Aşı Yaptırmalı mıyım?

Birçok annenin merak ettiği ve kaygılandığı bir konudur aşı. Aşı yaptırmak mı lazım yoksa yaptırmamak mı? Bir yandan boğmaca, çocuk felci gibi sonucu felaket olabilecek hastalıklar, öte yandan da domuz ve fare DNA’sı, otizm, alzheimer, kanser, alüminyum, maymun virüsü söylentileri… Yaptırmasan risk, yaptırsan risk. Söz konusu kişi de çocuğun! Kimine göre bu aşıların bazıları şartken bazıları değil, kimine göre hiçbiri  şart değil, kimine göre de hepsi şart… Daha detaylı bilgi için Cerrahpaşa Çocuk Hastalıkları ve Metabolizma Bilim Dalı Bölüm Başkanı, Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın yazısına bakabilirsiniz. Amerika’da Dr. Sherri Tenpenny de aşıların tümüne karşı…
Konu aşı olunca, bir de GAPS Bağırsak ve Psikoloji Sendromu kitabındaki KKK Aşısı Otizme Yol Açar mı? yazısını da burada paylaşmak istiyorum:
Otizmden bahsedeceksek, KKK aşısını (kızamık-kızamıkçık-kabakulak) ve genel olarak aşıları konunun dışında bırakmamız mümkün değil. Çalışmalarım sırasında, çocukların hastalığını KKK aşısına bağlayan otizmli çocuk ebeveynleriyle karşılaşsam da, çoğunluk bu bağlantıyı kuramıyor. Bir o kadar aile de çocuklarındaki gerilemenin DBT (difteri-boğmaca- tetanos) aşısı yüzünden olduğunu düşünüyor. Dr. Wakefield’ın yaptığı araştırmadan sonra bu konu kamuoyunda büyük yankı buldu. İngiltere hükümeti, halkı KKK aşısının güvenli olduğuna ikna etmek için yüksek bütçeli kampanyalar yapmak zorunda kaldı. Spotlar KKK aşısına döndüğünde diğer aşılar da sorgulanmaya başlandı. Çünkü çoğu, timerosal adı verilen cıva içerikli bir koruyucu ve daha pek çok toksik ve sorgulanabilir madde içeriyordu. Timerosal içeren DBT aşısı birçok ülkede yasaklandı. Ancak diğer ülkelerde bu maddeyi içeren DBT aşıları hala bebeklere enjekte ediliyor olabilir. Aşıların çoğu yeni ve yeterince uzun süredir test edilmiş değiller. Bu aşılardan kaynaklanan komplikasyonlar beklenenden çok fazla gibi görünüyor. Bütün bunların ötesinde, aşıların kar amacıyla üretilen ticari ürünler olduğunu da unutmamak gerek. İngiltere hükümetinin KKK aşısı için yürüttüğü kampanyaya harcadığı 3 milyon poundun, bu aşıdan ticari çıkarı olan firmalar tarafından karşılandığı doğru olabilir mi? Peki, KKK aşısı otizme yol açıyor mu? Ben işin bu kadar basit olduğunu düşünmüyorum. Bu noktada aşı konusunu genen anlamda ele almalıyız.

