Alkali Su

Suyun önemini hepimiz biliriz ve yaşam kaynağı olduğunu kabul ederiz fakat bu konuda farkındalığımız ne kadar yüksek? İnsan, anne karnında bile suyun içindedir. Ayrıca su, bilgiyi taşır. O yüzden bilgedir aslında O. Sağlıklı beslenmede, temizlikte, yaşamın devamlılığında hep en öndedir. Peki en iyi şekilde sudan nasıl faydalanabiliriz? Hayatımıza en verimli ve berrak haliyle nasıl dahil edebiliriz?

Son zamanlarda sağlıklı yaşam adına araştırmalar yapıyorum. Hayatımı da ona göre düzenliyorum. Bu konuda bana en büyük rehber olan iki isim var: Biri Aidin Salih iken, diğeri de Ayşegül Çoruhlu. Aidin Salih, damacanalardaki suların durgun su olduğunu söylüyor. Durgun suyun ise faydalı olmadığını. Suyu canlı hale getirmek için önce buza dönüştürmeli, buza dönüşen su eridikten sonra da suyun üst ve alt kısımları atılıp, orta kısmı içilmelidir der. Ayrıca suya Kuran dinletmek, doğa sesleri (su, kuş, yaprak, yağmur vs) suyu canlandırır der. Bir parça sirke katmanın da suyu canlandırdığını söyler. Ayrıca florürün zararları da azımsanmayacak kadar önemli bir yerde…

Yaşam şartlarımızda artık doğadan akan, canlı suyu bulmak zor. Hatta suyu buza dönüştürüp, üst ve alt kısımlarını döküp sadece orta kısmını da içmek zor. Bunu başarabilecek kişi sayısı çok çok azdır. Bu konuda kendi adıma yapabildiğim en büyük çaba, suyun yanında Kuran açmak (tabii inancımızla ilgili bu kısım, o yüzden herkes için uygun bir neden olmayabilir), suya bir damla sirke damlatmak benim uygulamalarım fakat Ayşegül Çoruhlu’nun Alkali Diyet kitabındaki su için verdiği çok değerli öneriler var ki, aslında onları paylaşmak istiyorum. Kitapta bahsedilen her bilgi çok kıymetli ve etten, peynirden, sütten, undan, tuzdan tutun da bildiğimiz birçok şeyin ne kadar yanlış olduğunu anlamama da yardımcı oldu bu kitap. Bilhassa asitlenme konusunda ciddi derecede farkındalık oluşturuyor. Neden bu kadar çok su içmemiz gerektiğini, yediğimiz içtiğimiz şeylere neden bu kadar dikkat etmememiz gerektiğini ilk defa idrak ettiğim ve bunca yıl uğraştığım ve başaramadığım, aşamadığım “iştah” konusunu da artık aşabildiğimi de söyleyebilirim Ayşegül Çoruhlu ve Aidin Salih sayesinde. Şimdi, kısa kısa Alkali Diyet kitabındaki su ile ilgili bilgileri aktarmak istiyorum:

Her sıvının olduğu gibi içtiğimiz suyun da bir pH’ı vardır. Şimdi yaygın olarak içme sularının üzerine pH’ları yazılıyor. Bir suyun pH’ı 7’nin üzerinde ise o su alkalidir. İçtiğimiz suyun pH’ının 7 üstünde olmasına dikkat etmemiz gerekir. Suyun asit veya alkali olmasını içindeki maddeler belirler. İçme suyuna ekleyeceğimiz alkali bir madde suyun pH’ını değitşririr. BİR LİTRE SUYA YARIM ÇAY KAŞIĞI ECZANELERDE SATILAN KARBONAT EKLEMEK, SUYUN PH DEĞERİNİ YÜKSELTİR. 8’İN ÜZERİNDE YAPAR. Aynı zamanda eczanelerde satılan pH damlalarından da eklemek gerekir. Birazdan bu damlalar ile ilgili de detaylı olarak yazacağım.

