Şule ALKIŞ

10 Posts Anasayfa

Kaş Bakımı ve Microblanding

Kaş şekli, yüzün yapısını ve görüntüsünü ciddi derecede değiştiren bir ayrıntıdır. Bu yüzden de her kadın için kaş önemli bir detaydır. Yıllardır kaş aldırmaktan, kaşımın şeklinin sürekli bozulmasından, şekli bozulup da incelen kaşın uzamasını beklerken oluşan tuhaf ve rahatsız edici uzun haftalardan artık iyice sıkılmıştım. Kaş bakımı benim için bu kadar zor iken, şimdi ikinci bebeğim de olacaktı ve ben kaşlarımla zaten doğru düzgün ilgilenemiyorken, artık benim için kaş bakımı daha da zor olacaktı… Farkında olduğum bir şey vardı oysaki; kaşların düzgün görünüyorsa bu, kadını oldukça da bakımlı gösteriyordu. O yüzden bu noktada microblanding yaptırmaya lüks bir seçim mi yoksa ihtiyaç gözüyle mi bakmalıydım; bu ikisi arasında gitgellerdeydim. Kaşın görüntüsü bu denli önemliyken, kaş aldırmak süreklilik isterken, kaşlarımın şekli hemen her seferinde yanlış alımdan dolayı değişirken, üstüne üstlük bir de kaşlarım küsmüş iken; iki çocukla ben kaşlarıma nasıl bu kadar zaman ayıracaktım? Bu durum artık lüks olmaktan çıkmış ve bir…

Adem Güneş Şiiri

Kendi kimliğine saygısı olan her bir anne… Erkek çocuğuna saygın bir kişilik kazandırmak istiyorsa, Ona öğretmelidir ki… Kadın ne eştir… Ne anne… Kadın insandır önce… Sonra birey… Ve yarımdır erkek… Bir kadının sevgisini kazanamamışsa yüreği… Ve nefret ettirmişse bir kadını kendinden… Kayıtlı değildir ismi… Ne evlat, ne eş, ne baba, de sevgili listesinde… Sevgili Adem Güneş’e, bu anlamlı şiiri benimle paylaştığı için sonsuz teşekkür ederim.

Kışın Çocukla Dışarı Çıkmak

İlk bebeğimde gerek evde, gerek dışarıda ben de çok zorlanıyordum. Aynı zamanda da dışarı ne zaman çıksam, tam bir işkence gözüyle bakıyordum. Gittiğim yerden zevk alamam; yemeğiydi, emzirmesiydi, alt değiştirmesiydi, uykusuydu derken dışarıda çocuk da ben de eziyet çekeriz diye düşünüyordum. Bu düşüncem 1 buçuk yıl kadar sürdü. O süre zarfında neredeyse tek gittiğim yer annem oldu. Sonra bir baktım; kilo almışım, saçımı neredeyse hiç taramamışım, kaşlarım Susam Sokağı’ndaki Kırpık’a dönmüş, içim kararmış ama farkında değilmişim, insanlardan ve sosyal hayattan tamamen kopmuşum. Bunu anladığım an dedim ki “Şule, hemen silkelen ve kendine gel. İlk olarak zayıflamaktan başlıyorsun işe. Sonra da kendine güzel kıyafetler alıyorsun. Kuaföre gidip en azından kaşlarını aldırıyorsun. Yapabildiğin kadar saçlarına bakıyorsun, ojeni sürüyorsun, takılarını takıyorsun. Bebekli olman, anne olman demek; kendinden vazgeçmen demek değil. Bebeğine annelik yapman demek, senin ‘fedakar’ olman demek değil. Fedakar olmakla iyi olmayı birbirine karıştırma. Sen kendine değer verirsen, kendine zaman ayırırsan işte…

Bebek Konuşuyor

Merhaba. Ben Bebek. Siz de; hep benim hayatıma özenen büyüklersiniz. Ekmek elden, su gölden, sorumluluk sahibi olmayan, dilediği yerde dilediği gibi davranan özgür bir insan yavrusu olduğumu sanıyorsunuz. Ama üzgünüm ki, hayat hiç de öyle değil! 🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️ Mesela sizin gibi konuşamıyorum, ne hislerimi ne de ihtiyaçlarımı söyleyemiyorum. Bazen aç oluyorum, bazen altını kirletmiş, bazen sinirli, bazen anlaşılamadığı için öfkeli. Hiçbirini ifade edemediğim için de başlıyorum ağlamaya. Ağlamamın altında mutlaka bir sebep varken, bazen beni “şımarıklık” ile suçluyorsunuz. 🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️ Bazen çok terliyorum, bazen üşüyorum, susuyorum, acıkıyorum ya da benim de ağrıyan bir yerim olabiliyor, canımı sıkan üzen bir şey ya da stresli olabiliyorum ve tabii altımı kirlettiğim anlarım da. Allah’tan ki korteksim gelişmediği için henüz, henüz unutuyorum. Bu, yine de duygularımın olmadığı anlamına gelmiyor. Yaşanılanları unutsam bile, duygularım bilinçaltıma kodlanıyor. Yani sandığınız gibi “geçip gitmiyor” benim hayatımda hiçbir şey… 🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️ Her şey bana çok büyük, çok uzun ve diğerleri dev gibi.…

