ANNE

Anne Olan Herkes İçin Yazdım

Geçen gün es kaza bir kadınlar gününe gittim. Mis gibi kısırlar, börekler, çerkez tavukları, patates salataları bir bir tabaklara konuldu. Altın bilezikli, sarma zincirli, koca koca yüzüklü, saçları taranmış, yanaklar allıklı, çoğu şeker mi şeker bir sürü teyzenin arasındaydım. Kokoştu bu teyzeler, bayağı da eğlenmedim değil aslında. Hiç bana göre değil, evet ama misafir bulunmak, tabaklardaki ikramları afiyetle yemek oldukça da zevkliydi 🙂 Günün sonunda çeyrekler ev sahibine bırakıldı, evden getirilen her bir terlik, kokoş çantalara geri koyuldu ve herkes evine gitti sonra. Benim hikayemse, kimse evine gitmeden önce başlıyor. Tam da patates salatasını yerken… Torunu ile güne gelen bir teyze daha vardı. Torun oğlan bizim Hira’dan 1,5 yaş daha büyük. Çocuk bunlar, durur mu? Hele de iki tanesi yan yana gelirse… Bizim yaramaz oğlan başladı Hira’ya vurmaya. Hiç öyle takıntılarım yoktur. Çocuğumu korurum ama diğer çocuğu da dışlamam. Annesini babasını tanımasam bile, diğeri de benim sonuçta, çünkü çocuk o sonuçta.…

Aşı Yaptırmalı mıyım?

Birçok annenin merak ettiği ve kaygılandığı bir konudur aşı. Aşı yaptırmak mı lazım yoksa yaptırmamak mı? Bir yandan boğmaca, çocuk felci gibi sonucu felaket olabilecek hastalıklar, öte yandan da domuz ve fare DNA’sı, otizm, alzheimer, kanser, alüminyum, maymun virüsü söylentileri… Yaptırmasan risk, yaptırsan risk. Söz konusu kişi de çocuğun! Kimine göre bu aşıların bazıları şartken bazıları değil, kimine göre hiçbiri  şart değil, kimine göre de hepsi şart… Daha detaylı bilgi için Cerrahpaşa Çocuk Hastalıkları ve Metabolizma Bilim Dalı Bölüm Başkanı, Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın yazısına bakabilirsiniz. Amerika’da Dr. Sherri Tenpenny de aşıların tümüne karşı… Konu aşı olunca, bir de GAPS Bağırsak ve Psikoloji Sendromu kitabındaki KKK Aşısı Otizme Yol Açar mı? yazısını da burada paylaşmak istiyorum: Otizmden bahsedeceksek, KKK aşısını (kızamık-kızamıkçık-kabakulak) ve genel olarak aşıları konunun dışında bırakmamız mümkün değil. Çalışmalarım sırasında, çocukların hastalığını KKK aşısına bağlayan otizmli çocuk ebeveynleriyle karşılaşsam da, çoğunluk bu bağlantıyı kuramıyor. Bir o kadar aile de…

Çocuk Gelişimi Üzerine Kitaplar

Sevgili anne ve anne adaylarının bana sıklıkla sorduğu bir soru var; çocuk gelişimi üzerine hangi kitapları okuyorum? Bu soruyu sormanızda Güneş’in payı var, biliyorum 🙂 ve bir kez daha güzel yorumlarınız için bu vesileyle teşekkür ediyorum. Bir önceki Anne Çocuk İlişkisi yazımda da, okuyup araştırdığım kitaplara değineceğimden söz etmiştim. Ben, şimdi en çok faydalandığım kitaplardan kısaca bahsetmek istiyorum. Anne Beynim Aç – Bahar Eriş Bahar Eriş’in ikinci kitabı Anne Beynim Aç, 2017’de çıkan bir kitap. Aslında 2013 yılında kitabın yazılmış olmasını çok isterdim kendi adıma çünkü temel olarak birçok konuyu, ebeveyn olarak birçok farkındalığı bizlere sunan çok dolu bir kitap. Güvenli Bağlanma – Adem GüneşÇocuk gelişimi ve psikolojisine dair, bana en çok ışık tutan isimlerden biridir Sevgili Adem Güneş. Adem Güneş’in genel olarak kitapları hakkında yorum yapacak olursam özetle şöyle söyleyebilirim; kitaplarının dilleri her zaman akıcı ve kitaplar çok çabuk okunabiliyor. O kadar çok şey öğreniyorum ki her kitabında, sayesinde hem mümkün olabildiğince iyi…

