yoneticikisi

10 Posts Anasayfa

İçindeki Sen Kim?

“Şule Hanım, ikiziniz kapalı olduğu için sizde de az da olsa iman bilgisi vardır belki diye soruyorum: Neden bu kadar dünya işleriyle uğraşınız?” gibi bir mesaj aldım geçenlerde bir kadından. Bu mesajın altında yatan iki büyük etken var. Birincisi, yargı. İkincisi de kibir. Kibir ve yargıya bağlıyorum çünkü aslında bilinçaltında şu düşünce var. “Senin imanını yargılıyorum ve kınıyorum çünkü biliyorum ki sen yanlış yoldasın ve benim imanım senin imanından eksiksiz, tam. Bu sebeple de yargılamayı kendimde hak bulup seni doğru yola gelmen için, imanın için, kendi hayrın için de bu dünya işlerini bırakmaya davet ediyorum.” Peki, gerçek nedir? Şule Alkış’ın, Ayşe’nin, Fatma’nın, Hasan’ın, Faruk’un, Mithat’ın imanı eksik midir yoksa tam mıdır? Başkalarının imanı üzerine odaklanacak ve kendimizi “aşmış” sayacak kadar ne zaman yükseldik? Ne zaman hamdan pişmişe, pişmişten yanmışa, yanmıştan da olmuşa döndük de içinde yargı ve kibir barındıran bir bilgelikle başkalarını kınadık? En başından beri açıklamaya çalıştığım konu şu…

Grip Salgını ve Tedavisi

Şu sıralar hem yetişkin hem de çocuklarda ciddi bir domuz gribi salgını var. Güneş ve Hira da hastalanınca, süreci doktorumuzla birlikte, fitoterapi (bitkilerle tedavi) yöntemi ile kontrol altına almaya çalıştık fakat bu yıl ki grip diğer yıllara göre çok daha ağır ve tehlikeli olduğu için, doktorumuz Ayla Özcan bu kez son aşama olarak ilaç da yazmak zorunda kaldı. Güneş 2 yaşından beridir her hastalıkta yalnızca Ayla Hanım’a başvuruyoruz ve kendisine gönülden duacıyım. Çünkü bu süreç içerisinde (5 yılda) yalnızca 2 kere ilaç kullandırttı bize. Geri kalan tüm tedavi süreçlerimiz hep bitkisel yöntemlerle gerçekleşti. Çok zor, ama gerçekten de çok zor durumda kalmadıkça; Ayla Hanım ilaçla değil, bitkisel tedavi yöntemi ile tedavi uyguluyor. Ayrıca doğal beslenmeye de benim gibi gerçekten de önem verdiği için, katkı maddesi ve kimyasal maddelere de en son çare gözüyle bakıp, neredeyse hiç tercih etmediği için, tercih ettiğinde de mutlaka gözlemlediği ve gerekli olduğuna kesin emin olduğu…

Çocuklarda ve Yetişkinlerde Stres Yönetimi

Çocuk ya da yetişkin; her bireyin hayatında olan ruhsal bir gerilimdir stres. Onu seven ya da kabullenen, isteyen ya da varlığına tahammül eden, onunla başa çıkabilen kaç kişidir bilmem ama strese biraz da güzel tarafından, bize kattıkları tarafından bakalım istedim. Ve elbette onu yönetebilmeyi… O halde ilk bahsedeceğimiz kişi şüphesiz ki Abraham Twerski olacak. Abraham Twerski 1930’larda yaşamış, madde bağımlılığı ve özgüven, stres gibi konularda uzmanlaşmış, çok sayıda kitabı olan bir psikiyatrist. Stresle ilgili şöyle bir konuşması var: Stres ve stresi nasıl görmemiz gerektiği hakkında size söylemek istediğim bir şey var. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum çünkü pek çok insanın derslerimden hatırladıkları bir şeyin de bu olduğunu söylüyorlar. Bir dişçinin ofisine gönderilmiştim ve “Istakozlar nasıl büyür? isimli bir makaleye göz gezdiriyordum. Istakozların nasıl büyüdüğünden bana ne ama ilgimi çekmişti. Makale, ıstakozun sert bir kabuk içinde yaşayan narin, yumuşak bir hayvan olduğunu söylüyordu. Bu sert kabuk genişlemiyor. Peki, ıstakoz nasıl büyüyebiliyor? Istakoz…

