ANNE

Anne Topuzu

Bana özel değil, biliyorum. Anne oldu mu, kadın olduğumuzu ilk zamanlar unutuveriyoruz. Unutmasak da yoğunluktan, vakitsizlikten, içine yeni atıldığımız hayat şeklinden ve sosyal hayatın kısıtlanmasından dolayı birçok anne de benim gibi bir topuz konduruveriyor aylardır saçlarına. Tokamız, vücudumuzun bir uzvu gibi kalıveriyor öyle en tepede. Ne bir fön görüyor o canım saçlar, ne de bir boya. Hele bir de doğumdan sonra bir dökülme evresi sarıyor ki hiç sormayın. Benim değinmek istediğim konu ise dert yanmak değil. Saçım aylarca tepeden bir topuzla durabilir. Çünkü bildiğim bir şey var ki, bu durum geçici. Bebeklerim büyüdüğü zaman ben de yine saçlarımı savura savura gezebilirim. Dilediğim gibi kestirir ya da fön çektirir, üzerine bir de röfle yaptırabilirim 🙂 Evet, bunları bir tokayla şu an ertelemiş olabilirim. Peki ya çocuklarımın büyüdüğünü görmek? İşte kendimi rahatlattığım, biraz da avuttuğum konu tam da burada. Saçımı süpürge etmeden ama onlar için topuz yaparak gezdiğim bu dönemde, röfle saatimi daha çok onlarla…

İki Çocukla Rutin Hayat ve Sosyal Hayat

İki çocuklu hayat ne tek çocuk gibi daha düzenli oluyor ne de elbette anne olmadan önceki hayat gibi 🙂 Zamanla tek çocuğa göre uyku, yemek, sosyal yaşam düzenini ayarlayabiliyor insan fakat iki çocuk olunca, düzenli bir sisteme geçiş yapmak biraz daha zaman alıyor. Bizim evde rutin hayat düzeni, küçük bebeğim Hira’nın yaş aralığına göre sürekli değişiyor. Bebeğim kolik bir bebek olduğu için, ilk zamanlarda uyku saati genellikle fön makinesi sesi eşliğinde oluyordu. Ben de buna çözüm olarak, YouTube kanalımda paylaştığım fön makinesi sesi ile çare buldum. İlk aylarında zaten daha çok uyuduğu için, uyku problemi olduğunda da bu sesi açtığımda daha rahat uyuyordu. Hira uykusundayken de ben, Güneş’in kahvaltısını ve kendi kahvaltımı hazırlıyordum. Bu sırada bebeğim uyanırsa gene emzirme, alt temizliği gibi ihtiyaçlarını gideriyor ve sonra dönencenin kalp, rüzgar, doğa sesi gibi sesleri eşliğinde rahatlayarak uyumasına izin veriyordum. Bu sabah düzenimiz, ortalama 3 ay kadar devam etti.Hira biraz daha büyüdükçe sabahları daha az…

Bebek Çikolatası

Bir tasarımcı olarak, kişiye özel sunum ve hediyeler her zaman çok dikkatimi çekmiştir fakat bu konuda benden tam not almak o kadar da kolay değil tabii 🙂  Önce göze, sonra da damağa hitap etmeli,  kaliteli olmalı ve hizmet de sunum da başarılı olmalı. Geçen hafta arkadaşımdan gelen bir hediyede tüm bunların bir arada olduğunu görünce de, “hemen anneleri Bebek Çikolatacısı’ndan haberdar etmeliyim” dedim.Bebek Çikolatası, www.bebekcikolatasi.net projesiyle mevlid, doğum günü, baby shower, yenidoğan gibi konseptlere hitap eden bir marka. Tıpkı bize gelen çikolatalar gibi, metal kutu üzerine direkt baskı uygulayarak, ömür boyu kutuyu hatıra olarak saklamanıza da olanak sağlıyorlar ki zaten beni ilk cezbeden de bu oldu 🙂 Ayrıca kullandıkları çikolatalar da Pelit Valonia marka. Çikolataların kişiye özel baskı ve paketlemesini de son teknoloji üretimle gerçekleştirip, Türkiye ve Avrupa’ya gönderim sağlıyorlar. Kargo esnasında hasar ve erimeye karşı özel koruyucu sistemleri de var. Metal kutu yanında, spesiyal dolgulu aynalı çikolata, karton kutuda çikolata ve magnet…