Modern toplumumuzda çocuklarımızın durumuna bir göz gezdirelim. Etrafınıza baktığınızda gördüğünüz çocukların kaçı sağlıklı? Çocukluk astımı, egzama, diyabet, alerjiler, saman nezlesi, sindirim bozuklukları, DEHB ve otizmli spektrum bozuklukları salgın boyutuna ulaştı! Çoğu otizmli çocuğun kardeşlerinde de egzama, astım veya bu hastalıklardan biri var. Bu sağlıklı sorunlarının hepsi birbirinden farklı görünse de, ortak bir noktaları var: tehlikelere açık bir bağışıklık sistemi. Böyle bir bağışıklık sistemi, çevreden gelecek saldırılara normal tepki vermeyecektir! Aşı, bağışıklık sistemine büyük bir saldırıdır. Normal bağışıklık sistemi olan çocuklar için, belirli bir bağışıklık tepkisi beklenerek üretilir. Ancak modern hayat tarzlarımız sonucu, giderek daha fazla çocuğun normal bağışıklık sistemine sahip olmadığı ve aşıya beklenen tepkiyi vermediği bir noktaya geliyoruz. Çocuk aşılarının bazılarında zaten riske açık bir bağışıklık sistemine bu şiddette bir baskı uygulamak, bardağı taşıran son damla oluyor ve otizim, astım, egzama, diyabet vb başlangıcını tetikliyor. Bağışıklık sistemleri bir parça daha iyi durumda olan çocuklarda, aşı bir hastalık başlatmasa da hasara derin bir darbe daha vuruyor ve çocuk hastalığa daha da yaklaşıyor. Ancak çocuğun bağışıklık sistemi ciddi şekilde savunmasızsa çocuk aşı olmasa bile hasta oluyor. Bugün bu konuda yapılan kamuoyu çalışmaları sonucu çocuğuna hiç aşı yaptırmayan ebeveynler var. Kliniğimde gördüğüm hiç aşı olmamış GAPS’li çocuk sayısı da artıyor. Ancak yine de otizm, DEHB, astım, egzama ve diğer GAPS sorunlarını yaşıyorlar. Görünen o ki belirleyici faktör aşılar değil, çocuğun bağışıklık sistemi.

Bu yüzden KKK aşısını ve diğer aşıları, otizmin doğrudan sebebi olarak göremeyiz ama bağışıklığı düşük çocuklarda çok zararlı olabilir ve bazı çocuklarda hastalığı başlatacak tetikleyici olabilirler.

Etraftaki aşı skandallarından dolayı, dünyada pek çok kişinin çocuklara aşı yapmaktan tamamen vazgeçmemiz gerektiğini düşünmesi şaşırtıcı değil. Ama bu insanların unuttuğu bir şey var. Aşı çağından önce her aileden bir, iki, üç ve hatta daha fazla çocuğun boğmaca, tetanoz veya kızamık gibi hastalıklara kurban verilmesi normal sayılırdı. Bu, doğanın yeryüzünde yaşayan bütün canlılara uyguladığı doğal ayıklanma kuralıdır. Doğada hiçbir hayvanın bütün yavruları hayatta kalmıyor. Aslında pek çok türde yeni doğanların çoğu ölüyor, sadece en güçlü olan hayatta kalıyor. Bu doğal ayıklanma kuralı, gezegenin her türünün en sağlıklı bireyleri ile donanmasını sağlıyor. Modern dünyamızda bu kurala uyumaya hazır değiliz. Hiçbir anne doğurabileceği en sağlıklı yavru olmasa bile, yaşatma yolu varsa çocuğunu ölüme terk etmez. Çocukluk enfeksiyonları doğal ayıklanmanın bir yoludur. Bunları atlatan çocuklar, daha güçlü bağışıklık sistemine kavuşarak hayatlarına daha sağlıklı bir şekilde devam ederler. Zayıf çocuklar bu hastalıkları atlatamaz. Aşılar, biz insanların aramızdaki zayıfları yaşatmak için bulduğu yollardan biridir. Bu yüzden doğanın kanunlarına uyumaya hazır değilsek, aşıları tamamen bırakamayız. Aşılara karşı daha mantıklı bir yaklaşım geliştirmemiz gereklidir.

Son yüzyılda dünya genelinde milyonlarca çocuğun hayatını kurtaran aşılar, yaşam tarzlarımızdaki değişikliklere bağlı olarak tehlikeli hale geldi. Gelişmiş ülkelerde bağışıklık sistemi riskli çocuk sayısı devasa boyutta ve her gün artıyor. Tıp mesleğinin ve hükümetlerin aşılara karşı tavrını gözden geçirme zamanı geldi. Herkesi aşılama kuralı değişmeli!

Bu kitapta şu prosedürü öneriyorum: Her bebek aşı kararı verilmeden önce bağışıklık sistemi ile ilgili kapsamlı bir incelemeden geçirilmeli. Bu inceleme şunları içermeli:

1- Anne – babanın ve bebeğin sağlık geçmişini değerlendirecek bir anket.
2- Bebekte bağırsak disbiyozu riskini değerlendirecek kapsamlı bir dışkı ve idrar testi.
3- bebeğin bağışıklık durumunu değerlendirecek bir test.