Tüm diyetlerde bolca su içmek önerilir. Sebebi, kilo vermeyi sağlayan yağ yakımı sonrası ortaya çıkan asitleri atabilmektir. Ancak öneri olarak su içilmesi tavsiye edilir, suyun türü belirtilmez. Elbette çay, meyve suyu, kahve gibi sıvılar su yerine geçmez. Geçmediği gibi bu sıvıları tüketmek bizi daha da asitlendirir. Kola ve kahvede olduğu gibi bu sıvıların ya pH’ı zaten asittir (Bir bardak koladaki asiti atmak için 32 bardak su içmek gerekir! Böbrekleri yorar, kemik ve kaslardan kalsiyum çalınır, böbrek yeterli gelmez ve ciddi derecede asitlendirir. Ciddi derecede kilo yapar. Kolanın asit değeri 2.8 pH’dir. Kitabı okumalısınız…)

Suyu mutlaka alkali hale getirmeliyiz. Daha az miktarda su içsek bile, alkali suyla daha çok asit atarız. Mesela galon galon su içmek değildir. Alkali değeri yüksek su içerek vücuttaki asitleri nötralize etmektir. 20 kilo başına 1 lt. alkali su içmek yağ yakımı için yeterli alkali ortamı sağlar. Bu miktarda su, vücuttaki ideal alkali pH’ı sağalamaya yardımcıdır.

Fazla asit, böbrekteki damarları da tahrip eder. Vücut, bu tahribatı engellemek için yağ ve kalsiyumdan bir yama yapar. Böbrek damarlarındaki bu yama birikintileri damarları daraltır. Bunun gerçekleşmesi onlarca yıl alır. Bir böbrek nefronu bozulduğuBu asitleri seyretlmek zaman, diğer nefronlara asit atması için daha çok yük biner. Bu asitleri seyreltmek için kullanılan yol, fazladan su tutmaktır. Ancak asitleri sulandırmak için fazladan su tutulması, kalbin pompalama gücünü düşürür. Tutulan suyla kanın hacmi genişler, kalp için bu hacimdeki kanı pompalamak daha çok güç ister. Tansiyon çıkar.

Tansiyon kontrolü için böbreğin asit yükünü azaltmak gerekir. Bunu sağlamak için en kolay yol alkali su içmektir. 

Suyu bir anda çok miktarda içmek böbreği zorlar. Böbrek, hızla gelen çok miktardaki suyla istediği kadar asidi atamaz. Böbreğin asitleri atılır hale getirmek için belli bir çalışma hızı vardır. Suyu saatlere bölerek içmek asit atılımını artırır. Kandaki asit miktarı fazlaysa vücut bunların yakıcı etkilerini azaltmak için bu asitleri bur tür tuza çevirir. Bu asitler ile alkali mineral kalsiyumun birleşmesi sonucu, kanda sıvı halde olan asitler tuz olur ve katı hale geçer. Katı asitler kanın pH’ını asitleyemezler. Böbreklerin suyla alışverişindeki diğer bir mecburiyet, bu tuzların atılmasıdır. Bu asit ve kalsiyum birleşimi böbrekte olduğunda böbrek taşı, eklemdeyse gut ve artrit, damardaysa damat sertliği adını alır. Böbrek taşı analizinde taşın içinde kalsiyum tespit edilince, tedavide kalsiyumlu besinlerin tüketilmemesi önerilirdi eskiden. Şimdi asitlenmenin böbrek taşı oluşumuna etkisi daha iyi biliniyor. Asitlenme arttıkça böbrek taşı oluşma olasılığı artar. Bunun en büyük kaynağı ise hayvansal proteinlerdir (Aidin Salih de “Peygamberimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki; Şüphesiz et, yemeklerin efendisidir. Efendi ile her gün buluşulmaz” der, mesela.)

Karbonat, elma sirkesi veya limon ekleyerek alkali özelliği artırılan su içmek yağ yakımını artırır. Alkali su içmenin üstünlüğü, asit temizleyebilme kapasitesinden kaynaklanır. Günde içilmesi önerilen ideal miktar olan 8 bardak su eğer alkali değilse, temizlediğimiz asit miktarı, aynı miktar alkali suyun temizleyeceğinin çok daha azıdır. Günde 3 litre alkali su, 9 litre normal sudan daha iyidir. Günde 8 bardak su içmek yerine, günde 8 bardak alkali su içmek daha doğrudur.