Mutfağıma Hoşgeldiniz

Fırında omletle ilgili paylaşım yaptıktan sonra mutfağımla ilgili sorular çok geldi. Ben de toplu yanıt olması için buradan paylaşmak istedim. 🥘 Tuz olarak himalaya tuzu kullanıyorum. 🥘 Evde ayçiçek yağı neredeyse hiç kullanmıyorum. Ya zeytinyağı ya da tereyağı kullanıyorum. 🥘 Zeytinyağı kullanacaksam, yemeğin içine doğrudan eklemiyorum. Soğanları yağda kavurmak yerine, az miktarda su ile haşlıyorum. Yani yemek tariflerindeki soğanla yağ kavurma olayı benim mutfağımda soğanla su haşlanması olarak başlıyor ☺ Soğanlar haşlanırken pek de güzel kokmuyor ama ☺Yemek piştikten sonra altını kapatır kapatmaz zeytinyağını çiğ olarak ekliyorum. 🥘 Tereyağını köyden getirtmeye çalışıyorum. Bu her zaman mümkün olamıyor tabii. Yine fırsat oldukça manda tereyağı kullanmaya çalışıyorum. 🥘 Plastik malzeme kullanmıyorum. Tupperware’yi tercih ediyorum. 🥘 Kahvaltılık malzemeler için @yorendenn de tercih ettiğim yerlerden biri. Izgara zeytin denen icat ve kahvaltılıkları müthiş. 🥘 @memlekettengelsin de alışveriş yaptığım yerlerden biri. Özellikle siyez bulguru burada rahatlıkla buluyorum. 🥘 Pirinç neredeyse hiç kullanmıyorum. Mümkün olduğunca az…

Çocuğum Üstün Zekalı mı?

Güneş’in üstün zekalı olduğunu açıkladıktan sonra, birçok anneden üstün zekalılarla ilgili soru geldi. Tüm arkadaşlarıma da toplu yanıt olması açısından, daha önce paylaştığım tüm Instagram paylaşımlarımdaki açıklamaları, bu başlık altında toplamak istedim ki merak edilen her soru yanıt bulsun ve direkt ulaşılabilsin diye. Ayrıca Tüzder – Tüm Üstün Zekalılar Derneği’ndeki Psikolog Ezgi Nur Şahin ile özel yaptığımız söyleşileri de yakında YouTube kanalıma ekleyeceğim. Kanalım Şule Alkış’a abone olursanız, uzman konuklarla yaptığımız diğer söyleşilerimize de ulaşabilirsiniz. Psikolog, kadın doğum, diş sağlığı, beslenme, çocuk hastalıkları, yazarlar, işaret dili açıklamaları gibi birçok alanda, uzmanların sorularımızı yanıtladığı kanalıma bu linkten ulaşabilirsiniz. Psikolog Ezgi Nur Şahin’den edindiğim tüm bilgileri sırasıyla aktaracak olursam; Zeka; normal zeka – parlak zeka – üstün zeka – çok üstün zeka ve dahi olarak sıralanırmış. Güneş “çok üstün zekalı” sıralamasındaymış. Bu testi yaptırmamdaki amaç, çocuğumu “sınıflandırma” ya da egosal bir tatmin sebebiyle değil, çocuğu yönlendirirken ona doğru rehberlik yapabilmek ve çocuğu…

Kadınlar Ne Düşünüyor

Dün, arkadaşımla öğle yemeğinde konuşurken şunu sorguladık; olaya hangi yönden bakılmalı dersiniz? Sizce de her kadın anne olmak zorunda mı? Bunu deneyimlemek istemiyor olamaz mı? Bu, içgüdüsel bir istek midir yoksa tercih edilebilir bir şey mi sizce? Bazı şeylerse o kadar kalıplaşmış ki, belki iç sesini dinlese tüm bunların aslında kendisine ait olmayan duygular olduğunu fark edecek, toplumun “zorunluluklar listesine” koyduğu ve kadının da buna kendini mecbur hissettiği bir durum olabilir mi anne olmak kimi kadınlarımıza göre? Eğer olabilir ise, bebeği ne kadar doyum içinde yetişir, büyür, manevi ihtiyaçları karşılanır? Ya da bunun tam tersini düşünelim; bir kadın anne olmak istiyor fakat olamıyorsa, annelerin annelik duyguları üzerine aşk dolu söylemleri, acaba kendilerinde yaralayıcı bir etki bırakıyor olabilir mi? Kendilerini yetersiz hissetmelerine neden olabilir mi? Milyonlarca yıldır doğum denen olay yaşanıyorsa, bu sevgi sözcükleri acaba birer abartı mı yoksa bunu ancak “anne olunca anlarsın” mı? Doğurmak yalnızca bir eylem mi yoksa…

