ANNE

Anneler Dışarı

Seçimlerimizi ve psikolojimizi etkileyen en büyük şey; hissettiklerimiz ve paradigmalarımızdır. Mesela şimdi desem ki “haydi pilates yapalım!”; eminim birçok arkadaşım da benim gibi “haydi!” der. Fakat desem ki “haydi anneler, çocuklarımızı alıp, dışarıya çıkalım!”; bu kez de birçok arkadaşım geri çekilir. Aslında pilates yaparken harcayacağımız enerji ile dışarıda vakit geçirirken yakacağımız kalori birbirine çok yakındır. Burada seçimimizi etkileyen şey bakış açımız ve hislerimizdir. Çocuklarla veya vakitsizlikten dolayı gidilemeyen spora bu şekilde gitmiş sayılır, sosyal hayattan kopmamış olur ve kendimizi de daha iyi hissederiz. Hep söylüyorum; sosyal hayat ve dışarı çıkmak bir ihtiyaç olmuş olmasaydı, cezaevi diye bir sistem de olmazdı. Nitekim annelerin hayattan, sosyal ortamlardan, hava almaktan kopmamaları işte bu derece önemli benim gözümde. Geçen sene dışarı çıkarken, Hira o zamanlar yürüyemiyordu ve ek gıdalara yeni başlamıştım. O yüzden toplu taşıma araçlarından çok, Careem tercih ediyordum. Careem’in güler yüzlü ekibi, anında ulaşılabilir müşteri hizmetleri ve dakik olması beni her seferinde…

Lohusa Depresyonu -2

Bir genç kadın gelin olduğunda, gelinliğiyle evden çıkarken beline kırmızı kuşak bağlanır. Bu kuşak bekareti simgelediğinden değil, Anadolu’da adet halini almış bir gelenek olduğundan yapılır. Anlamı ise, Al Karısı veya Al Basması diye bilinen bir inançtan korunmak maksatlıdır. Gene lohusa kadınların saçlarına kırmızı bandana takmalarının nedeni de aslında budur. Çünkü Al Karısı kırmızı renge gelmezmiş, bu renkten korkarmış falan… Benim bu bilgiyi paylaşma amacım 7-11 Mayıs Lohusa Depresyonu Farkındalık Haftası’nda annelerimizle biraz kültürler arasında yolculuk yapmak, biraz sohbet etmek, farklı şeyleri birlikte öğrenmek. O yüzden Al Karısı’ndan da bahsetmek istiyorum fakat bu kez genel kültür maksatlı bir paylaşım olsun. Çünkü Al Karısı’nın diğer kültürlerde başka inanışları da var. Al karısı Anadolu’da böyle bilinir. Bir de Lilith vardır. Lilith de aslında farklı kültürlerde, Al Karısı’nın anlamıdır. Biz ona Al Karısı deriz, başka birisi Lilith der yani. Lilith aynı zamanda Musevilik ve Hristiyanlık’ta da bahsi geçen bir isimmiş. Bunun yanı sıra da birçok efsaneye…

Kutsal Kase

2012’den beri bu konuyu yazmak istiyorum ama nasıl anlatabilirim, nasıl ifade edebilirim; üzerinde ciddi düşünüyorum çünkü bir yandan artık tabuları yıkmamız gerektiğini, bazı duygularımıza “izin vermemiz” gerektiğini, bilinçaltımızı temizlememiz gerektiğini düşünürken, öte yandan konu benim çok da rahat konuşabileceğim bir konu olmadığı için, açıkçası ve aslında’sı Nusret Kaya’nın bu önemli bilgilerini nasıl aktarabilirim, onu düşünüyorum. O yüzden mümkün olabildiğince anlaşılır anlatmaya çalışacağım. Bunu beceremezsem affola 🙂 Geri kalanı için Nusret Kaya’yı araştırın mutlaka… Ben kendisini bırakın araştırmayı; 7 aylık karnım burnumda hamileydim üstelik ki ne yaptım ettim, ulaşabilmek için belki haftalarca araştırdım, zar zor buldum, ulaştım, kendimi görüşmeye kabul ettirmek için kırk takla attım, ne diller döktüm, direkt kendi ağzından birebir dinlemek için ki en sonunda kendisine ulaşıp tanıştım. Kafaya koymuştum çünkü; konu sanıldığından çok daha fazla önemliydi, tüm kadınlara ve tüm erkeklere ulaşması gereken bir konuydu, o yüzden bizzat kendisinden dinlemeliydim. Şimdi ise gelelim konumuza: Cinsel yaşam, takıntılarımız, bilinçaltımız…