Bu anket ve testler, her bebeğe aşılanmadan önce yapılmalı ve aşağıdaki adımlardan hangisinin atılacağını karar vermekte önemli ölçüde bu sonuçlardan yararlanılmalı:

Hiç aşı yapmamak: Annesinde fibromiyalji, sindirim sorunları, astım, egzama, ciddi alerjiler, otoimmün bozukluklar veya nörolojik sorunlar olan çocuklara aşı yapılmamalıdır. Egzama, astım, sindirim problemleri ve bağırsak florasının veya bağışıklık sisteminin risk altında olduğuna işaret eden herhangi bir hastalığı olan bir bebek, acil vaka olarak kabul edilmelidir ve aşılanmamalıdır! Otizmli çocukların küçük kardeşlerine; şiddetli egzama, astım, alerji, DEHB, epilepsi ve insüline bağlı diyabet hastası çocuklara aşı yapılmamalıdır. Bu çocuklar daha ileri bir yaşta tekrar test edilebilirler. Yeni testlere göre bağışıklık sorunu ortadan kalkmış olanlara, karma değil tek tür aşı yapılması daha iyi olabilir. Bu tekli aşıların arasında da en az altı hafta süre olmalıdır.
Test sonuçları iyileşene kadar aşıyı ertelemek: Bu yöntem, annelerinin sağlık durumu genel olarak iyi olan ancak testlerde bağışıklık sistemi anormallik gösteren bebekler için geçerlidir. Bu çocukların her 6-8 ayda bir tekrar test edilmeleri ve hazır olduklarında karma değil tekli aşı yapılmaları gerekir.
Sadece tekli aşılarda standart aşı yapmak: Bu yöntem, sağlıklı bir aileye sahip ve testlerde normal bağışıklık gelişimi gösteren sağlıklı çocuklarda geçerlidir.

Bu bahsettiklerimiz, sadece uygun bir aşılama protokolü hazırlamak için üzerinde çalışılması gereken ana hatlardır. İngiliz Hükümeti’nin KKK’yi aklamak için harcadığı 3 milyon pound, böyle bir protokol geliştirmeye yetebilir. Bana kalırsa geleceğin sağlığı için çok daha değerli bir yatırım olur.

Mevcut standart aşı protokolümüz ile ilgili olarak KKK, DBT gibi karma aşılar yerine tekli aşılar uygulanması için ciddi bir tartışma sürmektedir. Normal şartlar altında bir çocuk, hiçbir zaman hem kızamık, hem kızamıkçık, hem de kabakulak virüsüne yakalanmaz. Aslında, bunlardan sadece ikisinin aynı anda görüldüğü çok nadir durumlar, tıp literatüründe çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişme geriliği ile tarif edilmiştir. Tabii ki karma aşı yandaşları, dünyada milyonlarca çocuğun bu aşıları olup hiçbir sorun yaşamadığını söyleyecektir. Ama GAPS hastalıkları salgın haline gelirken eski politikalarımızı gözden geçirmeliyiz. Büyük olasılıkla karma aşıları tamamen ortadan kaldırılması gerekebilir.

GAPS Bağırsak ve Psikoloji Sendromu için Doğal Tedavi Yöntemi Kitabı – Sayfa:67
Benim fikrimi sorarsanız: Ben iki çocuğumun da tüm aşılarını yaptırdım ve şu an ki şartlar gereğince, mutlaka aşı olunması taraftarıyım. Aşı olunmadığı taktirde oluşacak sağlık problemleri ya da sonuçlar, bence daha riskli… Peki, aşı yaptırdım ama sonrası için bir çözümüm var mı? Çözüm olarak da, mümkün olabildiğince doğal ve organik beslenmeye gayret gösteriyorum. Bağırsak sağlığı başta olmak üzere, çocukların bedensel ve zihinsel sağlıkları üzerine yoğunlaşıyorum. Organik ve doğal gıdadan yana da seçimimi MemlekettenGelsin ‘den yana yapıyorum. Bu firma, ya organik ya da gıdaları memleketlerinden gönderiyorlar.

Hepimize sağlıklı günler diliyorum,
Keyifle kalın.

Yoruma kapalı.

MENÜ