Çocuklarda Telefon ve Sosyal Medya

Sosyal medyada en sık sorulan sorulardan biri, video çekimlerim çocukları etkiliyor mu? Bu sorunun yanıtı için en başından ve detaylarından başlayayım. Sosyal medya kullanımı, çocuklarda TV izleme süreci, YouTube vb kanallar, bilgisayar oyunları, tabletler… Bizim evde teknolojik aletler ve çocuk konusu… Çocuğum Kitap Okumayı Sevmiyor yazımda Özkan Öze’ye annelerin sorduğu bir soru vardı: ” Kitap okumayı nasıl alışkanlık haline getirebilir ve nasıl sevdirebilirim?” Özkan Öze de cevaben şöyle demişti: ” Açıkçası ilk olarak şunu sormak istiyorum ama kabalık olacağını düşündüğüm için soramıyorum: “Peki siz bu konuda nasılsınız? Çocuğunuzun kitaplar karşısındaki bu tutumu sizi böylesine endişelendirdiğine göre, elinizden kitap düşmüyor olmalı?” Özkan Öze’nin vermek istediği mesaj aslında çok açık fakat bu mesajı biraz da bilimsel olarak değerlendirelim. O halde ilk değinmemiz gereken konu; ayna nöronlar. Ayna nöronları Giacomo Rizzolatti ve ekibi tarafından bulunan, beynin ventral premotor korteks kısmında yer alan, maymunlarla yapılan bir deneyde keşfedilen bir nöron çeşididir ve maymunlarla yapılan…

Çözüm Bulma Oyunu

Çocuklara kendi sorunlarını çözebilmeleri için fırsat oluşturmak, onların iç veya dış dünyalarındaki yaşadıkları sorunlarda, kendi başına mücadele etmelerini öğretir fakat bu noktada ebeveynler olarak bizi bazı sorular beklemektedir: •Hangi noktada, ne kadar müdahale etmeliyim? •Hangi noktadan sonra kendisi başa çıkmalı ve çözümü bulması için hangi noktada çocuğumu yalnız bırakmalıyım? •Acaba farkında bile olmadan, çocuğun yerine sorun çözmede ben rol alıyorsam bu, onun gelişimini nasıl etkiler? •Empati, özgüven, çaba, zamanı doğru kullanmak gibi duygusal gelişim süreçleri bu durumda nasıl şekillenir? • Yaşanılan sorunun kendisine, “bir eğitim modeli” gözüyle bakarsak, bu sorun aslında çocuğun gelişimine katkı sağlayan bir fırsat olarak düşünülebilir mi? Yani paradigma şöyle: Ortada bir sorun var ama biz ona “sorun” değil, “fırsat” diyoruz, bakış açımızı bu şekilde değiştiriyoruz ve sorunla karşılaştığımızda hemen oyuna başlıyoruz fakat oyunu anlatmadan önce algoritma, hedonizm, SWOT analizi, C++ ve gamification üzerine kısa bir bilgi paylaşımı yapmalıyım. Bu kısmı atlayalım derseniz ki bence demeyin, yine…

Çocuğum Kitap Okumayı Sevmiyor

Çocuğum kitap okumayı sevmiyor, ilgisini çekecek doğru kitabı bulamıyorum, kaç yaş itibariyle kitap okunmalı, çocuklar için dini kitapların içerikleri nasıl olmalı gibi birçok sorunun cevabını, çocuk kitapları yazarı Özkan Öze’ye sordum ve çok da güzel cevaplar aldım. Aşağıda detaylarıyla ulaşabilirsiniz. Çocuğum kitap okumak istemiyor. Kitap okumayı nasıl alışkanlık haline getirebilir ve nasıl sevdirebilirim? Bu benim bir çocuk kitapları yazarı olarak en sık karşılaştığım sorulardan bir tanesi. Anneler ve babalar sürekli çocuklarının kitap okumayı sevmediğinden, hatta kitaptan nefret ettiğinden şikayet ediyorlar. En büyük dertlerinden biri, çocuklarına kitap okumayı sevdirmek. Açıkçası onlara ilk olarak şunu sormak istiyorum ama kabalık olacağını düşündüğüm için soramıyorum: “Peki siz bu konuda nasılsınız? Çocuğunuzun kitaplar karşısındaki bu tutumu sizi böylesine endişelendirdiğine göre, elinizden kitap düşmüyor olmalı?” Evet, gerçekten de anne ve babasının hemen hiç kitap okunduğunu görmeyen ve kitaba karşı mesafeli duran çocuklar olduğu gibi, kitap meraklısı aileler içinde de kitaplardan neredeyse nefret eden çocuklar olabiliyor. Burada…

Doğum Günü Partileri

Kendi çocukluğumdan hatırlıyorum: Hep güzel güzel elbiseler giymek, süslü gezmek isterdim. Hele bir de düğüne gideceksek, gelinlik giymeye ne heves ederdim… Ve Barbie bebekler… Benim için güzellik algısı, tam olarak Barbie bebek demekti! Sarı saçları, kusursuz yüz hatları, muhteşem vücut yapısı, harika ayakkabıları ve göz alıcı elbiseleriyle nasıl güzel bebeklerdi onlar öyle… Büyüdüğüm zaman tam da böyle olmalıydım (Hatta bilinçaltı der ki; daha kilolu olursan, saçların bakımsız, kıyafetlerin albenisiz, yüzün makyajsız gezersen, asla güzel olamazsın! Çünkü Barbie bebek gerçeği var ve güzel olmak için tam olarak onun gibi olmalısın.) Yani kısacası empati kurduğumda ya da diğer kız çocuklarını gözlemlediğimde hemen hemen sonuç hep aynı: Süslü olmak, prenses olmak gerçeği 🙂 Bu gerçek, bir problem elbette değil ve olağan bir durum fakat denge dediğimiz faktör burada da işlemeli. Hani hep söylüyoruz ya “güzellik önemli değil, önemli olan iç güzellik” diye. İç güzellik de önemli, evet ama dış güzellik de önemli. Burada…