Yenidoğan Konsept Fotoğraf Çekimleri

Çocuklarımın sağlıkları ve gelişimleri kadar onlara anı olarak bırakacağım fotoğraflar da benim için çok değerli. O yüzden sık sık güzel anların fotoğraflarını biriktiririm. Hatta fotoğraf çekimi için sürekli fırsat yaratırım.Hira’nın doğumuyla birlikte hem hastanede hem de evde yenidoğan konsept çekimlerini de gerçekleştirdik. Elbette bu çekimlerin sonu gelmeyecek ve ben sürekli olarak konsept çekimler yapmaya devam edeceğim 🙂 En taze fotoğraflardan, dünyaya gözlerini açan en minik insanlara kadar yepyeni karelerimiz için lütfen mouse’nizin tuşunu aşağıya doğru kaydırınız 🙂 Hamileliğim süresince bu şalı özellikle, sırf bu çekim için ördüm 🙂 Saçındaki tokayı da 🙂 Dünyanın en tatlı ablasısın sen 🙂 Şimdi karşınızda, XS ebatlarında ama oldukça da olgun bir abla 🙂 En sevdiğim, en bakmaya doyamadığım fotoğraflarından.  Hira’yla Öncesi & Sonrası çalışmamız :)Hira’yla bir  Öncesi & Sonrası çalışmamız daha :)Kardeşlerin tanışması. Güneş’in nasıl davranacağını henüz bilemiyordum, hem heyecanlı hem de çok duygusaldım. Müthiş bir andı…Güneş’ten sonra kimseyi bu kadar derin ve yoğun, bu kadar “gerçek”…

Baba Çocuk İlişkisi

Bebek, bilhassa da ilk 2 yıl en çok da anneye ihtiyaç duyar. Belli bir döneme kadar kendisini annesinin bir uzvu sanır, güven duygusunu özümsemesi için annenin kucağına ihtiyacı vardır, korktuğu ya da üzüldüğü zamanlarda ilk önce annesini arar. Dolayısıyla da fiziksel gelişiminin yanı sıra, kişisel gelişimi açısından da anne, ciddi derecede önemlidir. Peki ya babalarımız? Onların da bebekleriyle alakalı olması, vakit ayırması da elbette çok önemlidir fakat baba çocuk ilişkisini araştırırken özellikle de gördümki çocuğun 3 yaşından sonra babayla ilişkisi daha da kuvvetlenmeli imiş. Özellikle de kız çocuklarının babalarıyla ilişkileri çok önemliymiş. Kız çocukları eğer babalarından yeterince ilgi göremeden ya da korkutularak büyürlerse, bu sevgi ihtiyacını büyüdüklerinde erkek arkadaş edinerek gidermeye çalışırlarmış. Eş seçimini etkileyecek kadar da önemliymiş. Baba Çocuk İletişimiGüneş 3 yaşına girdiğinden beridir, babasıyla arasındaki iletişimini ve baş başa aktivitelerini daha da sıklaştırdık. Her baba gibi, bizim babamızın da çok yoğun bir çalışma programı var. Buna rağmen artık Güneş’le bir şekilde daha…

Takıntılarımızın Nedenleri 0-2 Yaş Dönemimiz mi?