Anne Çocuk İlişkisi

Çocuk gelişimi ve eğitimi, benim için ciddi bir konu ve bu alanda mümkün olduğunca doğru kaynaklar bulmaya, araştırmaya, uygulamaya önem veririm. İlk gebeliğimden bu yana da, çocuk gelişimi ve psikolojisi üzerine mümkün olabildiğince dinamik kalmaya özen gösteriyorum çünkü çocuk demek, bana göre sadece evlat ya da sadece anne olmak demek değil; çocuk demek aynı zamanda toplumu oluşturan, eğitimi, ahlakı, vicdanı, kültürü, bilgisi, farkındalığı, sağlığı, yetenekleri, zekası, kişiliği ile geleceği oluşturan, barışçıl, sevgi dolu, empati kurabilen, başarılı, özverili, saygılı, anlayışlı ve iletişim kurmasını bilen bir toplumun yetişmesindeki çekirdek demek. “Öyle seviyorum ki”, “anne olunca anladım”, “aşk neymiş, seninle öğrendim”, “ben doğurdum, benim!” gibi cümleler kurup da bireyi bazen kendi malımmış gibi sahiplenmek, bazen de kendi yapamadıklarımı çocuğuma yaptırıp da kendi eksikliklerimi onda tamamlamaya çalışmak yerine, ona iyi bir rehber olabilmek, çocuğun yeteneklerini keşfedebilmek, zeka türünü anlayabilmek, gerek zekasal gerek bedensel gerekse de duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilmek, aşkın sevginin ve hissettiklerimin yanı sıra elimden…

Anne Topuzu

Bana özel değil, biliyorum. Anne oldu mu, kadın olduğumuzu ilk zamanlar unutuveriyoruz. Unutmasak da yoğunluktan, vakitsizlikten, içine yeni atıldığımız hayat şeklinden ve sosyal hayatın kısıtlanmasından dolayı birçok anne de benim gibi bir topuz konduruveriyor aylardır saçlarına. Tokamız, vücudumuzun bir uzvu gibi kalıveriyor öyle en tepede. Ne bir fön görüyor o canım saçlar, ne de bir boya. Hele bir de doğumdan sonra bir dökülme evresi sarıyor ki hiç sormayın. Benim değinmek istediğim konu ise dert yanmak değil. Saçım aylarca tepeden bir topuzla durabilir. Çünkü bildiğim bir şey var ki, bu durum geçici. Bebeklerim büyüdüğü zaman ben de yine saçlarımı savura savura gezebilirim. Dilediğim gibi kestirir ya da fön çektirir, üzerine bir de röfle yaptırabilirim 🙂 Evet, bunları bir tokayla şu an ertelemiş olabilirim. Peki ya çocuklarımın büyüdüğünü görmek? İşte kendimi rahatlattığım, biraz da avuttuğum konu tam da burada. Saçımı süpürge etmeden ama onlar için topuz yaparak gezdiğim bu dönemde, röfle saatimi daha çok onlarla…

İki Çocukla Rutin Hayat ve Sosyal Hayat

İki çocuklu hayat ne tek çocuk gibi daha düzenli oluyor ne de elbette anne olmadan önceki hayat gibi 🙂 Zamanla tek çocuğa göre uyku, yemek, sosyal yaşam düzenini ayarlayabiliyor insan fakat iki çocuk olunca, düzenli bir sisteme geçiş yapmak biraz daha zaman alıyor. Bizim evde rutin hayat düzeni, küçük bebeğim Hira’nın yaş aralığına göre sürekli değişiyor. Bebeğim kolik bir bebek olduğu için, ilk zamanlarda uyku saati genellikle fön makinesi sesi eşliğinde oluyordu. Ben de buna çözüm olarak, YouTube kanalımda paylaştığım fön makinesi sesi ile çare buldum. İlk aylarında zaten daha çok uyuduğu için, uyku problemi olduğunda da bu sesi açtığımda daha rahat uyuyordu. Hira uykusundayken de ben, Güneş’in kahvaltısını ve kendi kahvaltımı hazırlıyordum. Bu sırada bebeğim uyanırsa gene emzirme, alt temizliği gibi ihtiyaçlarını gideriyor ve sonra dönencenin kalp, rüzgar, doğa sesi gibi sesleri eşliğinde rahatlayarak uyumasına izin veriyordum. Bu sabah düzenimiz, ortalama 3 ay kadar devam etti.Hira biraz daha büyüdükçe sabahları daha az…

Bebek Çikolatası

Bir tasarımcı olarak, kişiye özel sunum ve hediyeler her zaman çok dikkatimi çekmiştir fakat bu konuda benden tam not almak o kadar da kolay değil tabii 🙂  Önce göze, sonra da damağa hitap etmeli,  kaliteli olmalı ve hizmet de sunum da başarılı olmalı. Geçen hafta arkadaşımdan gelen bir hediyede tüm bunların bir arada olduğunu görünce de, “hemen anneleri Bebek Çikolatacısı’ndan haberdar etmeliyim” dedim.Bebek Çikolatası, www.bebekcikolatasi.net projesiyle mevlid, doğum günü, baby shower, yenidoğan gibi konseptlere hitap eden bir marka. Tıpkı bize gelen çikolatalar gibi, metal kutu üzerine direkt baskı uygulayarak, ömür boyu kutuyu hatıra olarak saklamanıza da olanak sağlıyorlar ki zaten beni ilk cezbeden de bu oldu 🙂 Ayrıca kullandıkları çikolatalar da Pelit Valonia marka. Çikolataların kişiye özel baskı ve paketlemesini de son teknoloji üretimle gerçekleştirip, Türkiye ve Avrupa’ya gönderim sağlıyorlar. Kargo esnasında hasar ve erimeye karşı özel koruyucu sistemleri de var. Metal kutu yanında, spesiyal dolgulu aynalı çikolata, karton kutuda çikolata ve magnet…