Kilo verirken su içilmesinde ısrar edilir. Bunun sebebi; yağ deposundaki yağ asitlerin çözülebilmesi ve yağlar enerjiye çevrildikten sonra ortaya çıkan asit artıkların vücuttan atılmasını sağlamaktır.

Normalde bir kişi ortalama günde 1-1,5 lt su içer. Bu sıvıların çoğu kahve, çay gibi içeceklerdir. Oysa bu içecekler asit yükleri sebebiyle vücudun suyunu çalarlar. Bu sıvıların pH’ları asittir. Günlük tükettiğimiz bazı sıvıların pH’ları şöyledir:

Çay………………………pH 5,5
Kahve…………………..pH 5
Bira………………………pH 4,5
Kola …………………….pH 2,8

Görüldüğü üzere pH değeri 7’nin altında olan bu asitli sıvılar, vücutta tamponlanmak zorunda kalacaktır. Çay, kahve, kola hakkında okuyacağımız hastalıkların çoğu, onların asit yüklerinden kaynaklanır. Kola ve kahve selülite yol açar, vücudun mevcut suyunu kullanıp bizi susuz bırakır. Taze meyve suları da, yüksek meyve şekeri sebebiyle asit yüküne sebep olur. Meyve suları, meyvenin kendisinden fazla asitlenme yapar. Restoranlarda çocuğun için yemeğin yanına meyve suyu isteyerek iyi bir yapmış olmazsınız. Meyve suyu, meyveden daha hızlı kana karışır. Yüksek oranda fruktoz içerir. Fruktozu depolamak, cüvut için büyük sorundur, vücut proteinlerine zarar verir.

Susuzluk acıktırır. 

Susuzluk sinyallerini, açlık olarak algılayıp fazladan yemek yiyebileceğimiz hatırlatalım. Hafif bir susuzluk, metabolizmayı derhal yavaşlatır. Yeterince su içmediğimizde gereğinden fazla yeriz. Çünkü hem açlık durumunda olduğumuzu zannederiz hem de yavaşlayan metabolizma yüzünden harcanamayan enerjiyi daha da çok depolarız. Beyindeki susuzluk ve açlık merkezi birbirine çok yakındır, sinyaller karışabilir. 

Suyu Az İçtiğimizi Gösteren Belirtiler
  • Ter kokusu
  • Koyu ve kokulu idrar
  • Her gün dışkılayamamak
  • Dışkıda ağır koku, koyu renk
  • Dışkının tek parça yerine küçük parçalar halinde çıkması
  • Ağız kokusu
  • Diş eti kanamaları, diş çürükleri
  • Ciltteki kuruluk ve kırışıklıklar

El üstü derinizi iki parmağınızla 3 saniye kadar çimdikleyip bıraktığımızda, cildin kırışıklığının düzelme hızı biyolojik yaşınızı gösterir. Çimdiklenme sonu daha geç normale dönen cilt, daha yaşlıdır. Alkali su tükettikçe, kırışıklığın düzelme süresi kısalır.

