yoneticikisi

10 Posts Anasayfa

Doğum Günü Partileri

Kendi çocukluğumdan hatırlıyorum: Hep güzel güzel elbiseler giymek, süslü gezmek isterdim. Hele bir de düğüne gideceksek, gelinlik giymeye ne heves ederdim… Ve Barbie bebekler… Benim için güzellik algısı, tam olarak Barbie bebek demekti! Sarı saçları, kusursuz yüz hatları, muhteşem vücut yapısı, harika ayakkabıları ve göz alıcı elbiseleriyle nasıl güzel bebeklerdi onlar öyle… Büyüdüğüm zaman tam da böyle olmalıydım (Hatta bilinçaltı der ki; daha kilolu olursan, saçların bakımsız, kıyafetlerin albenisiz, yüzün makyajsız gezersen, asla güzel olamazsın! Çünkü Barbie bebek gerçeği var ve güzel olmak için tam olarak onun gibi olmalısın.) Yani kısacası empati kurduğumda ya da diğer kız çocuklarını gözlemlediğimde hemen hemen sonuç hep aynı: Süslü olmak, prenses olmak gerçeği 🙂 Bu gerçek, bir problem elbette değil ve olağan bir durum fakat denge dediğimiz faktör burada da işlemeli. Hani hep söylüyoruz ya “güzellik önemli değil, önemli olan iç güzellik” diye. İç güzellik de önemli, evet ama dış güzellik de önemli. Burada…

Hatice Misge İle Açlık Orucu Röportajı

Ş.A: Su orucu hangi rahatsızlık ya da hastalıklar için tutulur? Hasta olmasak da tutabilir miyiz? H.M: Su orucu için danışmanlığa gelenleri iki gruba ayırabiliriz. Bir grup “ben yalnızca sağlıklı olmak için geldim” diyor. Bazısı da o kadar ağır şikâyetle geliyor ki, bakıyoruz aslında temelde bir şey yok. Yalnızca beslenme bozukluğu var, sürekli yaptığı hataların sonucunu yaşıyor. Fakat diğer grup  “sağlıklıyım” diye geliyor, problemler çıkabiliyor. Kişi kendini sağlıklı zanneder ancak organlarında farkında olmadığı bir takım birikintiler olabilir veya bir hastalık gelişiyordur ancak henüz semptomları ortaya çıkmamış olabilir. Bir rahatsızlığı olsun, olmasın hemen her hastalıkta da yapılabilir çünkü açlıkta bedeni kendi iyileştirme gücüyle baş başa bırakmış oluruz. Dışarıdan hiçbir müdahale yoktur. Şifa da Allah’tan beklenir. Şafi yalnızca Allah’ın sıfatıdır. Şifayı yalnız Allah verebilir. Peki, o zaman hekim ne yapıyor? Hekim teskin eder, sakinleştirir, yol gösterir diyor Hz. Ali. Biz şifa vermeye çalışmıyoruz, yalnızca yol gösteriyoruz. Son yıllarda “şifacı” kelimesi çokça kullanılıyor. Herhangi…

Korkacak Ne Var?