Kardeşimi Kıskanıyorum

-Anne Hira’yı bir çöp poşetine koysak, ne iyi olur aslında 🙏🏽 -Neden? – Yine tek çocuğun ben olurdum, biliyorsun! -🙄🙄🙄 Güneş Hira’yı kıskandığını söylediğinde nasıl yaklaşıyorum❓ Dünkü “Güneş’in kardeşini çöpe atma dileği” muhabbetinden sonra, benim olaya nasıl yaklaştığımı soran arkadaşlarım olmuş. İlk olarak yaptığım şey sözel mesajdan önce, bedensel mesaj ve yaklaşımım oluyor: Gözünün içine bakarak (ki bu benim için her zaman ve herkes için geçerlidir), göz hizasında, mutlaka dokunarak, yumuşak ses tonuyla, samimi olarak – “Sanırım Hira’yı biraz kıskanıyorsun” – “Hıhı..” – “Biliyor musun ben de küçükken kardeşimi kıskanıyordum çünkü annem artık beni daha az seviyor sanıyordum. Ama sonra fark ettim ki hem annem hem de diğerleri beni hala çok seviyormuş. Kardeşim olduktan sonra kimse beni daha az sevmemiş. Ve biliyor musun; sen benim için çok özelsin. Ben Hira’yı da çok seviyorum, seni de çok seviyorum. Her zaman da bu böyle olacak, bana güven!” – 😍😍😍 – Hem düşünsene,…

Kaş Bakımı ve Microblanding

Kaş şekli, yüzün yapısını ve görüntüsünü ciddi derecede değiştiren bir ayrıntıdır. Bu yüzden de her kadın için kaş önemli bir detaydır. Yıllardır kaş aldırmaktan, kaşımın şeklinin sürekli bozulmasından, şekli bozulup da incelen kaşın uzamasını beklerken oluşan tuhaf ve rahatsız edici uzun haftalardan artık iyice sıkılmıştım. Kaş bakımı benim için bu kadar zor iken, şimdi ikinci bebeğim de olacaktı ve ben kaşlarımla zaten doğru düzgün ilgilenemiyorken, artık benim için kaş bakımı daha da zor olacaktı… Farkında olduğum bir şey vardı oysaki; kaşların düzgün görünüyorsa bu, kadını oldukça da bakımlı gösteriyordu. O yüzden bu noktada microblanding yaptırmaya lüks bir seçim mi yoksa ihtiyaç gözüyle mi bakmalıydım; bu ikisi arasında gitgellerdeydim. Kaşın görüntüsü bu denli önemliyken, kaş aldırmak süreklilik isterken, kaşlarımın şekli hemen her seferinde yanlış alımdan dolayı değişirken, üstüne üstlük bir de kaşlarım küsmüş iken; iki çocukla ben kaşlarıma nasıl bu kadar zaman ayıracaktım? Bu durum artık lüks olmaktan çıkmış ve bir…

Adem Güneş Şiiri

Kendi kimliğine saygısı olan her bir anne… Erkek çocuğuna saygın bir kişilik kazandırmak istiyorsa, Ona öğretmelidir ki… Kadın ne eştir… Ne anne… Kadın insandır önce… Sonra birey… Ve yarımdır erkek… Bir kadının sevgisini kazanamamışsa yüreği… Ve nefret ettirmişse bir kadını kendinden… Kayıtlı değildir ismi… Ne evlat, ne eş, ne baba, de sevgili listesinde… Sevgili Adem Güneş’e, bu anlamlı şiiri benimle paylaştığı için sonsuz teşekkür ederim.

Kışın Çocukla Dışarı Çıkmak

İlk bebeğimde gerek evde, gerek dışarıda ben de çok zorlanıyordum. Aynı zamanda da dışarı ne zaman çıksam, tam bir işkence gözüyle bakıyordum. Gittiğim yerden zevk alamam; yemeğiydi, emzirmesiydi, alt değiştirmesiydi, uykusuydu derken dışarıda çocuk da ben de eziyet çekeriz diye düşünüyordum. Bu düşüncem 1 buçuk yıl kadar sürdü. O süre zarfında neredeyse tek gittiğim yer annem oldu. Sonra bir baktım; kilo almışım, saçımı neredeyse hiç taramamışım, kaşlarım Susam Sokağı’ndaki Kırpık’a dönmüş, içim kararmış ama farkında değilmişim, insanlardan ve sosyal hayattan tamamen kopmuşum. Bunu anladığım an dedim ki “Şule, hemen silkelen ve kendine gel. İlk olarak zayıflamaktan başlıyorsun işe. Sonra da kendine güzel kıyafetler alıyorsun. Kuaföre gidip en azından kaşlarını aldırıyorsun. Yapabildiğin kadar saçlarına bakıyorsun, ojeni sürüyorsun, takılarını takıyorsun. Bebekli olman, anne olman demek; kendinden vazgeçmen demek değil. Bebeğine annelik yapman demek, senin ‘fedakar’ olman demek değil. Fedakar olmakla iyi olmayı birbirine karıştırma. Sen kendine değer verirsen, kendine zaman ayırırsan işte…