Alkali Su İçmenin 12 Altın Kuralı
  1.  Suyun yemeklerle içilmemesi gerekir. Suyun alkali yapısı, midenin asidini azaltır. Yemek sırasında mide asidi azalırsa yiyecekler, özellikle proteinler iyi sindirilemezler. İyi sindirilemeyen proteinler bağırsaktaki asit yükünü arttırırlar. Sindirilememiş protein artıkları bağırsak bakterileri tarafından çürütülüp daha da asitli bir ortam oluşturur. Asitlenme bağırsak çeperlerine zarar verir. Yiyeceklerin içeri alındığı küçük bağırsak delikleri genişler. Buradan içeriye tam sindirliememiş büyük proteinler kaçar. Gıda duyarlılığı oluşarak kronik enflamasyon meydana gelir.
  2. Her 20 kilolaya 1 lt alkali su içmek gerekir.
  3. Sabah kalkınca ilk iş, akşam yatmadan önceki son iş olarak birer barda alkali su içmek önerilir (Buraya bir not düşmek istiyorum: Sabah uyanır uyanmaz su içmeden de önce, dişler fırçalanmalı. Gece boyunca ağızda oluşan bakteriler, alınan gıdalarla vücuda girmeden önce bu temizliğin yapılması aslında şarttır).
  4. Suyu iki saatte bir içmek tavsiye edilir.
  5. suyun öğün aralarında içilmesi gerekir.
  6. Yemeklerden yarım saat önce ve yemekten 2 saat sonra su içmelidir.
  7. Özellikle yemekten yarım saat önce içilen bir bardak alkali su acıkmayı azaltır.
  8. Pratik olmak için, yanımızda karbonat taşıyıp suya ekleyebilirsiniz. 1 litre suya yarım çay kaşığı oranında kullanmak yeterlidir. Suyun tadı bozulmaz. Aksine yumuşatır. Bu basit “iksir” bizim alkali kurtarıcımız olabilir.
  9. Limonlu veya elma sirkeli suyu açken içmek mideyi daha da çok kazındırır. Bunları yemek sonrası tüketmek daha uygundur.
  10. Suyu soğuk içmek yerine oda sıcaklığında içmek daha uygundur.
  11. Egzersizde, 1 saatte vücudun %2’lik suyunu terle kaybederiz. Saat başına bir litre alkali su içerek kaybettiğimiz suyu yerine koymalıyız.
  12. Sağlıklı olmak ve kilo vermek istiyorsa günlü 3-4 lt. alkali su içmeliyiz. 1/2 lt. su içmenin 2 dakika sürdüğünü düşünerek, su içmeye günde 15 dakika ayırmalıyız. Böyleyece yüksek oranda alkali olmak ve yağ yakımını arttırmak için bize yetecek 3 litre su içmiş oluruz.

Akşam yatarken içilen bir bardak doğal elma sirkeli su hem sabah idrarını alkali yapar hem de idrar yollarını temizler. 

Elma sirkesinin diğer faydaları:

  • İçinde pektin vardır. Bu bir liftir, bağırsak hareketlerini kolaylaştırır.
  • Pektin, hayvansal gıdalardan gelen kolestrolün emilimini azaltır.
  • Elma sirkesi sebzelerdeki kalsiyumun serbestleşmesini kolaylaştırır.
  • Potasyum içerir.
  • Bakteriler ve mantarlar için öldürücüdür.
  • Ürik asidi düşürür.
  • Genel olarak kronik yorgunluk sendromunu azaltır.
  • Cilt içn iyi bir kozmetiktir.
Alkali pH Damlaları

Alkali olmak için en pratik ve etkili yoldur. Küçük damlalıklı şişelerde eczanelerde satılır. İçlerinde çoğunlukla alkali mineraller olur. İçme suyunun pH’ın 8 ve üzeri değerinde alkali yapar. Günlük 5-8 bardak, içine alkali damla eklenmiş su önerilir.

Alkali pH damlalarının özellikleri şunlardır:

  • Suyun tadını değiştirmezler.
  • Kalorisizdirler.
  • Üzerlerindeki talimata göre bir bardak (250ml) suya 10-20 damla eklenir.
  • Aç karnına içilmesi önerilir.