Psikiyatrist Doç. Dr. Nusret Kaya’yı bir dönem ATV ‘de yayınlanan “Evrenin Dili” programından belki hatırlayanlarımız vardır. Nusret Kaya günümüze dek 7000’in üzerinde rüya analizi (şimdilerde bu sayının 65.000’e çıktığını söylüyor) gerçekleştirmiş, danışanlarına rüya analizleri ile yardımcı olan, kendine ait de bir felsefesi olan çok değerli bir psikiyatristtir. Psikoestetik, İyileşme Kitabı, Cenin, Evrensel Eşit Kuyruklu Canlı kitaplarının birinci ve ikinci cildini okuyup, değerli bilgilerinden faydalanmak hem farkındalığımı arttırdı hem de çocuklarıma daha sağlıklı bir gelecek hazırlayabilmem adına ciddi bir rehber oldu.. Aynı zamanda birlikte bir kitaba başlamamız da an meselesi ve büyük bir gurur benim için. Nusret Kaya’ya göre 0-2 yaş dönemi, çocuklar için öncelikle tuvalet terbiyesi dönemiymiş. Mümkün olduğunca basit anlatmam gerekirse; bu dönemde çocukların kendilerini korumaları, ifade etmeleri, konuşabilmeleri gibi durumlar söz konusu olmadığı için (iq yeterince gelişmiş değildir elbette bu dönemde) çocuklarda sert takıntılar oluşurmuş. İşte bu dönemde yapılan masum hatalar, kişinin tüm hayatı boyunca etkileneceği ve üstesinden…

Bağırsak 2. Beyin

Son zamanlarda öyle bir aydınlandım ki “bağırsaklarımız” konusunda; ressmen dünyaya, hayata, yaşama, düşüncelerimize, hobilerimize, fobilerimize, kararlarımıza, kilolu olup olmamamıza; her şeye karşı bakış açım değişti… Meğer beynimizle değil, bağırsağımızla düşünüyormuşuz, biliyor musunuz? Yukarıda bahsettiğim tüm bu döngüleri sağlayan faktörler psikolojimiz, yaşadıklarımız, beynimiz ve sağlığımızın yanı sıra bağırsaklarımızın da etkisiyle şekilleniyormuş meğer. O yüzden de ne  yediğimiz, ne içtiğimiz, kendi doğum şeklimizin nasıl olduğu, temizlikle alakamız; her şeyin kaderin çizgisinde rolü varmış :)Bağırsağının Farkında mısın?Nusret Kaya omurilik ve bağırsağın öneminden zaten sıklıkla bahsediyordu. Konunun psikolojik ve felsefik tarafını sayesinde yeterince sindirdim ve anlamıştım. Şimdi de, Giulia Enders’ın yazdığı Büyüleyici Bağırsak kitabı ile bağırsakların tıp açısından da ne kadar farklı bir yerde olduğunu, aslında düşüncelerimizin bile bağırsaklarımızla şekillendiğini öğrendim. Giulia Enders, tıp okuyan 90 doğumlu bir Alman. Kitabı ele alışı, anlatışı, mizahı o kadar sürükleyici ve hayretler içerisinde bırakıcı ki, sanırım temizlik takıntılarımdan kurtulmamı sağlayan, beynimi ikna eden en büyük etken de bu kitap oldu.…

Banyoda Küf ve Rutubet Nasıl Önlenir?