Sabah alarmının çalmasına yaklaşık yarım saat var. Çocukların odasından uyku esnasında bağırma sesi duyuyorum. Odaya giriyorum ve Güneş rüyasında korkuyor, belli. Hemen ürkütmeden, usulca koluna dokunuyorum. Sonra da saçlarını okşayıp “İyi misin Güneşciğim, sanırım rüya gördün” diyorum. Gözleri açılıyor ama yanıt vermiyor. “Güneşciğim beni duyuyor musun” diyorum, yine ses yok… Yanına uzanıyorum. Önce sarılıyorum. “Aaa burada minik bir ağız var” diyorum işaret parmağımla dokunarak. “Du bakiyim bi, aaa, o da ne! Orada bir dil vardı aslında, sanırım az önce yuttun, konuşmuyor çünkü” diyorum ve Güneş gülmeye başlıyor. -Korkulu bir rüya mı gördün?-Evet-Nasıl bir rüyaydı?-Yarasalar beni yemeye çalışıyordu. Ben de kaçıyordum.-Hmm, evet. Ben olsam, ben de korkardım. Yem olmak pek hoşuma gitmezdi.Gülüyor… Çocuklarda kaygı ve korku üzerine psikologumuz Ezgi Nur Şahin’le konuşurken, kaygı ve korku bozukluklarının bir nedeninin de “bilgi eksikliğinden” kaynaklandığını söylemesi ciddi anlamda ufkumu açtı. Konunun detayına Çocuklarda Kaygı ve Korku yazımdan ulaşabilirsiniz. Güneş’in yarasalar hakkındaki düşünceleri de muhtemelen…

Bu Çocuklar Bu Lafları Nereden Biliyorlar

BirAnneTavsiyesi olarak 6 senedir blog dünyasındayım ve bu yazımda izninizle “bu kez” kendimden bahsedeceğim. Bahsimizin içinde “Güneş ve Hira’nın bu lafları nereden öğrendiği”, “benim mi öğrettiğim yoksa kendi cümlelerinin mi olduğu” gibi soruların yanı sıra “nasıl blog dünyasına girdim”, “amacım ne”, “ben kimim”, “ne iş yaparım”, “ebeveyn – kadın – çocuk ilişkisi bilgilerine nereden sahibim”, “çocuklarla iletişimde nasıl yol izliyorum, hangi kitapları okuyor ve hangi uzmanları dinliyorum, kimlerden rehberlik alıyorum”, “hayatımın koşturmacaları ile nasıl başa çıkmaya çalışıyorum ve nasıl çözümler buluyorum”, “bir ebeveyn olarak nasıl çocuk yetiştiriyorum ve nasıl yol izliyorum” gibi hakkımda en çok sorulan sorular ve beni üzen minik detaylardan da bahsedeceğim. Ara ara ilgili konularla ilgili de linkler paylaşacağım. Dilerseniz şimdi, anlatmaya en başından başlayalım: Asıl mesleğim sanıldığı gibi çocuk gelişimi ya da psikoloji üzerine değil. Çoğu arkadaşım psikolog olduğumu düşünüyor fakat aslında bilgisayar programcısıyım. Çalışma hayatıma ilk hamileliğimle birlikte ara verdim çünkü çocuğumu kendim büyütmeyi tercih…

Çocuklarda Kaygı ve Korku

Psikoloğumuz Ezgi Nur Şahin’le bir araya geldiğimizde, annelerimizin sık sordukları soruları da ilk fırsatta kendisine iletiyorum ve sohbetimizi de blogta paylaşıyorum. Bu kez Ezgi Hanım’la çocuklarda kaygı ve korku üzerine konuştuk. Ayrıca, yazının sonunda da Ezgi Hanım’ın kaygı ve korku üzerine daha önce yayımlanan bir yazısını ek olarak blogta paylaşacağım. Çocuklarda Kaygı ve Korku Çocuklarda kaygı ve korku en sık görülen psikolojik rahatsızlıkların başında gelir. Yaşa göre korkular ve kaygılar çeşitlilik gösterir. 2 yaşındaki bir çocuk yabancılardan korkarken, 8 yaşındaki bir çocuk arkadaşlarının onu oyuna almamasından endişelenir. Korku ve kaygı farklı duygulardır. Korkunun nesnesi bellidir ve anlık gözlemlenirken, endişenin belli bir nesnesi yoktur, geleceğe yönelik ve süreklidir. Tüm duygularda olduğu gibi bu duygular da yaşamak için gerekli ve sağlıklıdır. Kaygı duygusu normal iken, kaygı bozukluğu bir patoloji olarak değerlendirilir. Bir metafor ile açıklamamız gerekirse; bu durumu bir duman sensörüne benzetebiliriz. Her insanın beyninde yangın alarm sistemi olduğunu düşünelim. Normal bir…