Yenidoğan Konsept Fotoğraf Çekimleri

Çocuklarımın sağlıkları ve gelişimleri kadar onlara anı olarak bırakacağım fotoğraflar da benim için çok değerli. O yüzden sık sık güzel anların fotoğraflarını biriktiririm. Hatta fotoğraf çekimi için sürekli fırsat yaratırım.Hira’nın doğumuyla birlikte hem hastanede hem de evde yenidoğan konsept çekimlerini de gerçekleştirdik. Elbette bu çekimlerin sonu gelmeyecek ve ben sürekli olarak konsept çekimler yapmaya devam edeceğim 🙂 En taze fotoğraflardan, dünyaya gözlerini açan en minik insanlara kadar yepyeni karelerimiz için lütfen mouse’nizin tuşunu aşağıya doğru kaydırınız 🙂 Hamileliğim süresince bu şalı özellikle, sırf bu çekim için ördüm 🙂 Saçındaki tokayı da 🙂 Dünyanın en tatlı ablasısın sen 🙂 Şimdi karşınızda, XS ebatlarında ama oldukça da olgun bir abla 🙂 En sevdiğim, en bakmaya doyamadığım fotoğraflarından.  Hira’yla Öncesi & Sonrası çalışmamız :)Hira’yla bir  Öncesi & Sonrası çalışmamız daha :)Kardeşlerin tanışması. Güneş’in nasıl davranacağını henüz bilemiyordum, hem heyecanlı hem de çok duygusaldım. Müthiş bir andı…Güneş’ten sonra kimseyi bu kadar derin ve yoğun, bu kadar “gerçek”…

Baba Çocuk İlişkisi

Bebek, bilhassa da ilk 2 yıl en çok da anneye ihtiyaç duyar. Belli bir döneme kadar kendisini annesinin bir uzvu sanır, güven duygusunu özümsemesi için annenin kucağına ihtiyacı vardır, korktuğu ya da üzüldüğü zamanlarda ilk önce annesini arar. Dolayısıyla da fiziksel gelişiminin yanı sıra, kişisel gelişimi açısından da anne, ciddi derecede önemlidir. Peki ya babalarımız? Onların da bebekleriyle alakalı olması, vakit ayırması da elbette çok önemlidir fakat baba çocuk ilişkisini araştırırken özellikle de gördümki çocuğun 3 yaşından sonra babayla ilişkisi daha da kuvvetlenmeli imiş. Özellikle de kız çocuklarının babalarıyla ilişkileri çok önemliymiş. Kız çocukları eğer babalarından yeterince ilgi göremeden ya da korkutularak büyürlerse, bu sevgi ihtiyacını büyüdüklerinde erkek arkadaş edinerek gidermeye çalışırlarmış. Eş seçimini etkileyecek kadar da önemliymiş. Baba Çocuk İletişimiGüneş 3 yaşına girdiğinden beridir, babasıyla arasındaki iletişimini ve baş başa aktivitelerini daha da sıklaştırdık. Her baba gibi, bizim babamızın da çok yoğun bir çalışma programı var. Buna rağmen artık Güneş’le bir şekilde daha…

Takıntılarımızın Nedenleri 0-2 Yaş Dönemimiz mi?

Psikiyatrist Doç. Dr. Nusret Kaya’yı bir dönem ATV ‘de yayınlanan “Evrenin Dili” programından belki hatırlayanlarımız vardır. Nusret Kaya günümüze dek 7000’in üzerinde rüya analizi (şimdilerde bu sayının 65.000’e çıktığını söylüyor) gerçekleştirmiş, danışanlarına rüya analizleri ile yardımcı olan, kendine ait de bir felsefesi olan çok değerli bir psikiyatristtir. Psikoestetik, İyileşme Kitabı, Cenin, Evrensel Eşit Kuyruklu Canlı kitaplarının birinci ve ikinci cildini okuyup, değerli bilgilerinden faydalanmak hem farkındalığımı arttırdı hem de çocuklarıma daha sağlıklı bir gelecek hazırlayabilmem adına ciddi bir rehber oldu.. Aynı zamanda birlikte bir kitaba başlamamız da an meselesi ve büyük bir gurur benim için. Nusret Kaya’ya göre 0-2 yaş dönemi, çocuklar için öncelikle tuvalet terbiyesi dönemiymiş. Mümkün olduğunca basit anlatmam gerekirse; bu dönemde çocukların kendilerini korumaları, ifade etmeleri, konuşabilmeleri gibi durumlar söz konusu olmadığı için (iq yeterince gelişmiş değildir elbette bu dönemde) çocuklarda sert takıntılar oluşurmuş. İşte bu dönemde yapılan masum hatalar, kişinin tüm hayatı boyunca etkileneceği ve üstesinden…

MENÜ