Mutfağıma Hoşgeldiniz

Fırında omletle ilgili paylaşım yaptıktan sonra mutfağımla ilgili sorular çok geldi. Ben de toplu yanıt olması için buradan paylaşmak istedim. 🥘 Tuz olarak himalaya tuzu kullanıyorum. 🥘 Evde ayçiçek yağı neredeyse hiç kullanmıyorum. Ya zeytinyağı ya da tereyağı kullanıyorum. 🥘 Zeytinyağı kullanacaksam, yemeğin içine doğrudan eklemiyorum. Soğanları yağda kavurmak yerine, az miktarda su ile haşlıyorum. Yani yemek tariflerindeki soğanla yağ kavurma olayı benim mutfağımda soğanla su haşlanması olarak başlıyor ☺ Soğanlar haşlanırken pek de güzel kokmuyor ama ☺Yemek piştikten sonra altını kapatır kapatmaz zeytinyağını çiğ olarak ekliyorum. 🥘 Tereyağını köyden getirtmeye çalışıyorum. Bu her zaman mümkün olamıyor tabii. Yine fırsat oldukça manda tereyağı kullanmaya çalışıyorum. 🥘 Plastik malzeme kullanmıyorum. Tupperware’yi tercih ediyorum. 🥘 Kahvaltılık malzemeler için @yorendenn de tercih ettiğim yerlerden biri. Izgara zeytin denen icat ve kahvaltılıkları müthiş. 🥘 @memlekettengelsin de alışveriş yaptığım yerlerden biri. Özellikle siyez bulguru burada rahatlıkla buluyorum. 🥘 Pirinç neredeyse hiç kullanmıyorum. Mümkün olduğunca az…

Kadınlar Ne Düşünüyor

Dün, arkadaşımla öğle yemeğinde konuşurken şunu sorguladık; olaya hangi yönden bakılmalı dersiniz? Sizce de her kadın anne olmak zorunda mı? Bunu deneyimlemek istemiyor olamaz mı? Bu, içgüdüsel bir istek midir yoksa tercih edilebilir bir şey mi sizce? Bazı şeylerse o kadar kalıplaşmış ki, belki iç sesini dinlese tüm bunların aslında kendisine ait olmayan duygular olduğunu fark edecek, toplumun “zorunluluklar listesine” koyduğu ve kadının da buna kendini mecbur hissettiği bir durum olabilir mi anne olmak kimi kadınlarımıza göre? Eğer olabilir ise, bebeği ne kadar doyum içinde yetişir, büyür, manevi ihtiyaçları karşılanır? Ya da bunun tam tersini düşünelim; bir kadın anne olmak istiyor fakat olamıyorsa, annelerin annelik duyguları üzerine aşk dolu söylemleri, acaba kendilerinde yaralayıcı bir etki bırakıyor olabilir mi? Kendilerini yetersiz hissetmelerine neden olabilir mi? Milyonlarca yıldır doğum denen olay yaşanıyorsa, bu sevgi sözcükleri acaba birer abartı mı yoksa bunu ancak “anne olunca anlarsın” mı? Doğurmak yalnızca bir eylem mi yoksa…

İşaret Dilini Neden Öğrenmeliyiz

Güneş henüz bebekti. Bir gün o öğle uykusundayken, fırsattan istifade ben de yemek yapıyordum. Malum, bebeğim uyumadığı zamanlarda iş yapmam mümkün olamıyordu ☺ Ben yemek yaparken Güneş uyanmış, duymamışım. Fark ettiğimde çok ağlıyordu. Duyar duymaz yanına koştum. Bir vicdanla kendimi kötü de hissettim tabii, bebeğim çok ağlamıştı. Sarıldım, kokladım, özür diledim, emzirdim. Sonra aklıma şu soru geldi: “Ya ben işitme engelli olsaydım, o zaman ne yapardım?” İşitme engelli annelerimizi düşündüm. Anne bebek üzerine işaret dili anlatımı ya hiç yoktu ya da ben hiç rastlamamıştım. Kendi şahsıma, işitme engelli annelerimiz için de yapabileceğim bir şeyler olabilir miydi; anneler, kadınlar benim için önemliydi, benim için kadın kıymetliydi çünkü. Aklıma işaret dili öğrenmek geldi. Her ne yapacaksam, buradan başlamalıydım. Tüm bunlara karar verirken de sürpriz bir gebelik yaşadığımı öğrendim. Şimdi ne yapmalıydım? Ya hedeflerimi erteleyecektim ki bu nereye kadar; hamilelik, lohusalık, küçük bebekle ilgilenmek derken hedefimi en az 5 sene daha ötelemem gerekiyordu.…

MENÜ