En Çok Okunanlar

Çocuk gelişimi, kitaplar, hamilelik, lohusalık, kadın, sağlıklı yaşam, uzmanlarla ropörtajlar, doktorlar. Blogta yazdığım birçok yazımı, bu paylaşımımda kategorize ederek, linkleri ile paylaşacağım ki bana sorularını ileten tüm arkadaşlarıma da toplu yanıt olsun ve aranılan tüm yazılara kolay ulaşılsın diye dilediğim için. Başlıkları aşağıda bulabilirsiniz. Sevgilerimle KİŞİSEL GELİŞİM Yazı: Aşk, Sadakat, EşYazı: Kendini İyileştir Yazı: Tüm Mesele Senle Sen Arasında Yazı: Duygusal Şiddet Yazı: Psikoestetik Yazı: Kutsal Kase Yazı: Aşk Olsun! Yazı: Pikaçu’yu Neden Seçtin? Yazı: Daha İyisi Olabilirsin Yazı: Kavga Arası Mola Yazı: Mutlu Kadın Olabilmek Yazı: Fedakar Olma! Yazı: Kişisel Gelişiyorum Yazı: Takıntına Savaş Aç Yazı: Takıntılarından Kurtul Anne Yazı: Çalışan Anne Olmak Yazı: Kadınlar Ne Düşünüyor ÇOCUK GELİŞİMİ VE SAĞLIĞI Yazı: Çocuk Gelişimi Üzerine Kitaplar Yazı: Bağırılan Çocuk Mu, Bağırmayan Anne mi? Yazı: Beni Dinlemene İhtiyacım Var Anne Yazı: Helikopter Ebeveyn Yazı: Çocuğa Karşı Kararlı Olmak mı Yoksa Otoriter Olmak mı? Yazı: Mürebbiye misin Yoksa Dadı mı? Yazı:…

Abla Ya Da Abi Olmak

Abla olabilirsin. Bu, senin de çocuk olduğunu unutmak anlamına gelmez.Sana, ablasın diye yaşından daha büyük sorumluluk yüklemeyeceğim. Olduğun gibi ol, bir role bürünme çünkü ben, seni her koşulda seveceğim.Kardeşin senden küçük diye daha az ilgi göreceğini düşünme, ben de bu dengeyi sağlamak için elimden gelen çabayı göstereceğim.Elbette yardımcı ol ama senin elindeki oyuncağı sırf ağlayarak senden istiyor diye, razı olmadığın halde, uzlaşmadan verme. Ki bu, zaten onun da gelişimine katkı sağlamaz.Onu sev, koru, öğret, öğren ama önce tüm bunlara kendinden başla. Çünkü başkalarına verip kendinden esirgemeyi içselleştirirsen, bunu belki de ömrün boyunca yapmak zorunda olduğunu düşünebilirsin bile.Sen bir bireysin; şimdi çocuk, sonra yetişkin. Şimdiden adil olmakla adaletli olmak nedir, sevmek, saygı göstermek, iletişim nedir; bilirsen, hem kendine hem de başkalarına aynı ölçüde değer verirsen, kendini gerçekleştirirsin. Zira mutsuzluğun en büyük kaynağıdır; kendini değersiz hissetmek. Ve en kötüsüdür; bunun belki de bilincinde bile olmadan “yaşıyorum “ demek.Bırak başkalarının hayatını, sen kendine…

Bana Yalan Söyleme!

