Bebekte Ruhsal Gelişimi Neler Etkiliyor?

Çocuk doktoru konusunda her ebeveyn gibi ben de konusunda uzman bir doktor aradım durdum Güneş’in 9. ayına kadar. Özel hastaneler ve devlet hastanelerine dahi başvurduk hastalandığı zaman. Doğru teşhis, doğru tedavi yöntemleri konusunda bu ayına kadar hep talihsizdik fakat sonrasında karşımıza öyle bir doktor çıktı ki; aman Allahım! 32 yıllık tecrübesi, o tedirgin halimle daha beni ilk dakikadan rahatlatması, sakinliği ve dopdolu enerjisiyle de çoook güzel bir bayan; Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Doktoru Sevil Elçin Kızılok. Üstelik gayet de ilgili, pozitif ve samimi bir bayan. Kendisine ne zaman ulaşmak istesem, çok rahat ulaşabiliyor ve içten dönüşler alıyorum. Bu bir anne tavsiyesi bloğu ise, tavsiye edebileceğim bir isim de Sevil Elçin Hanım’ın olacağı kesin 🙂

Şimdi sizlerle Sevil Hanım’ın bir yazısını paylaşmak istiyorum; bebeklerde ruhsal gelişimi neler etkiliyor? Anne adayları ve hatta genç yaşlı tüm kadınlarımızın bilgilenmesi gereken bir konu. Zira ruhsal gelişim, annenin psikolojisi ve sağlığıyla da birebir etkili.
KonseptFotograf

Bebekte Ruhsal Gelişimi Neler Etkiliyor?

Bebeğin ruhsal gelişimi anne karnında başlar. Gebeliğin 8. haftasından itibaren beyindeki sinir hücreleri birbirleri ile ilişki kurmaya başlar. Bu da daha bebek 8 haftalıkken hafıza oluşmaya başlıyor demektir.
Şimdiye kadar insan kişiliğini hep genlerin, kalıtsal özelliklerin ve hayatta yapılan tercihlerin etkilediğine inanılıyordu. Ancak şimdi fetüs halinde anne karnında geçirilen zamanın da karakter oluşumunda çok önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Uzmanlara göre, bebeğin anne karnında aldığı besinler, toksinler, ilaçlar, maruz kaldığı enfeksiyonlar, annenin psikolojik durumu nedeni ile salınan hormonlar, annenin genel sağlığı gelecekte nasıl bir insan olacağını temelden etkiliyor.
Bir bebek dünyaya geldiği anda beyni eşsiz bir zihin oluşturacak nöronlarla doludur.Hangi nöronların kullanılacağını belirleyen de çocukluk deneyimleridir. Bu çocukluk deneyimlerini etkileyen ise çocuğun yetiştiği ortamın korkulu veya güvenli, iletişimci veya iletişimsiz, destekleyici veya baskılayıcı olması gibi sayısız faktörlerdir.
Anne adayı, çevresindeki mutsuzluk kaynağı olabilecek her şeyden uzak durmalıdır.
Meditasyon, yoga, yürüyüş yaparak rahatlaması, derin nefes alarak gevşemesi ile endorfin salgılanır, bebek de rahatlar. Yapılan bir çalışmada doğmuş bebeklere toplu halde anne kalp sesi dinletilmiş. Bu bebekler daha çabuk serpilmiş daha rahat uyumuşlardır. Olumlu olduğu kadar olumsuz şeyler de bilinçaltına yerleşir. Bebek istenmediğini de hisseder ve doğduğunda anneden emmeyi reddedebilir.
Aile içinde yaşanan sorunlar, çocuğun bakımının yanı sıra ev işlerinin varlığı, annenin çalışmak zorunda olması, bakıcının bebeğe yeterli sevgi ve ilgi gösterememesi, yeni bir kardeşin dünyaya gelmesi gibi nedenlerle anne ve babalar çocuklarına yeterince zaman ayıramayabilmektedirler. Bu gibi durumlarda çocuğun ihtiyacı olan sevginin yerini televizyon almaktadır. 0-3 yaş döneminde günde 1-2 saatten uzun süre televizyon izlemek çocuklarda önemli sorunlara yol açmaktadır. Bu çocuklarda zaman içinde toplumsal ve sözel becerilerinde gecikme, konuşmama, cümle kurmama, çevreye insanlara ve yaşıtlarına ilgisiz davranma, göz kontağı kurmama, seslenildiğinde ismine tepki göstermeme gibi sorunlar görülmektedir.
Soyut düşünce becerisi gelişmemiş olan çocuk, gördüğünü somut yani gördüğü şekli ile algılar.Bu dönemde televizyonda gördüğü bir sahneyi aynen uygulamak ve yapmak isteyebilir. Ayrıca bu dönemde izlenen korku, gerilim, şiddet sahneleri çocuklarda uyku sorunlarına, yalnız kalmak istememeye, korkulara yol açabilir. Veya çocuk, şiddeti yaşamın bir parçası olarak kabullenebilir ve şiddeti çözüm yolu olarak kullanabilir. Şiddet, tehlike, korku içeren çizgi film ve diğer programlar konusunda anne ve babalar çok dikkatli olmalılar. Sürekli kanal değiştirmek çocukta dikkat sorununa yol açmaktadır ve soru soramadığı için de  bir süre sonra düşünmesi, eleştirmesi engellenir. Aşırı tv seyretmek çocukta kitap okuma, spor yapma, müzik dinleme, resim yapma, arkadaşlarıyla oyun oynama gibi olumlu faaliyetlerden, hatta yemek yemekten bile alıkoyabilir.
Bebeğe özellikle annesinin ve veya babasının gösterdiği  ilgisizlik veya sevgisizliğin ileriki yaşlarda bazı psikiatrik rahatsızlıkların oluşumunda büyük rol oynadığı anlaşılmıştır. Bebek huzurlu, sevgi dolu bir aile ortamında yetişiyorsa ileriki yaşlarda kendine ve insanlara güven duyuyor ve büyük olasılıkla da hayatta da başarılı oluyor. Aile ortamı olumsuz ise bebek büyüdüğünde kendine ve diğer insanlara güven duymayacak ve hayatında önemli sorunlarla uğraşıp duracaktır.
Maalesef bir kere donanım oluştuktan sonra beynin kendini yaratma sürecinin zaman sınırları oluşmaktadır. Bunlara “kritik” zaman veya “zaman penceresi” denir. Görme donanımı 2 yaşına dek, matematik ve mantık donanımı 4 yaşına, dil öğrenme 10 yaşına dek, müzik donanımı ise 3-10 yaş arası şekilleniyor. Aşırı bir çaba içinde olmaya gerek yok ancak çocuğunuzun erken dönemlerinde onu olduğunca farklı uyaranla tanıştırmakta yarar var. Çocuğunuzla sayı sayma oyunları oynamak, ona çeşitli müzikler dinletmek, bol bol konuşmak, çocuğunuzla şarkı söylemek kısaca çocuğunuza ayıracağınız bol uyaranlı zaman ve sevgi beyninde daha fazla yollar oluşmasına katkıda olacaktır.
Çocukla verimli zaman geçirilmesi çocuğun sözel ve toplumsal becerilerini geliştirecektir.
Bebeklerin ve çocukların tek istedikleri sevildiklerini hissetmek, güvenli bir ortamda olduklarını bilmektir.Güven dolu bir anne karnı yaşamı ve güvenle hayatı selamlayan bir kişinin kolay kolay sırtı yere gelmeyecektir.
instagram.com/sulealkis
info@birannetavsiyesi.com

Yoruma kapalı.

MENÜ