mı?

Mürebbiye, bir çocuğun eğitim ve bakımıyla görevlendirilmiş kadın demektir. Bir dadının aksine çocuğun fiziksel ihtiyaçlarına değil, eğitimine odaklanmaktadır. Görev alanı bebeklerden çok, okul çağındaki çocuklardır.  Dadı ise çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını karşılayan kişidir. Yükümlülük alanı; çocuğun yemek yeme, tuvalet ihtiyacını giderme, uyku düzeni gibi temel bakımlarını karşılamaktır. Duygusal zeka, sosyal zeka, çocuk gelişimi, iq gelişimi ve değerler eğitiminden sorumlu değildir.  Osmanlı döneminde padişahlar, çocuklarının eğitimi için Lala’lar ile çalışırmış. Lala’lar geleceğin hükümdarını yetiştirmek üzere görevlendirilirmiş ve çeşitli kabiliyetleri varmış.  Günümüzde ise çocukla ilgilenen kişiyi belirleyen temel neden, genelde hayat şartlarımızdır. Anne ya kendisi çocukla ilgilenir ya da çalışan anne ise anneanne, babaanne ya da bakıcı çocukla ilgilenme görevini üstlenir. Koşullarımız nasıl olursa olsun, çocuğun temel bakım ihtiyaçlarının yanı sıra duygusal zekası, sosyal zekası, çocuk gelişimi, iq gelişimi ve değerler eğitiminin de çocuğa verilmesi gerekir. 0-2 yaş dönemi, çocuğun korteks gelişimi için önemli olup, 0-6 yaş dönemi de karakter bütünlüğünün büyük kısmının…

Anneler Dışarı

Seçimlerimizi ve psikolojimizi etkileyen en büyük şey; hissettiklerimiz ve paradigmalarımızdır. Mesela şimdi desem ki “haydi pilates yapalım!”; eminim birçok arkadaşım da benim gibi “haydi!” der. Fakat desem ki “haydi anneler, çocuklarımızı alıp, dışarıya çıkalım!”; bu kez de birçok arkadaşım geri çekilir. Aslında pilates yaparken harcayacağımız enerji ile dışarıda vakit geçirirken yakacağımız kalori birbirine çok yakındır. Burada seçimimizi etkileyen şey bakış açımız ve hislerimizdir. Çocuklarla veya vakitsizlikten dolayı gidilemeyen spora bu şekilde gitmiş sayılır, sosyal hayattan kopmamış olur ve kendimizi de daha iyi hissederiz. Hep söylüyorum; sosyal hayat ve dışarı çıkmak bir ihtiyaç olmuş olmasaydı, cezaevi diye bir sistem de olmazdı. Nitekim annelerin hayattan, sosyal ortamlardan, hava almaktan kopmamaları işte bu derece önemli benim gözümde. Geçen sene dışarı çıkarken, Hira o zamanlar yürüyemiyordu ve ek gıdalara yeni başlamıştım. O yüzden toplu taşıma araçlarından çok, Careem tercih ediyordum. Careem’in güler yüzlü ekibi, anında ulaşılabilir müşteri hizmetleri ve dakik olması beni her seferinde…

Lohusa Depresyonu -2

Bir genç kadın gelin olduğunda, gelinliğiyle evden çıkarken beline kırmızı kuşak bağlanır. Bu kuşak bekareti simgelediğinden değil, Anadolu’da adet halini almış bir gelenek olduğundan yapılır. Anlamı ise, Al Karısı veya Al Basması diye bilinen bir inançtan korunmak maksatlıdır. Gene lohusa kadınların saçlarına kırmızı bandana takmalarının nedeni de aslında budur. Çünkü Al Karısı kırmızı renge gelmezmiş, bu renkten korkarmış falan… Benim bu bilgiyi paylaşma amacım 7-11 Mayıs Lohusa Depresyonu Farkındalık Haftası’nda annelerimizle biraz kültürler arasında yolculuk yapmak, biraz sohbet etmek, farklı şeyleri birlikte öğrenmek. O yüzden Al Karısı’ndan da bahsetmek istiyorum fakat bu kez genel kültür maksatlı bir paylaşım olsun. Çünkü Al Karısı’nın diğer kültürlerde başka inanışları da var. Al karısı Anadolu’da böyle bilinir. Bir de Lilith vardır. Lilith de aslında farklı kültürlerde, Al Karısı’nın anlamıdır. Biz ona Al Karısı deriz, başka birisi Lilith der yani. Lilith aynı zamanda Musevilik ve Hristiyanlık’ta da bahsi geçen bir isimmiş. Bunun yanı sıra da birçok efsaneye…

Kutsal Kase

2012’den beri bu konuyu yazmak istiyorum ama nasıl anlatabilirim, nasıl ifade edebilirim; üzerinde ciddi düşünüyorum çünkü bir yandan artık tabuları yıkmamız gerektiğini, bazı duygularımıza “izin vermemiz” gerektiğini, bilinçaltımızı temizlememiz gerektiğini düşünürken, öte yandan konu benim çok da rahat konuşabileceğim bir konu olmadığı için, açıkçası ve aslında’sı Nusret Kaya’nın bu önemli bilgilerini nasıl aktarabilirim, onu düşünüyorum. O yüzden mümkün olabildiğince anlaşılır anlatmaya çalışacağım. Bunu beceremezsem affola 🙂 Geri kalanı için Nusret Kaya’yı araştırın mutlaka… Ben kendisini bırakın araştırmayı; 7 aylık karnım burnumda hamileydim üstelik ki ne yaptım ettim, ulaşabilmek için belki haftalarca araştırdım, zar zor buldum, ulaştım, kendimi görüşmeye kabul ettirmek için kırk takla attım, ne diller döktüm, direkt kendi ağzından birebir dinlemek için ki en sonunda kendisine ulaşıp tanıştım. Kafaya koymuştum çünkü; konu sanıldığından çok daha fazla önemliydi, tüm kadınlara ve tüm erkeklere ulaşması gereken bir konuydu, o yüzden bizzat kendisinden dinlemeliydim. Şimdi ise gelelim konumuza: Cinsel yaşam, takıntılarımız, bilinçaltımız…

Kardeşimi Kıskanıyorum

-Anne Hira’yı bir çöp poşetine koysak, ne iyi olur aslında 🙏🏽 -Neden? – Yine tek çocuğun ben olurdum, biliyorsun! -🙄🙄🙄 Güneş Hira’yı kıskandığını söylediğinde nasıl yaklaşıyorum❓ Dünkü “Güneş’in kardeşini çöpe atma dileği” muhabbetinden sonra, benim olaya nasıl yaklaştığımı soran arkadaşlarım olmuş. İlk olarak yaptığım şey sözel mesajdan önce, bedensel mesaj ve yaklaşımım oluyor: Gözünün içine bakarak (ki bu benim için her zaman ve herkes için geçerlidir), göz hizasında, mutlaka dokunarak, yumuşak ses tonuyla, samimi olarak – “Sanırım Hira’yı biraz kıskanıyorsun” – “Hıhı..” – “Biliyor musun ben de küçükken kardeşimi kıskanıyordum çünkü annem artık beni daha az seviyor sanıyordum. Ama sonra fark ettim ki hem annem hem de diğerleri beni hala çok seviyormuş. Kardeşim olduktan sonra kimse beni daha az sevmemiş. Ve biliyor musun; sen benim için çok özelsin. Ben Hira’yı da çok seviyorum, seni de çok seviyorum. Her zaman da bu böyle olacak, bana güven!” – 😍😍😍 – Hem düşünsene,…

MENÜ