Çocuk Susar Sen Susma Demekten Daha Fazlasını Yapabiliriz

🌼Çocuklarımı severken asla özel bölgelerine dokunmadığım gibi, bu bölgeler hakkında şaka bile yapmıyorum. 🌼Çocuklarımı öpeceksem mutlaka önce onlardan izin alıyorum. Onların izni olmadan ben bile onları sevmiyorum 🌼Hira da dahil, çocukların üzerini değiştirecekken yine onları bilgilendiriyorum. Sonuçta bedenlerine dokunacağımı bile bilmeliler, “farkında” yaşamalılar. 🌼Onlara onlardan fiziksel olarak güçlü olduğuma dair bir mesaj hissetmesinler, oyun oynarken bile kendilerini çaresiz hissetmesinler diye, kendilerine karşı güç uygulanabilecek hiçbir harekette bulunmuyorum (kımıldayamamacasına sıkıştırılan oyunlar vs). 🌼“Sen istemediğin sürece kimse sana dokunamaz” diyorum. “Gerekirse bağırabilirsin, özellikle de tanımadıklarına karşı” diyorum 🌼”Aaa ne kadar ayıp, hadi öp amcayı sen de” gibi müdahalelerde asla bulunmuyorum ve çocuğun her tavrına da saygı gösteriyorum. 🌼Tanımadığı insanlar çağırırsa, hemen bağırarak uzaklaşmasını ve bana anlatmasını söylüyorum. 🌼”Annene söyleme” başta olmak üzere, benden gizlenmesi istenilen ya da seni korkutan, tehdit eden olursa muhakkak bana haber vermesini ve korkmamasını; bana da kimsenin zarar veremeyeceğini, güçlü olduğumu söylüyorum. 🌼Özel bölgelerin neresi olduğunu anlatıyorum. 🌼Her…

Anaların Hakkı Ödenmez

1 metreden uzun bile değil. Ama benden daha iyi hissediyor, benden daha çok çabalıyor, benden daha fazla doğal ve benim ondan öğreneceğim çok şey var. Ormanda yürürken asfalt yoldan değil, çamurdan geçmek, toprağa değmeyi istemek gibi. İstediği bir şeyi başarmak için çabalamak ve gücünü kullanmak gibi. Hoşlanmadığı biriyle diyaloğa girmeye gerek duymadığı gibi. Onları gözlemleyerek, izleyerek bile çok şey öğreniyorum. Ben onun, o ise benim ruhumun ebeveyni. Sanırım böylece büyüyoruz, tüm anneler gibi ❣ Bunca yıl “anaların hakkı ödenmez” diye öğretildik. Her birimiz çocuk olduğumuzda “analarımıza borcumuz var” psikolojik mesajı altında ezildik. Evet, haklılardı, anaların hakkı gerçekten de ödenmezdi. Sonuna kadar doğru bir sözdü fakat neden çocuklara devamlı bu söyleniyordu? Bunu belki herkes yapmıyordur, o yüzden herkesi bir tutmuyorum fakat analarının bunu yaptığı o çocuklar şimdi büyüdü, onların da çocukları oldu, muhtemelen şimdi kendileri de öyle düşünecek ve öyle söylemeye devam edeceklerdir. Ben ise olaya bir de şu yönden bakmak…

İşaret Dilini Neden Öğrenmeliyiz

Güneş henüz bebekti. Bir gün o öğle uykusundayken, fırsattan istifade ben de yemek yapıyordum. Malum, bebeğim uyumadığı zamanlarda iş yapmam mümkün olamıyordu ☺ Ben yemek yaparken Güneş uyanmış, duymamışım. Fark ettiğimde çok ağlıyordu. Duyar duymaz yanına koştum. Bir vicdanla kendimi kötü de hissettim tabii, bebeğim çok ağlamıştı. Sarıldım, kokladım, özür diledim, emzirdim. Sonra aklıma şu soru geldi: “Ya ben işitme engelli olsaydım, o zaman ne yapardım?” İşitme engelli annelerimizi düşündüm. Anne bebek üzerine işaret dili anlatımı ya hiç yoktu ya da ben hiç rastlamamıştım. Kendi şahsıma, işitme engelli annelerimiz için de yapabileceğim bir şeyler olabilir miydi; anneler, kadınlar benim için önemliydi, benim için kadın kıymetliydi çünkü. Aklıma işaret dili öğrenmek geldi. Her ne yapacaksam, buradan başlamalıydım. Tüm bunlara karar verirken de sürpriz bir gebelik yaşadığımı öğrendim. Şimdi ne yapmalıydım? Ya hedeflerimi erteleyecektim ki bu nereye kadar; hamilelik, lohusalık, küçük bebekle ilgilenmek derken hedefimi en az 5 sene daha ötelemem gerekiyordu.…

MENÜ