Alkali pH damlalarının sağlığa faydaları

  • Suyun pH’ını yüksek alkali yaptıkları için daha az suyla daha çok asit artık temizlenir.
  • pH değer 10 ve 10’un katları olarak artar. pH’ı 6,5 olan içme suyuna pH damlası eklenerek pH’ı 8,5’a yükseltilen su 100 kat daha fazla alkali olur. Böylece orijinal halinden 100 kat fazla asit artığı vücuttan atabilir. Yeterince su içemeyen kişiler için kurtarıcıdır.
  • Alkali değeri yükseltilmiş suyu içmek vücudun hidrasyonunu yükseltir.
  • Alkali değeri artan kan dokulara daha çok oksijen taşır. Dokularda oksijenin artması, bakteri ve mantar enfeksiyonlarını engeller. Bakteri ve mantarların çoğu oksijensiz ortamda çoğalırlar.
  • Oksijenlenme artışı dokuda kanser hücresi oluşumunu da azaltır. Kanser hücreleri de oksijensiz ortamı severler.
  • Oksijen artışı enerjiyi artırır.
  • Kilo kaybetmek için yap yakabilmek ancak oksjen mevcudiyetinde mü mümkündür. pH damlaları kullanarak alkali olmak, diyetlerde kilo vermeyi kolaylaştırır.
  • Egzersiz yaparken kaslarda oluşan laktik asit sebebiyle asitlenme artar. Laktik asit kaslarda yorgunluğa da sebep olur. Yüksek alkali su içmek egzersiz süresini ve performansı artırır.
  • Asitlenmeye bağlı kemikten kalsiyum kaybını azaltır.
  • Vücudun asit yükünü gidermek için kullanılan magnezyumun bir kısmı kemikten, bir kısmı da kaslardan çalınır. Kasta azalan magnezyum kas kramplarına ve halk arasında kulunç tabir edilen fibromiyaljielere sebep olur. İçine pH damlası eklenen yüksek alkali su içme bu şikayetleri de azaltır.
  • Ağızdaki asitlenmenin sebep olduğu diş çürükleri ve kötü kokuyu engeller.
  • Mide yanması ve reflü şikayetlerini azaltır.
  • Böbrek taşı oluşumunu engellemeye yardımcı olur.
  • Fazla kahve ve çay tüketmenin asitlenmeye katkısını azaltmak için, içlerine pH damlası eklenebilir. Tadını değiştirmeden, içilen kahve çayın asit pH’ını azaltır.

Yer yer kitaptan değindikten sonra, su için benim de uyguladığım bir şey var ki, sizin de yapmanızı öneririm. Aslında öyle tahmin ediyorum ki birçoğumuzun duyduğu ama pek azımızın yaptığı bir şey bu: Dr. Masaru Emoto’nun su ile ilgili yaptığı deney. Suyun üzerine yazdığı yazılarla, suyun kristalleşmesindeki değişimleri gözlemlemiş, sevgi, aşk gibi sözcüklerin kristalleri düzgün ve güzel görünümdeyken, nefret öfke gibi yazılarda da çirkin ve karmaşık olduğunu gözlemlemiş. Suyun canlı olduğunu da hepimiz bildiğimize göre, bence siz de sürahinize sevgi, şifa, aşk yazabilirsiniz. Ben kimi zaman suyla konuşurum bile. Bunun bana iyi geldiği gibi, suya da iyi geldiğini düşünürüm.

Bir de, Büyüleyici Bağırsak kitabında bir bilgi vardı: Mide, ayakta durduğumuzda farklı şekil alıyor iken otururken ise ayakta durduğumuzdan daha farklı şekil alıyor imiş. Ayakta içilen su, mide asidinden geçmeden direkt bağırsaklara indiği için, içindeki zararlı organizmalar da iniyormuş. Ama oturarak içince, o organizmaları mide asidi yok ediyormuş. O yüzden oturarak içmek çok önemli imiş. Aynı zamanda sünnet de 🙂

Son olarak, sudaki klorü filtrelemesi için özel musluk filtreleri henüz almadım fakat alacağım. Duş alırken dahi, suya katılmış klor gibi atıkların arınmasına yardımcı olacaktır.

Yine musluk sularının içindeki florürden dolayı da artık yemeklerimde musluk suyu değil, içme suyu kullanıyorum. Bu da ayrı bir konu: epifiz. Onu da yakında yazacağım.

Suyumuza ve sağlığımıza; dolayısıyla da  neslimize katkısı olmasını diliyorum.
Sevgilerimle

Yoruma kapalı.

MENÜ