Kış aylarında evlerimizde daha çok rastladığımız rutubetten hepiniz müzdaripsinizdir. Özellikle banyo gibi ıslak ve nemli ortamlarda oluşan rutubet bir süre sonra küfe dönüşüyor ve çok kötü bir görüntü ve koku oluşuyor.Duşakabinler ve küvetin kenarlarında küflenmeye mutlaka karşılaşmışsınızdır. Buralar rutubetin oluşması için oldukça elverişli yerlerdir. Küflenme bir kere başladı mı büyük hızla yayılır.Genel olarak rutubet nemin yüksek olduğu kesimlerde meydana gelir. Rutubet, solunum problemleri ve alerji gibi sağlık problemlerine neden olabileceği gibi eşyalarınızın da kısa sürede çürümesine neden olur. Ayrıca küf olan yerlerde çürük meyva kokusuna benzer keskin bir koku olur. O yüzden nem ve rutubetten mümkün olduğu kadar çabuk kurtulmakta fayda var. Küf lekesi nasıl çıkar diye düşünüyorsanız bu linki tıklayabilirsiniz.Eğer oluşan rutubet binanın dış cephe izolesinden dolayı kaynaklanmıyorsa bir takım önemlerle odalarınızdaki rutubetten kurtulabilirsiniz.Küfü gidermekten önce küf ve rutubeti engelleyici tedbirler almakta fayda var. Bunun için yapmanız gereken en yararlı şey kış aylarında günde 3 defa 5-10 dakika, son…

Halı Örtüsü

Bir tasarımcı olarak, evimin nasıl göründüğü benim için her zaman çok önemliydi fakat çocuklarım olduktan sonra, evde ister istemez bazı değişiklikler de yapmak zorunda kalmadım değil. Çünkü evimi güzelleştirmek benim için önemli fakat çocuklarımın güvenliği benim için daha da önemli. Öncelik olarak, çocukların ulaşabilecekleri yerden dekoratif eşyalarımı kaldırdım, ardından da iş görsellikten çıkıp temizlik kısmına kadar geldi çattı 🙂 Öyle ki, hiç istemediğim ve sevmediğim halde halımın üzerine örtü sermek zorunda bile kaldım. Çünkü ancak bu şekilde halımın temizliğiyle baş edebildim. İki çocuklu olarak bu, temizlik için bir gereklilikti fakat bu sefer de başka bir sorun vardı; örtüyü sürekli olarak çekiştirmek, halının üzerinde kaymasını engellemek ve halının üzerine sereceğim örtünün ebatlarının büyük ya da küçük gelmesinden dolayı doğru örtüyü bulabilmek. Görüntünün kötü olması da cabası… Her adım atışımızda, halı üzerinde her hareket edildiğinde bu kez de örtü bozuluyor, örtü büyük geldiği zaman kenarlarını düzeltmek de ciddi derecede uğraştırıyordu. Çocuklar, ev işleri derken bir…

Yenidoğan Bebekle Tek Başına

Ev temizliği, yemek, tek başına yenidoğan banyosu, 3 yaşında bir kız ve yeni kardeşi olduğu için özel davranılması gereken bir hassasiyetlik, misafir ağırlama, bebek gazı, uykusuzluk, doktor kontrolleri, blog yazma, annenin kişisel bakım ihtiyaçları, işitme engelli annelerimiz için sosyal sorumluluk projesi, çocuk doktorumuzla blog için özel çekimler, diyetisyenimizle blog için video çekim projeleri, katılacağım davetler,  röportaj hazırlıkları. Benim lohusa dönemimin büyük kısmı özetle bu şekilde. Bir müddet sonra da tüm bu sorumlulukların hepsiyle, iki çocukla birlikte üstlenmek ve hepsini tek başına gerçekleştirmek. Şimdi ne demeliyim? “Aman Allahım, hayat çok zor!” , “Blogumla ilgilenmeyeyim ve işitme engelli annelerimizi de sonra düşünürüm”, “kendime bakmaya fırsatım yok, bir de takıp takıştırmaya mı uğraşayım?”,”Bu çocuk neden ağlıyor, uykusuzluktan geberiyorum!” Ben bu cümlelerin hiçbirini sarf etmiyorum ve düzenimden de eksilen hiçbir şey yok. Çünkü, insanı yoran iş yükü değil, strestir. Ben, yaptığım her şeyi severek yaptığım için kolay kolay strese maruz kalmıyorum. Dolayısıyla da bu saydıklarımın hepsine şükür…

MENÜ