-Karnın ağrıyor mu Güneşciğim? -Hayır. -Lütfen bana her zaman doğruyu söyle. -Biraz ağrıyor… -Şimdi sana bir şey anlatacağım: Hani dün gece sana serum takılacakken sen ağlayarak iğne yapacaklar mı diye sormuştun. Serumu yapacak olan abla seni rahatlatmak için hayır dediğinde bile, sana hiçbir zaman yalan söylemeyeceğimi, hiçbir durumda seni asla kandırmayacağımı, serum takılırken iğne olacağını söylemiştim ve ablayı da uyarmıştım, hatırlıyor musun? Bunu niçin yapıyorum, biliyor musun? İnsanlara yalan söylersen, bir daha sana kimse güvenemez ve inanmaz. O yüzden her zaman doğru olanı söylemeliyiz. Ben sana dün gece iğne için yalan söyleseydim, bana bir daha güvenebilir miydin? O yüzden bana her zaman sen de doğruyu söyle. Güven duymak ve güven vermek, çok önemlidir. Ben de sana her zaman güveneceğimi biliyorum çünkü biz hep doğru olanı söyleriz. Her zaman 💫 Yalan söyleme üzerine kısa bir not: Çocukların bana doğruyu söylemediklerini düşündüğümde (ya da bildiğimde) onlara hiçbir zaman “bana yalan söyleme” demem,…

2 Yaş Döneminde Ağlama ve İnat

Ağlayabilme yeteneğini direnç olarak kullanan 2 yaş bebesi Hira, bu sabah yine tüm gayretiyle ağlayarak, beni hiç unutamayacağım bir günaydınla karşıladı. Önceden böyle kriz durumlarında sinirlerime zar zor hakim olsam da, artık bu durumları sık sık yaşamamızın yanı sıra kontrolümü kaybedersem, çocuğun gelişiminde ne denli etkisi olduğunu idrak ettiğim için kendime sürekli “Bu, geçici bir süreç. Süreci iyi değerlendir, doğru yönet ve dengede kal. O şu an sınırını çizmek istiyor, seni deniyor, sesini gücü olarak kullanıyor, benlik kavramı gelişiyor ve 2 yaş döneminde olduğu için inat. Sakın hayır dediysen, o hayırı evete çevirme. Kararlı olduğunu anlamalı. Bir kere bu kuralı ezersen, bu durumların devamı gelecektir ve ağlayarak her şeyi yaptırabileceğini düşünecektir. Seçenek sun ve ağlamasını engelleme, öfkesini içinde tutmasın” diye diye telkinde bulunmamdan sebep, sorun bir müddet sonra çözüldü. Olay ise çok basit: Bu havada (aylardan Temmuz) külotlu çorap ve kışlık elbise giyecekmiş. Ben de seçtiği kıyafetlerin şu an uygun…

Çocuklarda İngilizce Eğitimi

Bu aralar gündemimde İngilizce eğitim için araştırmalar var çünkü İngilizce konuşabilmenin ne kadar önemli olduğunu hepimiz artık bilsek de, Londra’ya gittiğimde “İngilizceyi doğru şekilde konuşmakla ilgili” ciddi bir idrak yaşadım. Çünkü orada iken gördüm ki ne ben onların konuşmalarını net anlayabiliyorum ne de onlar benim İngilizcemi anlayabiliyor. O yüzden öyle bir yöntem ya da eğitim metodu bulmalıydım ki, çocuklar İngilizceyi doğru telaffuz ile öğrenmelilerdi. Bunun için de ana dili İngilizce olan eğitimcilerle çalışma imkanı oluşturmalı ya da yurt dışında yaşamalıydık. İkinci seçenek şu an için uygun olmadığından, o halde ana dili İngilizce olan eğitimcileri bulmak konusunda bir yol, bir eğitim ya da bir seçenek var mı; onu araştırmalıydım. Ki araştırmaya girince de insanın ulaşamayacağı hiçbir şey yokmuş; bunu da net olarak bir kez daha anlamış oldum. Burada şimdi konuya bir ara verip, kısaca bir görüşümü de aktarmak istiyorum: İngilizce, matematik, enstrüman ya da eğitimi verilecek herhangi bir konu ki buna…

MENÜ