Hatice Misge İle Açlık Orucu Röportajı

Ş.A: Su orucu hangi rahatsızlık ya da hastalıklar için tutulur? Hasta olmasak da tutabilir miyiz? H.M: Su orucu için danışmanlığa gelenleri iki gruba ayırabiliriz. Bir grup “ben yalnızca sağlıklı olmak için geldim” diyor. Bazısı da o kadar ağır şikâyetle geliyor ki, bakıyoruz aslında temelde bir şey yok. Yalnızca beslenme bozukluğu var, sürekli yaptığı hataların sonucunu yaşıyor. Fakat diğer grup  “sağlıklıyım” diye geliyor, problemler çıkabiliyor. Kişi kendini sağlıklı zanneder ancak organlarında farkında olmadığı bir takım birikintiler olabilir veya bir hastalık gelişiyordur ancak henüz semptomları ortaya çıkmamış olabilir. Bir rahatsızlığı olsun, olmasın hemen her hastalıkta da yapılabilir çünkü açlıkta bedeni kendi iyileştirme gücüyle baş başa bırakmış oluruz. Dışarıdan hiçbir müdahale yoktur. Şifa da Allah’tan beklenir. Şafi yalnızca Allah’ın sıfatıdır. Şifayı yalnız Allah verebilir. Peki, o zaman hekim ne yapıyor? Hekim teskin eder, sakinleştirir, yol gösterir diyor Hz. Ali. Biz şifa vermeye çalışmıyoruz, yalnızca yol gösteriyoruz. Son yıllarda “şifacı” kelimesi çokça kullanılıyor. Herhangi…

Korkacak Ne Var?

Sabah alarmının çalmasına yaklaşık yarım saat var. Çocukların odasından uyku esnasında bağırma sesi duyuyorum. Odaya giriyorum ve Güneş rüyasında korkuyor, belli. Hemen ürkütmeden, usulca koluna dokunuyorum. Sonra da saçlarını okşayıp “İyi misin Güneşciğim, sanırım rüya gördün” diyorum. Gözleri açılıyor ama yanıt vermiyor. “Güneşciğim beni duyuyor musun” diyorum, yine ses yok… Yanına uzanıyorum. Önce sarılıyorum. “Aaa burada minik bir ağız var” diyorum işaret parmağımla dokunarak. “Du bakiyim bi, aaa, o da ne! Orada bir dil vardı aslında, sanırım az önce yuttun, konuşmuyor çünkü” diyorum ve Güneş gülmeye başlıyor. -Korkulu bir rüya mı gördün?-Evet-Nasıl bir rüyaydı?-Yarasalar beni yemeye çalışıyordu. Ben de kaçıyordum.-Hmm, evet. Ben olsam, ben de korkardım. Yem olmak pek hoşuma gitmezdi.Gülüyor… Çocuklarda kaygı ve korku üzerine psikologumuz Ezgi Nur Şahin’le konuşurken, kaygı ve korku bozukluklarının bir nedeninin de “bilgi eksikliğinden” kaynaklandığını söylemesi ciddi anlamda ufkumu açtı. Konunun detayına Çocuklarda Kaygı ve Korku yazımdan ulaşabilirsiniz. Güneş’in yarasalar hakkındaki düşünceleri de muhtemelen…

Bu Çocuklar Bu Lafları Nereden Biliyorlar

BirAnneTavsiyesi olarak 6 senedir blog dünyasındayım ve bu yazımda izninizle “bu kez” kendimden bahsedeceğim. Bahsimizin içinde “Güneş ve Hira’nın bu lafları nereden öğrendiği”, “benim mi öğrettiğim yoksa kendi cümlelerinin mi olduğu” gibi soruların yanı sıra “nasıl blog dünyasına girdim”, “amacım ne”, “ben kimim”, “ne iş yaparım”, “ebeveyn – kadın – çocuk ilişkisi bilgilerine nereden sahibim”, “çocuklarla iletişimde nasıl yol izliyorum, hangi kitapları okuyor ve hangi uzmanları dinliyorum, kimlerden rehberlik alıyorum”, “hayatımın koşturmacaları ile nasıl başa çıkmaya çalışıyorum ve nasıl çözümler buluyorum”, “bir ebeveyn olarak nasıl çocuk yetiştiriyorum ve nasıl yol izliyorum” gibi hakkımda en çok sorulan sorular ve beni üzen minik detaylardan da bahsedeceğim. Ara ara ilgili konularla ilgili de linkler paylaşacağım. Dilerseniz şimdi, anlatmaya en başından başlayalım: Asıl mesleğim sanıldığı gibi çocuk gelişimi ya da psikoloji üzerine değil. Çoğu arkadaşım psikolog olduğumu düşünüyor fakat aslında bilgisayar programcısıyım. Çalışma hayatıma ilk hamileliğimle birlikte ara verdim çünkü çocuğumu kendim büyütmeyi tercih…

MENÜ